Türkiye’de çocuk olmak zor; ama veli olmak ayrı bir branş. Hele konu okul seçimi ve bursluluk sınavlarıysa, artık bu bir eğitim meselesi değil, tam teşekküllü bir dayanıklılık testi.
anne-babalarının “bu okul bizim kaderimizi değiştirir” beklentisini işaretliyor. Sınav salonuna giren çocuk sayısı kadar, kapıda dua eden veli, WhatsApp’tan “nasıl geçti?” diye yazmaya hazırlanan teyze, “bizim zamanımızda…” diye başlayan dayı vardır.
Çocuk sınavdan çıkar:
— “İyiydi.”
Veli beyninden geçen:
— “İyi ne demek? Net kaç? Zor muydu? Sence burs gelir mi? Yüzde kaç?”
Çocuk hala çocuk, veli ise artık strateji uzmanı.
Okul seçimi, broşürlerle başlar ama kalp çarpıntısıyla biter. Her okul “biz farklıyız” der. Hepsi: Bireysel eğitim verir. değerler öğretir, çocuğu hayata hazırlar; ama aylık ücretiyle veliyi hayattan koparır.
Veliler gezdikleri okullarda bir noktadan sonra şu cümleyi kurar: “Her şey çok güzel ama…” O ama bazen servis ücretidir, bazen yemek, bazen de “burs oranı %10’la sınırlı” gerçeği. Çünkü hatırlatmak gerekir:
Bursluluk sınavı = ücretsiz eğitim değildir.O daha çok “biraz daha az zorlanarak zorlanma” modelidir.
Çocuk mu yarışıyor, veli mi?
Asıl yarış sınav salonunda değil, veli gruplarında yaşanır.
— “Bizim çocuk yüzde 80 aldı.”
— “Bizimki zaten özel ders almadı, öylesine girdi.”
— “Biz bu okulu istemiyoruz ama bursu da kaçırmayalım dedik.”
Kimse istemez ama herkes girer. Kimse önemsemez ama herkes karşılaştırır. Bu sırada çocuk, eve gelip Lego yapmak ister. Veli, “bir daha deneme sınavı çözelim” der.
Asıl soruyu kimse sormuyor
Veliler, yüzdelere, sıralamalara, kampüs metrekarelerine boğulurken, kimse şunu yüksek sesle sormuyor:
İyi gelmek; sadece akademik başarı değildir.
İyi gelmek; çocuğun korkmadan soru sorabilmesi, hata yapınca ezilmemesi, “ben yetersizim” demeden büyüyebilmesidir.
Ama sistem bize şunu fısıldar:
— “En iyisi olsun.”
— “En pahalı olan iyidir.”
— “Burs kazanamazsa yazık.”
Ve çocuk, daha 9–10 yaşında, “kazanamadım” kelimesiyle tanışır. Bursluluk sınavı biter, tercihler yapılır, kayıtlar olur. Sonuç şudur; Çocuk biraz daha büyümüştür. Veli biraz daha yorulmuştur. Eğitim sistemi hala velinin sırtına yüklenmiştir.
Belki de artık şunu kabul etmeliyiz: İyi okul; en çok burs veren değil, en az yara açandır. Ve bazen en doğru tercih, broşürde yazmaz. Çocuğun gözlerinde belli olur. Ben çocuğumun gözlerinde kaybolurken seçtiği okulu yazacağım günü heyecanla bekliyorum.










