İzmir de tüm Türkiye gibi Avrupa 2024'ün ve milli maçların heyecanına kilitlenmişken özellikle CHP'li geçmiş dönem belediye başkanlarının çokça ciddiye aldığı ve fonladığı bir Instagram sayfası tarafından bir haber paylaşıldı.
Haberde, Karabağlar Uzundere'de yapımı devam eden bir kuran kursu ve öğrenci yurdunun kaçak olduğu iddiasıyla belediye ekiplerince yıkılmak istendiği ancak mahallelinin etten duvar örerek yıkımı durduğu yazıyordu. Mahallelinin bağışlarıyla inşa edilen kuran kursu ve öğrenci yurdu için mahalleli topyekûn seferber olmuş ve belediye kepçesini kovalamıştı. Hatta haberde konuşan bir vatandaş, kuran kursu inşasının aslında belediye tarafından yapılması gerektiğini ve bu noktada belediyeden hizmet beklediklerini belirtiyordu.
Diğer taraftan ise İzmir'de metropolün diğer ucundaki Çiğli Güzeltepe Mahallesi'nde ise vatandaşlar açılmak istenen tarikat yurduna karşı eylem yaparak kapısına mühür vurdu ve “Bu tarikat yurdu Çiğli Halkı tarafından kapatılmıştır” yazısını astı.
Şimdi bunda ne var ki? Birisinde mahalleli daha dindardır, Kuran kursu açmak istiyordur; diğerinde ise tersidir ve mahallelerinde tarikat yurdu istemiyordur diyebilirsiniz.
Fakat durum hiç de öyle değil. Çünkü anlatıldığı gibi Uzundere Mahallesi'nde yaşayan vatandaşlar da Kuran kursunu korumak için etten duvar örmüyor.
Nereden mi biliyoruz?
Uzundere yaklaşık 300 yıllık bir Türkmen Tahtacı Alevi köyü. Ege Tahtacı Kültür ve Dayanışma Derneği Uzundere Şubesi Başkanı Süleyman Türkeli de Ege'de Son Söz gazetesine verdiği demeçte şunları söylüyor: “Biz Kuran kurslarına karşı değiliz, ülkemizin bir ihtiyacıdır ama yapıldığı yer yanlış. Alevi Tahtacı Türkmen köyüne yapılmasına ve kaçak yapılmasına karşıyız. Bir ev gibi inşaata başladılar ve sonrasında yükselttiler. Bir kasıt olduğunu düşünüyoruz. Biz cemaatlere karşıyız. Biz cemaatleri de onların yapacağı kuran kurslarını da köyümüzde istemiyoruz.”
Sanırım daha açık anlatılamazdı.
Peki hem Uzundereliler karşıyken hem de tarla vasıflı arazi üzerinde kentsel dönüşüm alanında tamamen kaçak şekilde yapımı süren bu inşaatın etrafına etten duvar ören kişiler kim? Bu gücü nereden buluyorlar?
Üstelik Karabağlar Belediyesi'nin konuyla ilgili geçtiği basın metninde, inşaatı korumaya gelenler hakkında ciddi iddialar var. Bu kişilerin yanlarında zincir ve delici aletler taşıdığı, yıkım ekiplerini ve mahalleliyi açık açık tehdit ettiği, bunun üzerine belediye ekiplerinin emniyete haber verdiği ancak emniyet tarafından herhangi bir kolluk kuvveti yönlendirilmediği gibi...
Kısaca bir Alevi köyünün tüm itirazlarına rağmen, dışarıdan gelen bir cemaat yapılanmasının araziyi aldıktan sonra köylüyü kandırarak kendi ideolojik argümanlarını dayatması ve bunu yapanların da birileri tarafından korunmasıyla karşı karşıyayız. Hem de İzmir’in metropolünde. Üstelik Çiğli'deki ve Karabağlar'daki inşaatların aynı cemaatin olduğu da diğer bir iddia. Yani bir tarikat, İzmir’de istediği yere kafasına göre Kuran kursu ve öğrenci yurdu yapıyor, birileri de bunları koruyor.
Bu arada kısa bir hatırlatmada fayda var: İzmir Diyanet'in verilerine göre 452 adetle Türkiye'de en fazla Kuran kursu bulunan dördüncü il. Kısaca herhangi bir kurs açığı da yok. Sadece kendi hayat tarzlarıyla İzmir'i çevrelemek ve dayatmada bulunmak isteyen bir yapıyla karşı karşıyayız.
Bu dayatmaya karşı İzmirlilerin hakkını savunan Karabağlar Belediyesi'ne teşekkür ediyorum. Bize düşen, bu mücadelelerinde yanlarında durmak ve gerçekleri kamuoyuna aktarmaktır.