PELİN ENGİN/EGE'YE BAKIŞ- İş insanı, koleksiyoner ve vakıf başkanı Zeki Karaoğlu, geçmişteki belediye başkan adaylığı sürecinden vakıf faaliyetlerine, sikke koleksiyonculuğundan gelecek planları hakkında Ege'ye Bakış Gazetesi'ne konuştu.
Geçmişte Buca Belediye Başkanlığı için aday adayı oldunuz. Bu sürece nasıl girdiniz?
"Ben çok uzun süredir Buca’da yaşayan bir ailenin ferdiyim. Dört kardeşiz. Köklerimiz Sivas'a dayanıyor ama 1968 yılından bu güne Buca bizim evimiz. Burada büyüdüm, burada yaşıyorum, burada iş hayatına atıldım, kazandım ve kazandığımı yine burada harcadım. Bu yüzden Buca’nın havasını solumuş, gelişimine birebir tanıklık etmiş biriyim.
Dolayısıyla Buca’nın sorunlarını, potansiyelini ve ihtiyaçlarını çok iyi biliyorum. Sorunların nasıl çözülebileceğini, belediyeye nasıl gelir sağlanabileceğini, halk nasıl harekete geçirilebileceğini iyi bilen biriyim. Çünkü buranın bir parçasıyım. Ailem, çocuklarım burada büyüdü." Adaylık sürecinizde neler yaşadınız?
"İki defa Buca Belediye Başkanlığı için aday adayı oldum. Ancak her iki süreçte de hedefime ulaşamadım. Elbette bu beni üzdü ama önemli olan halkın takdiridir. Siyasetin, televizyonda gördüğümüz gibi olmadığını, kendi içinde çok daha farklı dengeler barındırdığını bu süreçte gördüm."
Siyasete tekrar dönmeyi düşünüyor musunuz?
"Hayır, ben artık siyaset defterini kapattım. Ancak halk için yapılabilecek ne varsa, o alanda çalışmaya devam ediyorum. Mustafa Kemal Atatürk döneminde nasıl ki halkın el birliğiyle Uşak Şeker Fabrikası kurulduysa, ben de bu kolektif bilince inanıyorum. O fabrikalar, sadece sanayi yatırımı değil; halkın birlikte başardığı kalkınma projeleriydi. Ben siyasete bu tarafıyla bakıyordum ama artık bu hedefimi başka alanlarda gerçekleştirmek istiyorum." İzmir Sivaslılar Vakfı’nın başkanlığını yapıyorsunuz. Vakfın temel misyonu nedir?
"İzmir Sivaslılar Vakfı, yaklaşık bir buçuk yıllık bir hukuk sürecinin ardından kurulmuş güçlü bir yapıdır. Ancak sadece Sivaslılara değil, Türkiye’nin dört bir yanından herkese açıktır. Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve ihtiyaç sahiplerine destek olmak en temel misyonumuz.Ayrıca ailemle birlikte kurduğumuz Refiye ve Nurettin Karaoğlu Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı (RENK Vakfı) da aktif olarak faaliyet göstermektedir. Özellikle, imkan bulamayan öğrencilerin elinden tutmak, onları okutmak ve geleceğe hazırlamak için çalışıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; bir ülke ancak eğitimle, bilimle, sanatla ve teknolojiyle gelişebilir. Bu yüzden bu vizyona inanan herkesi desteklemek görevimizdir."
Aynı zamanda bir sikke koleksiyonerisiniz. Bu tutkunuz nasıl başladı?
Bu merak çocukluk yıllarıma dayanıyor. Ortaokul dönemlerimde eski paralara ilgim başladı. Ancak 1995 yılında gerçek anlamda sikke koleksiyonerliğine adım attım. Şu anda yaklaşık 10 bin civarında sikkem var. Koleksiyonumda, milattan öncesine uzanan çok nadir parçalar mevcut. Bu sadece bir hobi değil, aynı zamanda dünya tarihine ışık tutan bir kültür mirası. Koleksiyonunuzda sizin için özel bir sikke var mı?
Evet, koleksiyonumun yüzü diyebileceğim bir sikke var. Smyrna (İzmir) Antik Kenti’nden bir sikke. Fransa’da bir müzayedede, Polonyalı bir grupla yarışarak aldım. O kadar iyi korunmuştu ki, sanki benim için saklanmış gibiydi. Hem maddi hem manevi olarak zorlu bir süreçti ama değdi. Bu sikke, koleksiyonumun en özel parçalarından biri oldu.
Bu koleksiyonu halkla paylaşmak için bir sergi veya müze projeniz var mı?
Evet, Kuşadası’nda bir müze açmayı planlıyoruz. Kuşadası Belediye Başkanımız Sayın Ömer Günel çalışkan ve vizyon sahibi bir belediye başkanı. O ve ekibiyle birlikte yaptığımız görüşmeler sonucunda imzaladığımız protokol ile Kuşadasın'da müzeleşmeye çalışıyoruz. Hatta Sayın Özgür Özel’e de projeden bahsedilmiş.Kuşadası belediyesi Zeki Karaoğlu Antik Eser ve Sikke Müzesi adıyla Kuşadası Kervansaray’da bir müze açılacak. Bu benim en büyük hayallerimden biriydi ve artık gerçeğe dönüşüyor. Son olarak, hayat felsefeniz nedir? Sizi ne motive eder?
Benim hayat mottolarımdan biri şu:
“Hayat, şerefle bitirilmesi gereken bir süreçtir.”
Kazanç önemlidir ama paylaşmak çok daha kıymetlidir. Ben iyi anılan, halkıyla birlikte kazanan, paylaşmayı bilen bir insan olarak hatırlanmak istiyorum. Çünkü gerçek zenginlik; insanlara dokunabilmek, kalıcı bir değer bırakabilmektir.
Geçmişte Buca Belediye Başkanlığı için aday adayı oldunuz. Bu sürece nasıl girdiniz?"Ben çok uzun süredir Buca’da yaşayan bir ailenin ferdiyim. Dört kardeşiz. Köklerimiz Sivas'a dayanıyor ama 1968 yılından bu güne Buca bizim evimiz. Burada büyüdüm, burada yaşıyorum, burada iş hayatına atıldım, kazandım ve kazandığımı yine burada harcadım. Bu yüzden Buca’nın havasını solumuş, gelişimine birebir tanıklık etmiş biriyim.
Dolayısıyla Buca’nın sorunlarını, potansiyelini ve ihtiyaçlarını çok iyi biliyorum. Sorunların nasıl çözülebileceğini, belediyeye nasıl gelir sağlanabileceğini, halk nasıl harekete geçirilebileceğini iyi bilen biriyim. Çünkü buranın bir parçasıyım. Ailem, çocuklarım burada büyüdü." Adaylık sürecinizde neler yaşadınız?
"İki defa Buca Belediye Başkanlığı için aday adayı oldum. Ancak her iki süreçte de hedefime ulaşamadım. Elbette bu beni üzdü ama önemli olan halkın takdiridir. Siyasetin, televizyonda gördüğümüz gibi olmadığını, kendi içinde çok daha farklı dengeler barındırdığını bu süreçte gördüm."
Siyasete tekrar dönmeyi düşünüyor musunuz?"Hayır, ben artık siyaset defterini kapattım. Ancak halk için yapılabilecek ne varsa, o alanda çalışmaya devam ediyorum. Mustafa Kemal Atatürk döneminde nasıl ki halkın el birliğiyle Uşak Şeker Fabrikası kurulduysa, ben de bu kolektif bilince inanıyorum. O fabrikalar, sadece sanayi yatırımı değil; halkın birlikte başardığı kalkınma projeleriydi. Ben siyasete bu tarafıyla bakıyordum ama artık bu hedefimi başka alanlarda gerçekleştirmek istiyorum." İzmir Sivaslılar Vakfı’nın başkanlığını yapıyorsunuz. Vakfın temel misyonu nedir?
"İzmir Sivaslılar Vakfı, yaklaşık bir buçuk yıllık bir hukuk sürecinin ardından kurulmuş güçlü bir yapıdır. Ancak sadece Sivaslılara değil, Türkiye’nin dört bir yanından herkese açıktır. Eğitimde fırsat eşitliği sağlamak ve ihtiyaç sahiplerine destek olmak en temel misyonumuz.Ayrıca ailemle birlikte kurduğumuz Refiye ve Nurettin Karaoğlu Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı (RENK Vakfı) da aktif olarak faaliyet göstermektedir. Özellikle, imkan bulamayan öğrencilerin elinden tutmak, onları okutmak ve geleceğe hazırlamak için çalışıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; bir ülke ancak eğitimle, bilimle, sanatla ve teknolojiyle gelişebilir. Bu yüzden bu vizyona inanan herkesi desteklemek görevimizdir."
Aynı zamanda bir sikke koleksiyonerisiniz. Bu tutkunuz nasıl başladı?Bu merak çocukluk yıllarıma dayanıyor. Ortaokul dönemlerimde eski paralara ilgim başladı. Ancak 1995 yılında gerçek anlamda sikke koleksiyonerliğine adım attım. Şu anda yaklaşık 10 bin civarında sikkem var. Koleksiyonumda, milattan öncesine uzanan çok nadir parçalar mevcut. Bu sadece bir hobi değil, aynı zamanda dünya tarihine ışık tutan bir kültür mirası. Koleksiyonunuzda sizin için özel bir sikke var mı?
Evet, koleksiyonumun yüzü diyebileceğim bir sikke var. Smyrna (İzmir) Antik Kenti’nden bir sikke. Fransa’da bir müzayedede, Polonyalı bir grupla yarışarak aldım. O kadar iyi korunmuştu ki, sanki benim için saklanmış gibiydi. Hem maddi hem manevi olarak zorlu bir süreçti ama değdi. Bu sikke, koleksiyonumun en özel parçalarından biri oldu.
Bu koleksiyonu halkla paylaşmak için bir sergi veya müze projeniz var mı?Evet, Kuşadası’nda bir müze açmayı planlıyoruz. Kuşadası Belediye Başkanımız Sayın Ömer Günel çalışkan ve vizyon sahibi bir belediye başkanı. O ve ekibiyle birlikte yaptığımız görüşmeler sonucunda imzaladığımız protokol ile Kuşadasın'da müzeleşmeye çalışıyoruz. Hatta Sayın Özgür Özel’e de projeden bahsedilmiş.Kuşadası belediyesi Zeki Karaoğlu Antik Eser ve Sikke Müzesi adıyla Kuşadası Kervansaray’da bir müze açılacak. Bu benim en büyük hayallerimden biriydi ve artık gerçeğe dönüşüyor. Son olarak, hayat felsefeniz nedir? Sizi ne motive eder?
Benim hayat mottolarımdan biri şu:
“Hayat, şerefle bitirilmesi gereken bir süreçtir.”
Kazanç önemlidir ama paylaşmak çok daha kıymetlidir. Ben iyi anılan, halkıyla birlikte kazanan, paylaşmayı bilen bir insan olarak hatırlanmak istiyorum. Çünkü gerçek zenginlik; insanlara dokunabilmek, kalıcı bir değer bırakabilmektir.









