JÜLİDE YURTERİ ŞEHİTOĞLU/EGE'YE BAKIŞ - Bugünün bütün yanlışlarına bir karşı duruş İsmail Yetişkin. Sahte diplomalar döneminde lise mezunu olduğunu saklamayan sıfır kompleksli Başkan. CHP’yi bırakan başkanlara inat, ben bu partide doğdum, CHP benim ailem diyen bir Başkan. Duygusal, neşeli, keyifli, çalışkan… Ağlamaktan da çekinmiyor, yanlış anlaşılmaktan da kaygılanmıyor, ‘’Neysem oyum ben’’ diyor ve hem Seferihisarlı’nın hem de Cumhuriyet Halk Partisini’nin kalbini 12’den vuruyor. İşine de eşine de aşık bir sanat sever İsmail Yetişkin. Seferihisar’ın ilk tiyatro kulübünü kuran Yetişkin şimdi de Bülent Şakrak’ın yazdığı manav rolü için hazırlanıyor. Keşke her siyasi bu kadar halktan olsa dedirten Başkan ile sizleri baş başa bırakıyor keyifli okumalar diliyorum.
-Sıfır kompleksli birisiniz, şu an herkes eğitimiyle ilgili kandırmacalar yaparken siz ben Asil Nadir Lisesi mezunuyum dediniz ve bunu hiçbir zaman saklama çabasına girmediniz, bu özgüveniniz nereden geliyor?Seferihisar da halkın yüzde 55’ i güvendi ve oy verdi. Bu oy verenlere ve vermeyenlere karşı benim yalan söyleme gibi bir lüksüm yok. Ben Asil Nadir Lisesi’nden mezun oldum ben lise mezunuyum ve bundan hiçbir şekilde gocunmam. Hayatın içinden yetiştim, çarşıda sokakta herkesle bir büyüdüm. Büyükle büyük küçükle küçük oldum. Herkesten ayrı bir ders aldım, hayatı hayatın içinden öğrenerek geldim. Herkesle oturabilirim, kimseyi kimseden ne madden ne manen ayırmam. Bu koltukta oturuyorsam bu koltuğun hakkını vermek gerekiyor. Üniversite mezunu olup koltuğa oturup havadan bakmakla olmuyor. Yaptığımız işler olur, yapamadıklarımız olur, ben yapamadığımız işin nedenini anlatırım.
-Beş döneme yakın Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanlığı yaptığınız. İlçe Başkanlığı ile Belediye Başkanlığı arasında bir karşılaştırma yapmanızı istesek…Ben gençlik kollarından beri bu partinin içerisindeyim. İlçe Başkanlığı yaptığım dönemlerde de görevimi çok severek yaptım. İnanın birinin işiyle ilgili bir konu olduğu anda kendi işimi bırakıp atlar ilçe binasına gelirdim, görüşür ve işini çözmeye çalışırdım. Partide 2500 üye vardı o dönem. Üye olmayanla da uğraşırdık, ama belediye başkanı olarak 64 bin nüfus var yazın 120 bini buluyor bu sayı, aşağı yukarı 700 bin kişinin derdi de derdiniz, işi de işiniz oluyor.
-Belediyecilik herkesin ailesi olmakHerkesin ailesi olmaya çalışıyorsunuz. Garibanı da geliyor çok zengini de geliyor. Herkese eşit bir şekilde kolları açarak sahip çıkmaya gayret ediyorsunuz. Burası bambaşka bir yer. Belediyecilik herkesin ailesi olmak gibi bir şey.Yaşadığım ilginç bir olayı anlatayım size; çok yakın bir arkadaşımın düğününe gidemedim, yurt dışındaydım ‘’Biliyorsun çok iyi cumhuriyet Halk Partiliyim beraber büyüdük beraber olduk benim düğünüme gelmediğin için yerel seçimde sana oy vermeyeceğim, büyükşehirde oy vereceğim’’ dedi. En yakın arkadaşınız size bunu söyleyebiliyor. Burası apayrı bir yer.
-Çocuklarınızla denize giremediğinizi söylemiştiniz…Hafta sonları ancak kahvaltıda bir araya gelebiliyoruz. Bir akşam boşluk yakalayabilirsek ailece bir akşam yemeği yiyelim diyoruz.
-Eşiniz Fatma Hanım nasıl karşılıyor bu yoğunluğunuzu? Seferihisar’ın first lady'si kendisi…Hiç onu öyle düşünmeyin, Fatma Hanım hafta sonları pazarına bisikletiyle gelir, bisikletiyle gider. İzmir’ e gidecekse ESHOT kullanır. Öyle biridir. O benden daha da mütevazidir, halk arasında benden daha çok severler onu. Sokakta ihtiyaç sahibi birini görsün son parası olsa verir. Herkesi düşünür. (Eşi ile ilgili konuşurken gözleri doluyor, aşkı ve hayranlığı o kadar etkileyici ki, her kadın böyle sevilse keşke dedirtiyor insana.) O bambaşka biri. -Eşinizden söz ederken gözleriniz doldu, duygulandınız…Tabii ki, ben eşimi çok severim.
-Halk sizi seviyor, CHP içinde de yeriniz bir başka. Bu sevginin kaynağı nereden geliyor? Beş dönem ilçe başkanlığı yapmak da kolay değil. İzmir’de değişmeyen dört belediye başkanından birisiniz…Sevgi ve güven şu, burada geldiler ve pek çok anket yaptılar. 13,14 tane aday vardı. Bizi küçük bir sınavdan geçirdiler, ekipler geldi orada tartışıldık. Halka gittiler sordular. Hem anketlerim çok iyi çıkmıştı hem de halktan bir tane bile olumsuz bir şey duymadıklarını söylediler. Halkın desteği çok büyüktü. Seferihisar’a yeni taşınanlara ben matbu bir mektup yazıyordum, Ben Seferihisar Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanıyım, Seferihisar’ımıza hoş geldiniz, bir sorununuz derdiniz olursa, tanışmak isterseniz bana bu numaradan ulaşabilirsiniz, gelip tanışabilirsiniz ya da ben sizi ziyaret edebilirim diye tek tek insanlarla tanışıyordum. Bu güven ve sevgi oturduğun yerde şansla olmuyor, emek gerektiriyor. Beş dönem gibi bir uzun süre orada kalmak kolay değildi, haklısınız. Halkın gücünü hissettiler ve parti içerisinde de hem madden hem manen emeklerim var… -Ortaokuldan beri parti içinde bayrak asmadan tutun, gençlik kollarına kadar içinde büyümüşsünüz CHP’nin…Ben bu işin sokağında da bulundum, koltuğunda da bulundum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesinde ben görev aldım. Kurultay delegeliğinden tutun, partinin baraj altında kaldığı günlerde , Deniz Baykal döneminde ben tek başına partide oturuyordum. Partinin kirasını da karşılıyordum, cenazeye giden çiçeğini de, düğüne giden çelengini de karşılıyordum ve hiçbir yerden noksan bırakmıyordum. -Bravo, Parti sizin aileniz olmuş…Aynen öyle. Ben partide doğdum gibi bir şey. Babam da ilçe yönetim kurulu üyeliği yaptı, annem kadın kollarında çalıştı, bende onlarla gidip geliyordum, benim hikayem partide bayrak asmakla başladı. -Film gibi, partiye aşık bir çocuktunuz diyebilir miyiz?Evet evet aynen öyle.
-Seferihisar’da Tunç Soyer ile birlikte buradan çıkan Büyükşehir’e de başkan olur imajı da var. Sizi de Büyükşehir Belediye Başkanlığında görür müyüz?Ben Seferihisar’dan gerçekten çok mutluyum. Nasip olursa önümüzdeki dönem Seferihisar’dan devam etmek isterim. -Seferihisar’ın yapılamayan işleri için büyükşehir de lazım ama…Ben Seferihisar’da mutluyum. Ben burada doğdum burada büyüdüm, buradaki çevreyi çok iyi tanıyorum, İzmir çok büyük bir deniz. -Yapamayacağınızı mı düşünüyorsunuz?Hayır asla öyle düşünmüyorum. Yaparım. Ama burada aileme bir gün vakit ayırabiliyorsam İzmir’de hiç ayıramayabilirim. Seferihisar benim için çok güzel. -Seferihisar yangınlarında isyanınız çok yürek parçalayıcıydı. Ağlayan Başkan diye anılmaya başladınız o günden sonra, bize o günlerle ilgili ne anlatmak istersiniz?Başkanlığımın en zor günlerinden biriydi. Tsunami de çok kötüydü, deprem de. Burada yaşayan biziz. Yangın ne tarafa gider, rüzgar nereden eser biliriz. Yangının atlayacağı yeri önden görebiliriz. İmbatını poyrazını biliriz. Felaketi öngörebilmek çok acıydı. Hepimiz sahaya çıktık. Halk, belediye sokaktaydı. Seferihisar halkı yardımlaşmayı çok sever (Burada sesi titriyor, gözlerinden yaş akıyor ve aynı acıyla o güne geri dönüyor) İnanın biz doğru dürüst yemek parası ödemedik. Ormancılara giden yemekleri biz ödemedik, küçük esnaf 50 tost yaptırmış gönderdi. Yemekler geldi. Çok duygusal ve artık en yorgun en bitik olduğum bir andı, Ezgi çekmiş beni , gerçekten en bitik olduğum andı, iki gündür hiç uyumamıştım. İnsanlar geliyor evim yanıyor dİyor… Çok acıydı çok. Evi yanan insanları bir yerlere yerleştirmeye çalışıyorduk, oturup bir sigara yakmıştım o an Ezgi çekmiş işte. Psikologlarımız, sosyologlarımız, evde sağlık hizmetlerimiz hiç durmadan çalışıyor. Destek olmak için tespitler yaptırdık, harfiyatları kaldırıyoruz, hiç durmadan çalışıyoruz.
Seferihisar’ın ilk tiyatro kulübünü kuran, sahneye de çıkan siz oldunuz, bize biraz bundan söz eder misiniz?Sana Rey Veriyorum oyunuyla çıkmıştım sahneye. (Konu tiyatro olunca yüzü gülüyor, sanattan keyif aldığı her halinden belli) o günlerde gençlik kolları başkanıydım. Bugüne kadar hem ilçede bir tiyatro kulübü kurulmamış hem de hiçbir gençlik kolu böyle bir şey yapmamış. Ben bunu duyurdum ve katılımcılar topladık, 25 kişi olduk, ışıkçısından sesçisine kadar hepimiz kendi olanaklarımızla bir oyunu sahneye koyduk.Rahmetli Erol hocamız vardı ona dedik ki sen bu işin başında durur musun? Seve seve dedi düzenli oturduk çalıştık, hem unutulmaz bir anımız oldu hem de sanat için bir adım atmış olduk. Herkes rolüne çalıştı beş altı ay prova yaptık, turneye bile çıktık. Kuşadası’nda yarımada oyunları vardı, orada ödüller bile aldık. Siz hangi rolü oynamıştınız?,Ben başkan rolünü oynamıştım. ( Kahkahalar yükseliyor) Çok büyük gönderme…Yok yok doktor rolünü oynuyordum. Çocuk Belediyesi Seferihisar Belediyesi’ne geçti, orada çocuklar tiyatro da yapıyorlar, o çocuklarla sahneye çıkar mısınız?Çıkarım. Ürkmez’de bizim devam eden tiyatro gruplarımız var. O gruplarla ben başkan olduğum dönem sahneye çıktım oynadım. Çocuklarla hiç çıkmadım ama onlarla da hevesle çıkarım. Bülent Şakrak burada bir film projesi yapıyor sana manav rolü yazacağım dedi. Yaz oynarım dedim.
Proje ile bir hikaye anlatmak istiyoruzİON Kentler Birliği Projesi’nin hem turizme hem de dostluğa ciddi katkıları olacağını söylüyorsunuz…Bu proje ile bir hikaye anlatmak istiyoruz. Samos’un, Sakız’ın, Seferihisar’ın, Selçuk’un ve diğer İON kentlerinin bütünü oluşturduğu bir hikaye bu. Oluşturduğumuz destinasyon esasında binlerce yıl önce İonyalılar tarafından çizilmiş. Biz yeni bir şey yapmak yerine ortak kültürel mirasımıza sahip çıkıp birbirimize değer katmak için kullanmayı planladık. Çok değil 100 yıl öncesine gittiğimizde bile Samos ile aynı tarihi paylaştığımızı görüyoruz. Proje ile Samos’a gelen turiste buranın hikayesini anlamak için karşıdaki Teos’u yani Seferihisar’ı da, Foça’yı da görmen lazım diyoruz. Bu hikayeyi birbirimiz arasındaki iş birliğini ve dostluğu güçlendirmeden anlatamayız. Temasların bitmesinin ardından tüm İON Kentleri’ni davet ettiğimiz bir lansman etkinliği yapıp projenin startını vereceğiz.
-Sıfır kompleksli birisiniz, şu an herkes eğitimiyle ilgili kandırmacalar yaparken siz ben Asil Nadir Lisesi mezunuyum dediniz ve bunu hiçbir zaman saklama çabasına girmediniz, bu özgüveniniz nereden geliyor?Seferihisar da halkın yüzde 55’ i güvendi ve oy verdi. Bu oy verenlere ve vermeyenlere karşı benim yalan söyleme gibi bir lüksüm yok. Ben Asil Nadir Lisesi’nden mezun oldum ben lise mezunuyum ve bundan hiçbir şekilde gocunmam. Hayatın içinden yetiştim, çarşıda sokakta herkesle bir büyüdüm. Büyükle büyük küçükle küçük oldum. Herkesten ayrı bir ders aldım, hayatı hayatın içinden öğrenerek geldim. Herkesle oturabilirim, kimseyi kimseden ne madden ne manen ayırmam. Bu koltukta oturuyorsam bu koltuğun hakkını vermek gerekiyor. Üniversite mezunu olup koltuğa oturup havadan bakmakla olmuyor. Yaptığımız işler olur, yapamadıklarımız olur, ben yapamadığımız işin nedenini anlatırım.
-Beş döneme yakın Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanlığı yaptığınız. İlçe Başkanlığı ile Belediye Başkanlığı arasında bir karşılaştırma yapmanızı istesek…Ben gençlik kollarından beri bu partinin içerisindeyim. İlçe Başkanlığı yaptığım dönemlerde de görevimi çok severek yaptım. İnanın birinin işiyle ilgili bir konu olduğu anda kendi işimi bırakıp atlar ilçe binasına gelirdim, görüşür ve işini çözmeye çalışırdım. Partide 2500 üye vardı o dönem. Üye olmayanla da uğraşırdık, ama belediye başkanı olarak 64 bin nüfus var yazın 120 bini buluyor bu sayı, aşağı yukarı 700 bin kişinin derdi de derdiniz, işi de işiniz oluyor.-Belediyecilik herkesin ailesi olmakHerkesin ailesi olmaya çalışıyorsunuz. Garibanı da geliyor çok zengini de geliyor. Herkese eşit bir şekilde kolları açarak sahip çıkmaya gayret ediyorsunuz. Burası bambaşka bir yer. Belediyecilik herkesin ailesi olmak gibi bir şey.Yaşadığım ilginç bir olayı anlatayım size; çok yakın bir arkadaşımın düğününe gidemedim, yurt dışındaydım ‘’Biliyorsun çok iyi cumhuriyet Halk Partiliyim beraber büyüdük beraber olduk benim düğünüme gelmediğin için yerel seçimde sana oy vermeyeceğim, büyükşehirde oy vereceğim’’ dedi. En yakın arkadaşınız size bunu söyleyebiliyor. Burası apayrı bir yer.
-Çocuklarınızla denize giremediğinizi söylemiştiniz…Hafta sonları ancak kahvaltıda bir araya gelebiliyoruz. Bir akşam boşluk yakalayabilirsek ailece bir akşam yemeği yiyelim diyoruz.
-Eşiniz Fatma Hanım nasıl karşılıyor bu yoğunluğunuzu? Seferihisar’ın first lady'si kendisi…Hiç onu öyle düşünmeyin, Fatma Hanım hafta sonları pazarına bisikletiyle gelir, bisikletiyle gider. İzmir’ e gidecekse ESHOT kullanır. Öyle biridir. O benden daha da mütevazidir, halk arasında benden daha çok severler onu. Sokakta ihtiyaç sahibi birini görsün son parası olsa verir. Herkesi düşünür. (Eşi ile ilgili konuşurken gözleri doluyor, aşkı ve hayranlığı o kadar etkileyici ki, her kadın böyle sevilse keşke dedirtiyor insana.) O bambaşka biri. -Eşinizden söz ederken gözleriniz doldu, duygulandınız…Tabii ki, ben eşimi çok severim.
-Halk sizi seviyor, CHP içinde de yeriniz bir başka. Bu sevginin kaynağı nereden geliyor? Beş dönem ilçe başkanlığı yapmak da kolay değil. İzmir’de değişmeyen dört belediye başkanından birisiniz…Sevgi ve güven şu, burada geldiler ve pek çok anket yaptılar. 13,14 tane aday vardı. Bizi küçük bir sınavdan geçirdiler, ekipler geldi orada tartışıldık. Halka gittiler sordular. Hem anketlerim çok iyi çıkmıştı hem de halktan bir tane bile olumsuz bir şey duymadıklarını söylediler. Halkın desteği çok büyüktü. Seferihisar’a yeni taşınanlara ben matbu bir mektup yazıyordum, Ben Seferihisar Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanıyım, Seferihisar’ımıza hoş geldiniz, bir sorununuz derdiniz olursa, tanışmak isterseniz bana bu numaradan ulaşabilirsiniz, gelip tanışabilirsiniz ya da ben sizi ziyaret edebilirim diye tek tek insanlarla tanışıyordum. Bu güven ve sevgi oturduğun yerde şansla olmuyor, emek gerektiriyor. Beş dönem gibi bir uzun süre orada kalmak kolay değildi, haklısınız. Halkın gücünü hissettiler ve parti içerisinde de hem madden hem manen emeklerim var… -Ortaokuldan beri parti içinde bayrak asmadan tutun, gençlik kollarına kadar içinde büyümüşsünüz CHP’nin…Ben bu işin sokağında da bulundum, koltuğunda da bulundum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesinde ben görev aldım. Kurultay delegeliğinden tutun, partinin baraj altında kaldığı günlerde , Deniz Baykal döneminde ben tek başına partide oturuyordum. Partinin kirasını da karşılıyordum, cenazeye giden çiçeğini de, düğüne giden çelengini de karşılıyordum ve hiçbir yerden noksan bırakmıyordum. -Bravo, Parti sizin aileniz olmuş…Aynen öyle. Ben partide doğdum gibi bir şey. Babam da ilçe yönetim kurulu üyeliği yaptı, annem kadın kollarında çalıştı, bende onlarla gidip geliyordum, benim hikayem partide bayrak asmakla başladı. -Film gibi, partiye aşık bir çocuktunuz diyebilir miyiz?Evet evet aynen öyle. -Seferihisar’da Tunç Soyer ile birlikte buradan çıkan Büyükşehir’e de başkan olur imajı da var. Sizi de Büyükşehir Belediye Başkanlığında görür müyüz?Ben Seferihisar’dan gerçekten çok mutluyum. Nasip olursa önümüzdeki dönem Seferihisar’dan devam etmek isterim. -Seferihisar’ın yapılamayan işleri için büyükşehir de lazım ama…Ben Seferihisar’da mutluyum. Ben burada doğdum burada büyüdüm, buradaki çevreyi çok iyi tanıyorum, İzmir çok büyük bir deniz. -Yapamayacağınızı mı düşünüyorsunuz?Hayır asla öyle düşünmüyorum. Yaparım. Ama burada aileme bir gün vakit ayırabiliyorsam İzmir’de hiç ayıramayabilirim. Seferihisar benim için çok güzel. -Seferihisar yangınlarında isyanınız çok yürek parçalayıcıydı. Ağlayan Başkan diye anılmaya başladınız o günden sonra, bize o günlerle ilgili ne anlatmak istersiniz?Başkanlığımın en zor günlerinden biriydi. Tsunami de çok kötüydü, deprem de. Burada yaşayan biziz. Yangın ne tarafa gider, rüzgar nereden eser biliriz. Yangının atlayacağı yeri önden görebiliriz. İmbatını poyrazını biliriz. Felaketi öngörebilmek çok acıydı. Hepimiz sahaya çıktık. Halk, belediye sokaktaydı. Seferihisar halkı yardımlaşmayı çok sever (Burada sesi titriyor, gözlerinden yaş akıyor ve aynı acıyla o güne geri dönüyor) İnanın biz doğru dürüst yemek parası ödemedik. Ormancılara giden yemekleri biz ödemedik, küçük esnaf 50 tost yaptırmış gönderdi. Yemekler geldi. Çok duygusal ve artık en yorgun en bitik olduğum bir andı, Ezgi çekmiş beni , gerçekten en bitik olduğum andı, iki gündür hiç uyumamıştım. İnsanlar geliyor evim yanıyor dİyor… Çok acıydı çok. Evi yanan insanları bir yerlere yerleştirmeye çalışıyorduk, oturup bir sigara yakmıştım o an Ezgi çekmiş işte. Psikologlarımız, sosyologlarımız, evde sağlık hizmetlerimiz hiç durmadan çalışıyor. Destek olmak için tespitler yaptırdık, harfiyatları kaldırıyoruz, hiç durmadan çalışıyoruz.
Seferihisar’ın ilk tiyatro kulübünü kuran, sahneye de çıkan siz oldunuz, bize biraz bundan söz eder misiniz?Sana Rey Veriyorum oyunuyla çıkmıştım sahneye. (Konu tiyatro olunca yüzü gülüyor, sanattan keyif aldığı her halinden belli) o günlerde gençlik kolları başkanıydım. Bugüne kadar hem ilçede bir tiyatro kulübü kurulmamış hem de hiçbir gençlik kolu böyle bir şey yapmamış. Ben bunu duyurdum ve katılımcılar topladık, 25 kişi olduk, ışıkçısından sesçisine kadar hepimiz kendi olanaklarımızla bir oyunu sahneye koyduk.Rahmetli Erol hocamız vardı ona dedik ki sen bu işin başında durur musun? Seve seve dedi düzenli oturduk çalıştık, hem unutulmaz bir anımız oldu hem de sanat için bir adım atmış olduk. Herkes rolüne çalıştı beş altı ay prova yaptık, turneye bile çıktık. Kuşadası’nda yarımada oyunları vardı, orada ödüller bile aldık. Siz hangi rolü oynamıştınız?,Ben başkan rolünü oynamıştım. ( Kahkahalar yükseliyor) Çok büyük gönderme…Yok yok doktor rolünü oynuyordum. Çocuk Belediyesi Seferihisar Belediyesi’ne geçti, orada çocuklar tiyatro da yapıyorlar, o çocuklarla sahneye çıkar mısınız?Çıkarım. Ürkmez’de bizim devam eden tiyatro gruplarımız var. O gruplarla ben başkan olduğum dönem sahneye çıktım oynadım. Çocuklarla hiç çıkmadım ama onlarla da hevesle çıkarım. Bülent Şakrak burada bir film projesi yapıyor sana manav rolü yazacağım dedi. Yaz oynarım dedim.
Proje ile bir hikaye anlatmak istiyoruzİON Kentler Birliği Projesi’nin hem turizme hem de dostluğa ciddi katkıları olacağını söylüyorsunuz…Bu proje ile bir hikaye anlatmak istiyoruz. Samos’un, Sakız’ın, Seferihisar’ın, Selçuk’un ve diğer İON kentlerinin bütünü oluşturduğu bir hikaye bu. Oluşturduğumuz destinasyon esasında binlerce yıl önce İonyalılar tarafından çizilmiş. Biz yeni bir şey yapmak yerine ortak kültürel mirasımıza sahip çıkıp birbirimize değer katmak için kullanmayı planladık. Çok değil 100 yıl öncesine gittiğimizde bile Samos ile aynı tarihi paylaştığımızı görüyoruz. Proje ile Samos’a gelen turiste buranın hikayesini anlamak için karşıdaki Teos’u yani Seferihisar’ı da, Foça’yı da görmen lazım diyoruz. Bu hikayeyi birbirimiz arasındaki iş birliğini ve dostluğu güçlendirmeden anlatamayız. Temasların bitmesinin ardından tüm İON Kentleri’ni davet ettiğimiz bir lansman etkinliği yapıp projenin startını vereceğiz. 








