ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ – Son yıllarda Türkiye’de iş cinayetleriyle gündeme gelen Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) uygulamasında bu yıl toplam 16 çocuk yaşamını yitirirken, konuya ilişkin tepkiler artarak sürüyor; geçtiğimiz hafta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Mesleki Eğitim Zirvesi’nde MESEM’i protesto eden 16 TİP’li öğrencinin tutuklanması ise tartışmaları daha da derinleştirdi.Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) İzmir İl Başkanı Tacettin Çolak, Türkiye Komünist Partisi (TKP) İzmir İl Başkanı Tuğçe Sezen Gedik ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) İzmir İl Başkanı Orhan Kiper, MESEM uygulamasının çocuk emeğini sömürdüğü ve Türkiye’de insanların yoksullaştırılması sonucunda bu tür uygulamalara ailelerin mecbur bırakıldıklarını dile getirdiler.
"MESEM'E BAKTIĞIMIZDA, ÖĞRENCİLERİN SANAYİDE HARCANMASI OLARAK GÖRÜYORUM"Halkın Kurtuluş Partisi İzmir İl Başkanı Tacettin Çolak, kendisinin endüstri meslek lisesi çıkışlı olduğunu ve onun mezun olduğu senede de öğrencilere meslek öğretmek için bu tür uygulamaların hayata geçirildiğini ancak MESEM ile o uygulamalar arasında çokça fark olduğuna değindi.Çolak şu ifadeleri kullandı:“Ben kendim de endüstri meslek lisesi çıkışlıyım. 80’de mezun oldum. Bizim meslek lisesinde okuduğumuz dönemde okul–sanayi ortaklaşa OSANOR diye bir proje başlatılmıştı. Haftanın üç günü sanayiye gider, iki gün teorik ders görürdük. Ama şimdiki MESEM ile OSANOR projesi arasında dağlar kadar fark var. O zaman bir mesleği gerçekten öğrenirdik. Herhangi bir iş gücü sömürüsü yoktu. Tam tersine, asgari ücretin üçte biri oranında bize ücret verirlerdi.Şimdi MESEM’e baktığımızda, bunu tamamen meslek liselerindeki öğrencilerin sanayide harcanması olarak görüyorum. Aslında gerçekten sınırları belli olan, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının tamamen hayata geçirildiği ve gerçek anlamda meslek öğretme koşullarının sağlandığı bir uygulama yararlıdır. Aldığınız teorik bilgiler yetmez. Ayrıca ülkenin yetişmiş teknik elemana da ihtiyacı var. Fakat Türkiye’deki uygulanışı bu şekilde değil”"İŞ GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİ ALINMADAN ÇALIŞTIRILIYOR"MESEM’in uygulamasının çocukları işverenler için ucuz iş gücü haline getirmesine tepki gösteren Çolak, “MESEM’de önüne gelen yere öğrenci gönderilebiliyor. Arabamı oto sanayiye bakıma götürüyorum; küçücük bir atölyede 10 tane öğrenci çalışıyor. Sohbetlerimiz oluyor; ücret falan verdikleri de yok, çalışma saatleri de belirsiz. Normal iş yasasına göre günlük 7,5 saat olan çalışma süresi, yaşları 18’in altında olan öğrencilerde bile 14–15 saati buluyor. Böyle bir denetimsizlik söz konusu. Ayrıca iş güvenliği önlemleri alınmadan çalıştırılıyorlar. Bunun sonucunda da 85 tane genç hayatını kaybediyor. Neden böyle oluyor? Tamamen denetimsizlikten, keyfilikten ve hükümetin, MESEM’i işverenlere ucuz iş gücü sağlayan bir araç haline getirmesinden. Bu son derece yanlış. Bu şekilde gençler de zaten bir şey öğrenemiyor. Bir de denetlenmiyor: MESEM’den kursa gönderilen öğrencilerin çalıştığı işletmelerin düzenli olarak denetlenmesi lazım. Bu, teorik olarak var ama pratikte işlemiyor. Pratikte işlemeyen bir uygulamanın teoride olmasının hiçbir anlamı yok” ifadelerini kullandı."TÜRKİYE'DE İNSAN HAYATI AKP DÖNEMİNDE HİÇE SAYILIYOR"AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işvereni rahatlatacak politikalar uyguladığını belirten Çolak, sözlerini şu ifadelerle noktaladı:“AKP’liler geldiklerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği yönetmeliğinin adını bile değiştirdiler; “iş sağlığı ve iş güvenliği” dediler. İşçiyi attılar. Kendilerinin değiştirdikleri adla bile söylesek, bu kurallara uyulmuyor. Geçtiğimiz yıllarda bizzat Tayyip Erdoğan’ın kendisi, “Talimat verdim, işverenleri fazla sıkıştırmayın” diyen adam. Devletin başındaki birinin sokak kabadayısı edasıyla böyle laflar etmesi, işverenler açısından da rahatlama sağlıyor. Adam, “Bu öğrencinin başına bir şey gelirse ben sorumlu olurum” diye korkmuyor yani. Olan da gencecik öğrencilere oluyor. Maalesef Türkiye’de insan hayatı, AKP döneminde hiçe sayılıyor”
"MESEM İLE ÇOCUKLAR PATRONLARIN KÂR HIRSINA YEM EDİLİYOR"Türkiye Komünist Partisi İzmir İl Başkanı Tuğçe Sezen Gedik ise, konuşmasında eğitimin cemaat ve tarikatların ardından şimdi de patronların kâr hırsına yem edildiğini dile getirerek, “Türkiye’de eğitim uzun yıllardır giderek piyasaya terk ediliyor. Devlet okullarının imkânları kısılıyor, tarikat ve cemaatler de eğitimin içine daha fazla giriyor. Gelinen süreçte MESEM’le birlikte çocuklar bir de patronların kâr hırsına yem edilir oldu. Bir yılda 85 tane çocuk iş cinayetlerinde öldü. Biz en çok iş cinayetleri olduğunda canımız yanıyor ve konu gündeme geliyor; bu da elbette çok önemli bir boyut. Çocuklar, okulda olmaları gereken saatlerde ağır işlerde çalışmak zorunda kalıyor” diye konuştu."AİLELER ÜÇ KURUŞ PARAYA MUHTAÇ OLDUKLAR İÇİN MESEM'E YOLLUYORLAR"Ailelerin içinde bulundukları ekonomik koşullardan dolayı çocuklarını MESEM’e yollamak zorunda bırakıldığını dile getiren Gedik, şu ifadeleri kullandı:“Ama işin bir de başka boyutları var. Meclis’te stajyerlerin yaşadıkları sorunlar gibi… Tacize uğruyorlar, fuhuş çetelerinin eline düşürüyorlar; çok ağır mobinge, hakarete ve şiddete maruz kalıyorlar. Ve bakıyorsunuz, MESEM konuşulduğunda ya da cemaat ve tarikatların eğitime sızması gündeme geldiğinde, bakan canhıraş buraları savunuyor. “Siz tarikat, cemaat diyorsunuz ama onlar kamu yararına çalışan vakıflar” diyor bakan. Ama kamu yararına çalışan vakıf dediğiniz yerlerde çocuklar tacize ediliyor, tecavüze maruz bırakılıyor, bir karanlığa itiliyor ve intihar ediyor. Öbür taraftan bakanın çocuğu özel okullara gidiyor; bunu sorduğunuzda da “Herkesin çocuğunu istediği yere gönderme özgürlüğü var” diyorlar. Çocuğunu MESEM’e yollamak zorunda kalan ailelerin de elbette bir özgürlüğü var, ama o özgürlüğü karşılayacak paraları yok maalesef. O çocuğun eve getireceği üç kuruş paraya muhtaç oldukları için çocuklarını MESEM’e yolluyorlar”"BU ÇOCUKLARIN AKADEMİK OLARAK BAŞARILI OLAMAMALARI İÇİN DE ÇABA SARF EDİLİYOR"Gedik, Milli Eğitim Bakanlığı’nın konuşmasının sonunda çocukların akademik olarak başarısız olmaları için bir çaba sarf ettiğini dile getirerek, Türkiye’nin mesleki eğitim meselesinin çok uzağında kaldığını belirtti.Gedik, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:“Benim de çevre MESEM’e giden çocuklar var. Onlarla konuştuğumuzda bu çocukların üniversite hayalleri yok. Bunun iki nedeni var birincisi, yaşadığı şehirdeki üniversiteyi kazanacak yeterlilikte görmüyor kendini ve ailesinin onu başka şehre yollayacak maddi durumu yok. Ve ben üniversite okuyamayacaksam elimde bir mesleğim olur diye bakabiliyor. Şimdi sosyalist bir düzende biz de daha erken yaşlarda çocukların mesleki eğitim alması ve kendi becerilerini keşfederek bir meslek alanında yoğunlaşmaları için gerekli adımlar atılmalı muhakkak ama bugün niyet bu değil. Bugün patronların ucuz iş gücü ihtiyacını karşılamak için uygulanan bir sistem var ortada. Haftada bir gün okula gitmek bu çocukların akademik olarak da başarılı olamamaları için de bir çaba sarf ediyor Milli Eğitim Bakanlığı. Bu kadar küçük yaşta bu işle hemhal olmak bir beceri katıyordur mutlaka ama bir teraziye koyduğumzda bu işin en görünmez ve önemsiz bir kısmı kalıyor. Mesleki eğitim meselesi oturup tartışılabilir evet ama bugün bu meselenin çok uzağındayız. Bu düzende tartışılması gereken şey ortadaki niyet ve patronların kâr hırsı ve bu çocukların geleceği yönelik umutlarını sömürmek için bir mekanizma oluşturulmuş durumda”
"AİLELER ÇOCUKLARIN GETİRECEĞİ 4-5 BİN TL'YE MUHTAÇ DURUMDALAR"Türkiye İşçi Partisi İzmir İl Başkanı Orhan Kiper ise yaptığı değerlendirmede, çocukların tecrübe kazanmasından ziyade çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılması için hazırlanmış bir proje olduğunu dile getirerek, “Ancak şöyle bir durum da var: MESEM, her ne kadar çocukları iş güvenliği olmadan en zor ve en ağır işlerde çalıştırsa da aileler, çocukların getireceği o 4–5 bin TL’ye muhtaç durumdalar. Burada en çok dikkat çekmemiz gereken noktalardan biri, MESEM’li çocukların ailelerinin bu emek sömürüsüne göz yummak zorunda bırakıldığı bir toplum düzeninin varlığıdır. Çünkü saray rejimi ve onun bakanları çok iyi biliyor ki bu işe aileler ve çocuklar muhtaç. Bu nedenle, yaşanan ölümleri bile çoğu zaman göz ardı edebilecek bir noktaya gelebiliyorlar” dedi."ARKADAŞLARIMIZIN YAPTIĞI İŞ GURUR DUYDUĞUMUZ BİR İŞTİR"Konuşmasının sonunda ise Kiper, geçtiğimiz günlerde tutuklanan 16 TİP’li öğrenciye değinerek, “TİP’li öğrenciler de bu konu üzerine uzun zamandır çalışma yürütüyordu. En son olarak, Yusuf Tekin’in gündeme dair yapacağı bir çalıştayı, gayet anayasal haklarını kullanarak protesto etmek istemişlerdir. Ancak iddianamede de görüldüğü üzere, boyanın kişilerin solunumuna zarar verdiği gibi gerekçelerle arkadaşlarımız 15 gündür tutuklu bulunuyor. Bu nedenle, arkadaşlarımız hukuka aykırı bir şekilde; 8’i Bakırköy’de, 8’i Silivri’de olmak üzere cezaevinde tutulmaktadır. Arkadaşlarımızın yaptığı iş, bizim de altına imza attığımız ve gurur duyduğumuz bir iştir” ifadelerini kullandı.Ege'ye Bakış
"MESEM'E BAKTIĞIMIZDA, ÖĞRENCİLERİN SANAYİDE HARCANMASI OLARAK GÖRÜYORUM"Halkın Kurtuluş Partisi İzmir İl Başkanı Tacettin Çolak, kendisinin endüstri meslek lisesi çıkışlı olduğunu ve onun mezun olduğu senede de öğrencilere meslek öğretmek için bu tür uygulamaların hayata geçirildiğini ancak MESEM ile o uygulamalar arasında çokça fark olduğuna değindi.Çolak şu ifadeleri kullandı:“Ben kendim de endüstri meslek lisesi çıkışlıyım. 80’de mezun oldum. Bizim meslek lisesinde okuduğumuz dönemde okul–sanayi ortaklaşa OSANOR diye bir proje başlatılmıştı. Haftanın üç günü sanayiye gider, iki gün teorik ders görürdük. Ama şimdiki MESEM ile OSANOR projesi arasında dağlar kadar fark var. O zaman bir mesleği gerçekten öğrenirdik. Herhangi bir iş gücü sömürüsü yoktu. Tam tersine, asgari ücretin üçte biri oranında bize ücret verirlerdi.Şimdi MESEM’e baktığımızda, bunu tamamen meslek liselerindeki öğrencilerin sanayide harcanması olarak görüyorum. Aslında gerçekten sınırları belli olan, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının tamamen hayata geçirildiği ve gerçek anlamda meslek öğretme koşullarının sağlandığı bir uygulama yararlıdır. Aldığınız teorik bilgiler yetmez. Ayrıca ülkenin yetişmiş teknik elemana da ihtiyacı var. Fakat Türkiye’deki uygulanışı bu şekilde değil”"İŞ GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİ ALINMADAN ÇALIŞTIRILIYOR"MESEM’in uygulamasının çocukları işverenler için ucuz iş gücü haline getirmesine tepki gösteren Çolak, “MESEM’de önüne gelen yere öğrenci gönderilebiliyor. Arabamı oto sanayiye bakıma götürüyorum; küçücük bir atölyede 10 tane öğrenci çalışıyor. Sohbetlerimiz oluyor; ücret falan verdikleri de yok, çalışma saatleri de belirsiz. Normal iş yasasına göre günlük 7,5 saat olan çalışma süresi, yaşları 18’in altında olan öğrencilerde bile 14–15 saati buluyor. Böyle bir denetimsizlik söz konusu. Ayrıca iş güvenliği önlemleri alınmadan çalıştırılıyorlar. Bunun sonucunda da 85 tane genç hayatını kaybediyor. Neden böyle oluyor? Tamamen denetimsizlikten, keyfilikten ve hükümetin, MESEM’i işverenlere ucuz iş gücü sağlayan bir araç haline getirmesinden. Bu son derece yanlış. Bu şekilde gençler de zaten bir şey öğrenemiyor. Bir de denetlenmiyor: MESEM’den kursa gönderilen öğrencilerin çalıştığı işletmelerin düzenli olarak denetlenmesi lazım. Bu, teorik olarak var ama pratikte işlemiyor. Pratikte işlemeyen bir uygulamanın teoride olmasının hiçbir anlamı yok” ifadelerini kullandı."TÜRKİYE'DE İNSAN HAYATI AKP DÖNEMİNDE HİÇE SAYILIYOR"AKP’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işvereni rahatlatacak politikalar uyguladığını belirten Çolak, sözlerini şu ifadelerle noktaladı:“AKP’liler geldiklerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği yönetmeliğinin adını bile değiştirdiler; “iş sağlığı ve iş güvenliği” dediler. İşçiyi attılar. Kendilerinin değiştirdikleri adla bile söylesek, bu kurallara uyulmuyor. Geçtiğimiz yıllarda bizzat Tayyip Erdoğan’ın kendisi, “Talimat verdim, işverenleri fazla sıkıştırmayın” diyen adam. Devletin başındaki birinin sokak kabadayısı edasıyla böyle laflar etmesi, işverenler açısından da rahatlama sağlıyor. Adam, “Bu öğrencinin başına bir şey gelirse ben sorumlu olurum” diye korkmuyor yani. Olan da gencecik öğrencilere oluyor. Maalesef Türkiye’de insan hayatı, AKP döneminde hiçe sayılıyor”
"MESEM İLE ÇOCUKLAR PATRONLARIN KÂR HIRSINA YEM EDİLİYOR"Türkiye Komünist Partisi İzmir İl Başkanı Tuğçe Sezen Gedik ise, konuşmasında eğitimin cemaat ve tarikatların ardından şimdi de patronların kâr hırsına yem edildiğini dile getirerek, “Türkiye’de eğitim uzun yıllardır giderek piyasaya terk ediliyor. Devlet okullarının imkânları kısılıyor, tarikat ve cemaatler de eğitimin içine daha fazla giriyor. Gelinen süreçte MESEM’le birlikte çocuklar bir de patronların kâr hırsına yem edilir oldu. Bir yılda 85 tane çocuk iş cinayetlerinde öldü. Biz en çok iş cinayetleri olduğunda canımız yanıyor ve konu gündeme geliyor; bu da elbette çok önemli bir boyut. Çocuklar, okulda olmaları gereken saatlerde ağır işlerde çalışmak zorunda kalıyor” diye konuştu."AİLELER ÜÇ KURUŞ PARAYA MUHTAÇ OLDUKLAR İÇİN MESEM'E YOLLUYORLAR"Ailelerin içinde bulundukları ekonomik koşullardan dolayı çocuklarını MESEM’e yollamak zorunda bırakıldığını dile getiren Gedik, şu ifadeleri kullandı:“Ama işin bir de başka boyutları var. Meclis’te stajyerlerin yaşadıkları sorunlar gibi… Tacize uğruyorlar, fuhuş çetelerinin eline düşürüyorlar; çok ağır mobinge, hakarete ve şiddete maruz kalıyorlar. Ve bakıyorsunuz, MESEM konuşulduğunda ya da cemaat ve tarikatların eğitime sızması gündeme geldiğinde, bakan canhıraş buraları savunuyor. “Siz tarikat, cemaat diyorsunuz ama onlar kamu yararına çalışan vakıflar” diyor bakan. Ama kamu yararına çalışan vakıf dediğiniz yerlerde çocuklar tacize ediliyor, tecavüze maruz bırakılıyor, bir karanlığa itiliyor ve intihar ediyor. Öbür taraftan bakanın çocuğu özel okullara gidiyor; bunu sorduğunuzda da “Herkesin çocuğunu istediği yere gönderme özgürlüğü var” diyorlar. Çocuğunu MESEM’e yollamak zorunda kalan ailelerin de elbette bir özgürlüğü var, ama o özgürlüğü karşılayacak paraları yok maalesef. O çocuğun eve getireceği üç kuruş paraya muhtaç oldukları için çocuklarını MESEM’e yolluyorlar”"BU ÇOCUKLARIN AKADEMİK OLARAK BAŞARILI OLAMAMALARI İÇİN DE ÇABA SARF EDİLİYOR"Gedik, Milli Eğitim Bakanlığı’nın konuşmasının sonunda çocukların akademik olarak başarısız olmaları için bir çaba sarf ettiğini dile getirerek, Türkiye’nin mesleki eğitim meselesinin çok uzağında kaldığını belirtti.Gedik, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:“Benim de çevre MESEM’e giden çocuklar var. Onlarla konuştuğumuzda bu çocukların üniversite hayalleri yok. Bunun iki nedeni var birincisi, yaşadığı şehirdeki üniversiteyi kazanacak yeterlilikte görmüyor kendini ve ailesinin onu başka şehre yollayacak maddi durumu yok. Ve ben üniversite okuyamayacaksam elimde bir mesleğim olur diye bakabiliyor. Şimdi sosyalist bir düzende biz de daha erken yaşlarda çocukların mesleki eğitim alması ve kendi becerilerini keşfederek bir meslek alanında yoğunlaşmaları için gerekli adımlar atılmalı muhakkak ama bugün niyet bu değil. Bugün patronların ucuz iş gücü ihtiyacını karşılamak için uygulanan bir sistem var ortada. Haftada bir gün okula gitmek bu çocukların akademik olarak da başarılı olamamaları için de bir çaba sarf ediyor Milli Eğitim Bakanlığı. Bu kadar küçük yaşta bu işle hemhal olmak bir beceri katıyordur mutlaka ama bir teraziye koyduğumzda bu işin en görünmez ve önemsiz bir kısmı kalıyor. Mesleki eğitim meselesi oturup tartışılabilir evet ama bugün bu meselenin çok uzağındayız. Bu düzende tartışılması gereken şey ortadaki niyet ve patronların kâr hırsı ve bu çocukların geleceği yönelik umutlarını sömürmek için bir mekanizma oluşturulmuş durumda”
"AİLELER ÇOCUKLARIN GETİRECEĞİ 4-5 BİN TL'YE MUHTAÇ DURUMDALAR"Türkiye İşçi Partisi İzmir İl Başkanı Orhan Kiper ise yaptığı değerlendirmede, çocukların tecrübe kazanmasından ziyade çocukların ucuz iş gücü olarak kullanılması için hazırlanmış bir proje olduğunu dile getirerek, “Ancak şöyle bir durum da var: MESEM, her ne kadar çocukları iş güvenliği olmadan en zor ve en ağır işlerde çalıştırsa da aileler, çocukların getireceği o 4–5 bin TL’ye muhtaç durumdalar. Burada en çok dikkat çekmemiz gereken noktalardan biri, MESEM’li çocukların ailelerinin bu emek sömürüsüne göz yummak zorunda bırakıldığı bir toplum düzeninin varlığıdır. Çünkü saray rejimi ve onun bakanları çok iyi biliyor ki bu işe aileler ve çocuklar muhtaç. Bu nedenle, yaşanan ölümleri bile çoğu zaman göz ardı edebilecek bir noktaya gelebiliyorlar” dedi."ARKADAŞLARIMIZIN YAPTIĞI İŞ GURUR DUYDUĞUMUZ BİR İŞTİR"Konuşmasının sonunda ise Kiper, geçtiğimiz günlerde tutuklanan 16 TİP’li öğrenciye değinerek, “TİP’li öğrenciler de bu konu üzerine uzun zamandır çalışma yürütüyordu. En son olarak, Yusuf Tekin’in gündeme dair yapacağı bir çalıştayı, gayet anayasal haklarını kullanarak protesto etmek istemişlerdir. Ancak iddianamede de görüldüğü üzere, boyanın kişilerin solunumuna zarar verdiği gibi gerekçelerle arkadaşlarımız 15 gündür tutuklu bulunuyor. Bu nedenle, arkadaşlarımız hukuka aykırı bir şekilde; 8’i Bakırköy’de, 8’i Silivri’de olmak üzere cezaevinde tutulmaktadır. Arkadaşlarımızın yaptığı iş, bizim de altına imza attığımız ve gurur duyduğumuz bir iştir” ifadelerini kullandı.Ege'ye Bakış 








