İzmir'de 24 yıldır üniversiteye ve liseye hazırlık alanında faaliyet gösteren MAKSİMUM VİP Akademi'nin kurucularından eğitimci Emre Çiğdem, yapay zekânın eğitim üzerindeki etkisini ve geleceğin öğrenme modelini değerlendirdi.

“ÖNEMLİ OLAN, BİLGİYİ NASIL KULLANDIĞIMIZDIR”
Çiğdem, yapay zekanın eğitim üzerindeki etkisinin kalıcı olacağını belirterek, "Bu dönüşümün geçici olduğunu düşünmüyorum. Eğitim tarihine baktığımızda matbaanın, internetin ve akıllı telefonların nasıl büyük dönüşümler oluşturduğunu gördük. Yapay zekâ da benzer ölçekte bir değişim başlatıyor” dedi.
Önemli olanın yapay zeka aracılığı ile ulaşılan bilginin nasıl kullanılacağı olduğuna dikkat çeken Çiğdem, “Ancak burada önemli olan teknoloji değil, onu nasıl kullandığımızdır. Bugün bilgiye ulaşmak çok kolay. Asıl değer; bilgiyi analiz edebilmek, doğru soruları sorabilmek ve öğrendiğini yeni problemlere uygulayabilmektir. En büyük hata, yapay zekâyı öğrenmenin yerine koymak. Bir sorunun cevabını birkaç saniyede görmek sizi başarılı yapmaz. Başarı; o cevabın neden doğru olduğunu anlayabildiğinizde, benzer bir soruyu kendi başınıza çözebildiğinizde ve bilgiyi farklı durumlarda kullanabildiğinizde ortaya çıkar. Yapay zekâ, öğrencinin yerine düşünmemeli; öğrencinin daha iyi düşünmesine katkı sağlamalıdır" ifadelerini kullandı.
“AYNI YÖNTEM HERKESTE AYNI SONUCU VERMİYOR”
Çiğdem, eğitim kurumlarının rolünün de değiştiğini belirterek şunları söyledi:
"Eskiden eğitim kurumları daha çok bilgi aktaran yerlerdi. Bugün ise bilgi her yerde.
Bu nedenle artık eğitim kurumlarının temel görevi; öğrenciyi tanımak, güçlü ve gelişmesi gereken yönlerini belirlemek, doğru çalışma alışkanlıkları kazandırmak ve süreci düzenli takip etmektir.
Biz MAKSİMUM VİP Akademi'de uzun yıllardır kişiye özgü eğitim yaklaşımını bu anlayışla geliştirmeye çalışıyoruz. Çünkü her öğrencinin öğrenme yolu aynı değildir. Aynı yöntem herkeste aynı sonucu vermiyor.
24 yıllık saha deneyimimiz bize şunu gösterdi: Bir öğrencinin ihtiyacı konu tekrarı olabilir. Bir başkasının zaman yönetimi. Bir diğerinin ise sınav kaygısıyla baş etmeyi öğrenmesi.
Dolayısıyla öğrenciyi sadece net sayısıyla değerlendirmek eksik kalıyor. Gelişim sürecini bütüncül şekilde ele almak gerekiyor."
“VELİLER ÇOCUKLARININ SÜREÇLERİNİ DE TAKİP ETMELİ”
Velilere de önemli tavsiyelerde bulunan Çiğdem, şu ifadeleri kullandı:
"Veliler çocuklarının sadece sonuçlarını değil, süreçlerini de takip etmeli. Evde kurulacak destekleyici iletişim, düzenli çalışma ortamı ve gerçekçi beklentiler, sınav başarısını olumlu etkileyebilir.
Karşılaştırmak yerine gelişimi görmek çok daha kıymetlidir.
Merak eden, araştıran, eleştirel düşünebilen ve değişime uyum sağlayabilen öğrenciler öne çıkacak.
Teknoloji gelişmeye devam edecek; ama disiplin, planlı çalışma, doğru rehberlik ve öğrenme isteği değerini hiç kaybetmeyecek.
Yapay zekâ çağında başarı, teknolojiyle yarışmak değil; teknolojiyi bilinçli kullanarak kendi potansiyelini geliştirebilmektir. Ben geleceğin eğitim anlayışının da tam olarak bu denge üzerine kurulacağına inanıyorum."
Ege'ye Bakış








