ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ- Her yıl olduğu gibi, bu yıl da eğitim-öğretim yılı yaklaşırken birçok devlet okulunda “bağış” adı altında yasal olmayan şekilde kayıt ücreti talep edilmeye devam ediliyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin her ne kadar, “Asla ve kata kayıt parası, kayıt ücreti ya da öğrenci sınıf/şube seçimi gibi konularda okullarımızın, okul yöneticilerimizin böyle bir ücret alması mümkün değildir.” ifadelerini kullansa da çocuklarını okula kaydettirmek isteyen veliler kendilerinden para istendiğini dile getiriyor.

Eğitim Sen İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Hamdi Çalık, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik eleştirilerde bulundu.
“OKULLARDA VELİLERE YÖNELİK BÜYÜK BİR EKONOMİK TACİZ UYGULANIYOR”
Kayıt parası adı altında zorunlu bağış alınmasını ‘ekonomik taciz’ olarak niteleyen Çalık, “Ne yazık ki, okullarda para alındığını sağır sultan bile biliyor. Ama bir tek bakan bilmiyor gibi davranıyor. Esasında bakanlık da biliyor, bakan da biliyor. Ancak, "Kimse kayıt parası alamaz." diyerek kamuoyunu sanki okullarda kayıt parası alınmıyormuş gibi yönlendiriyorlar. Herkes biliyor ki, şu anda okullarda velilere yönelik büyük bir ekonomik taciz uygulanıyor. Bu ekonomik tacizin adı "kayıt parası" olmuyor. "Bağış yapacaksınız, bağış yapmazsanız çocuğunuzun kaydı yapılmayacak." şeklinde korkutma ve yıldırma yöntemleriyle gerçekleştiriliyor” ifadelerini kullandı.
“AİLELER KORKUTULARAK VE YILDIRILARAK MECBUR BIRAKILIYOR”
Sendikaya konuyla ilgili pek çok başvuru yapıldığını da dile getiren Çalık, velilerin okul yöneticileri tarafından tehdit edildiğini dile getirdi.
Çalık şu ifadeleri kullandı:
“Bugün sendikamıza bu konuda pek çok başvuru oldu Örneğin; bir veli, çocuğunun biri ikinci sınıfa devam ederken, diğer çocuğunu birinci sınıfa kaydettirmek istiyor. Adresi de zaten o okulun bölgesinde olmasına rağmen, okul yönetimi şu şekilde baskı yapıyor: "Şu kadar bağış yapmazsanız, adresinizin gerçek olmadığı yönünde araştırma yaptıracağız. Sizi sorgulatacağız, cezai yaptırımlar uygulatacağız." Bu şekilde aileler korkutularak ve yıldırılarak zorunlu bağış vermeye mecbur bırakılıyor”
“İMAM HATİP OKULLARININ İHTİYAÇLARINDA ÇOK CÖMERT DAVRANAN BAKANLIK…”
Açıklamalarının devamında, Bakanlığın İmam hatip okullarına ayrıcalıklı davrandığını öne süren Çalık, “Bu uygulamayı yapan okul idarecilerinin bir kısmı kendi inisiyatifleriyle hareket ediyor. Ancak bir kısmı da, görevlerini yerine getirebilmek için başka çareleri olmadığından bu yollara başvuruyor. İmam hatip okullarının ulaşım, kırtasiye, temizlik gibi ihtiyaçlarında çok cömert davranan bakanlık, diğer okullar söz konusu olduğunda ne temizlik ihtiyaçlarını ne de donatım için gereken desteği sağlıyor. Sonra da bakanlık çıkıp, "Biz okullarda kayıt parası almıyoruz." diyor. İyi de, elbette resmi olarak böyle bir para alınmıyor. Siz okullara gerekli bütçeyi ayırmıyorsunuz. Okul idarecileri de adı "kayıt parası" olmayan, zorunlu bağış alabilmek için velileri korkutuyor. Pek çok veli bu konuda ekonomik ve psikolojik olarak taciz ediliyor” şeklinde konuştu.

“İHTİYAÇLARIN KARŞILANMASI, ÇEŞİTLİ YOL VE YÖNTEMLERLE VELİLERE YÜKLENİYOR”
Konuya ilişkin bir diğer eleştiri de Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği (ÖVDER) İzmir Şube Başkanı Behram Kaya’dan geldi.
Kaya şu ifadeleri kullandı:
"Bakanlık, her yıl olduğu gibi bu yıl da okullarda kayıt parası vb. adı altında velilerden zorunlu olarak para toplanmayacağını, valilere gönderilen genelgeyle sıkı denetleneceğini belirtmiştir. Ancak bağış konusunun ucu açıktır.
Bir önceki yıl okulların temizlik, güvenlik ve personel sıkıntılarının olduğunu hepimiz duyduk, biliyoruz. Eğer okullara yeterli ödenek gelmezse – ki yıllardır gelmiyor veya yetersiz geliyor – bu durumda ihtiyaçların karşılanması, çeşitli yol ve yöntemlerle velilere yükleniyor. Bu, bağış şeklinde olabilir ya da ayni olabilir (temizlik malzemeleri veya sınıf temizliği işleri).
“HER OKULA YETERİNCE BÜTÇE AYRILMALIDIR”
Pek tabii ki bunun dar gelirli, yoksul ailelere bir yükü olduğu gibi, belki çocukları da olumsuz etkilenir. Doğrusu, her okula yeterince bütçe ayrılmalıdır.
İzmir’de en yakın servis ücretleri (0-3 km) yıllık 16.560 TL’ye çıkmış durumda. 15-20 km için 30.730 TL, en uzak mesafe olan 35-40 km için ise 41.940 TL. Şimdi, bu durum aileleri olumsuz etkiler, okul masraflarının üzerine ek bir yük bindirir.
Bunun temel çözümü; her mahalleye çocuğun yürüyerek gidebileceği okullar yapmak, taşımalı, ikili ve üçlü eğitimden vazgeçmek ve köy okullarını yeniden eğitime açmaktır."









