ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ – Şap hastalığı Türkiye’yi sarsmaya devam ederken üretici maddi kayıplarla piyasa ise hem et hem de süt kriziyle karşı karşıya kalma riski taşıyor.Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Kemalpaşa Belediye Meclis Üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu Başkanı Veteriner Hekim Selçuk Karakülçe, bakanlığın gerekli tedbirleri zamanında almadığını üreticinin kendi kaderiyle baş başa bırakıldığını ifade etti.
Ayrıca Karakülçe açıklamasında, piyasada meydana gelebilecek süt ve et krizine dikkat çekerek, “Şap hastalığına engel olamadığımız için et üretimini de baltalıyoruz. Bu sefer et üretemez hâle geliyoruz. Bu yüzden de et ithal eder, süt ithal eder hâle geliyoruz. Zaten et ithal ediyoruz; yakın zamanda süt ithal eder hâle gelirsek şaşırmayalım” ifadelerini kullandı.“ÜRETİCİ KADERİYLE BAŞ BAŞA”Şap hastalığıyla mücadele konusunda üreticinin kaderiyle baş başa kaldığını dile getiren Karakülçe, “İzmir uzun zamandır bu hastalıkla boğuşuyor. İzmir’de hayvancılık dediğiniz zaman aklınıza Tire, Ödemiş, Bayındır ve Kiraz bölgeleri gelir. Bu bölgeleri de hastalık zaten kastı, kavurdu, geçti. Vatandaş bundan çok mustarip; üreticinin de canı yanmış durumda. Yazın ormanlarımız yandığında herkesin içi yanıyor, yangını görüyor. Ama şu an üreticinin damında yangın var ama kimse görmüyor. Bu noktada üretici kaderiyle baş başa. Şu an acil olarak yapılması gereken, özellikle şap çıkan bölgelerde afet ilan edilmesi ve vatandaşın yarasına merhem olunmasıdır. Vatandaş hem üretecek, hem piyasaya süt ve et yetiştirecek, hem de hastalıklarıyla, sorunlarıyla, ekonomik çıkmazla tek başına mücadele edecek... Böyle bir şey olabilir mi?” dedi.“SADECE PAZARI KAPATMAK MESELE DEĞİL”Virüs’ün tüm Türkiye’de hayvancılığa büyük zarar verdiğini belirten Karakülçe, önlem alınması noktasında bakanlığın geç kaldığını vurguladı. Karakülçe şu ifadeleri kullandı:“Virüslerin tipleri vardır. Türkiye’de şu an Şap-1 ve Şap-2 olduğu söyleniyor. Hangisi olduğu tespit edilip bakanlığın bununla ilgili aşılamayı çoktan yapmış olması gerekiyor. Aslında aşının kaynağı, bize yurt dışından kontrolsüz giren hayvanlar. Söylediğim bölge Ortadoğu’dan, Irak’tan, Suriye’den, İran’dan giriyor. Bu bölgelerde bizim çok sınır kontrolümüz olmadığı için, malum, o bölgeden Afgan geliyor, Suriyeli geliyor. Bunların yanında hayvan girişleri de oluyor. Bu konuyla ilgili Türkiye’nin gündemine ilk oturan Kars, Iğdır, Ardahan... O bölgelerde yapılması gereken bütün hayvan pazarlarının kapatılmasıydı. Sadece pazarı kapatmak mesele değil. Ayrıca o bölge Türkiye’nin hayvan pazarı olduğu için o bölgelerden bu bölgelere kurbanlık besi hayvanları gelir. Dolayısıyla o hareketin önüne geçilmedi; bu bölgeye o hayvanlar teslim edildi. Akabinde de bu yalnızca Seferihisar’ın, Urla’nın, Menemen’in, Menderes’in sorunu değil; bu, Türkiye’nin sorunu olmuş durumda. Adapazarı’ndan tutun Bursa’sına, oradan Konya’sına kadar vatandaş perişan vaziyette”“BAKANLIK BU HASTALIĞI BİRİNCİ DERECEDE GÜNDEMİNE ALMALI”Türkiye’nin et ve süt stoklarında krizin kapıda olduğunu işaret eden Karakülçe, hastalığın tespit edildiği bölgelerin Bakanlık tarafından afet bölgesi ilan edilmesi çağrısında bulundu.Karakülçe bakanlığa yaptığı çağrıda, “Şap hastalığı bizi neden ilgilendiriyor? Zaten kıt kanaat bulduğumuz üreticimizi canından bezdirerek ve buna artı olarak sezon itibarıyla kış dönemine girmiş bulunmaktayız. Dolayısıyla gıda tüketiminin maksimum olduğu dönemlerdeyiz. Bu aydan sonra yılbaşı, ardından da Ramazan ayı gelecek. Ramazan ayında da biliyorsunuz fiyatlar uçuyor; et fiyatları daha da uçacak. Yani şap hastalığına engel olamadığımız için et üretimini de baltalıyoruz. Bu sefer et üretemez hâle geliyoruz. Bu yüzden de et ithal eder, süt ithal eder hâle geliyoruz. Zaten et ithal ediyoruz; yakın zamanda süt ithal eder hâle gelirsek şaşırmayalım. Çünkü damızlık hayvanlar kesildiği zaman süt kesilmiş olacak. Zaten başlandığı da söyleniyor. Çocuklarımız doğru düzgün proteinli gıdalara ulaşamadığı gibi şimdi daha da ulaşılamaz hâle gelecek. Bizi ilgilendiren en önemli sorun bu. Bakanlık bu hastalığı birinci derecede gündemine almalı ve bu konuda afet bölgesi ilan ederek vatandaşın yaralarına merhem olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Ayrıca Karakülçe açıklamasında, piyasada meydana gelebilecek süt ve et krizine dikkat çekerek, “Şap hastalığına engel olamadığımız için et üretimini de baltalıyoruz. Bu sefer et üretemez hâle geliyoruz. Bu yüzden de et ithal eder, süt ithal eder hâle geliyoruz. Zaten et ithal ediyoruz; yakın zamanda süt ithal eder hâle gelirsek şaşırmayalım” ifadelerini kullandı.“ÜRETİCİ KADERİYLE BAŞ BAŞA”Şap hastalığıyla mücadele konusunda üreticinin kaderiyle baş başa kaldığını dile getiren Karakülçe, “İzmir uzun zamandır bu hastalıkla boğuşuyor. İzmir’de hayvancılık dediğiniz zaman aklınıza Tire, Ödemiş, Bayındır ve Kiraz bölgeleri gelir. Bu bölgeleri de hastalık zaten kastı, kavurdu, geçti. Vatandaş bundan çok mustarip; üreticinin de canı yanmış durumda. Yazın ormanlarımız yandığında herkesin içi yanıyor, yangını görüyor. Ama şu an üreticinin damında yangın var ama kimse görmüyor. Bu noktada üretici kaderiyle baş başa. Şu an acil olarak yapılması gereken, özellikle şap çıkan bölgelerde afet ilan edilmesi ve vatandaşın yarasına merhem olunmasıdır. Vatandaş hem üretecek, hem piyasaya süt ve et yetiştirecek, hem de hastalıklarıyla, sorunlarıyla, ekonomik çıkmazla tek başına mücadele edecek... Böyle bir şey olabilir mi?” dedi.“SADECE PAZARI KAPATMAK MESELE DEĞİL”Virüs’ün tüm Türkiye’de hayvancılığa büyük zarar verdiğini belirten Karakülçe, önlem alınması noktasında bakanlığın geç kaldığını vurguladı. Karakülçe şu ifadeleri kullandı:“Virüslerin tipleri vardır. Türkiye’de şu an Şap-1 ve Şap-2 olduğu söyleniyor. Hangisi olduğu tespit edilip bakanlığın bununla ilgili aşılamayı çoktan yapmış olması gerekiyor. Aslında aşının kaynağı, bize yurt dışından kontrolsüz giren hayvanlar. Söylediğim bölge Ortadoğu’dan, Irak’tan, Suriye’den, İran’dan giriyor. Bu bölgelerde bizim çok sınır kontrolümüz olmadığı için, malum, o bölgeden Afgan geliyor, Suriyeli geliyor. Bunların yanında hayvan girişleri de oluyor. Bu konuyla ilgili Türkiye’nin gündemine ilk oturan Kars, Iğdır, Ardahan... O bölgelerde yapılması gereken bütün hayvan pazarlarının kapatılmasıydı. Sadece pazarı kapatmak mesele değil. Ayrıca o bölge Türkiye’nin hayvan pazarı olduğu için o bölgelerden bu bölgelere kurbanlık besi hayvanları gelir. Dolayısıyla o hareketin önüne geçilmedi; bu bölgeye o hayvanlar teslim edildi. Akabinde de bu yalnızca Seferihisar’ın, Urla’nın, Menemen’in, Menderes’in sorunu değil; bu, Türkiye’nin sorunu olmuş durumda. Adapazarı’ndan tutun Bursa’sına, oradan Konya’sına kadar vatandaş perişan vaziyette”“BAKANLIK BU HASTALIĞI BİRİNCİ DERECEDE GÜNDEMİNE ALMALI”Türkiye’nin et ve süt stoklarında krizin kapıda olduğunu işaret eden Karakülçe, hastalığın tespit edildiği bölgelerin Bakanlık tarafından afet bölgesi ilan edilmesi çağrısında bulundu.Karakülçe bakanlığa yaptığı çağrıda, “Şap hastalığı bizi neden ilgilendiriyor? Zaten kıt kanaat bulduğumuz üreticimizi canından bezdirerek ve buna artı olarak sezon itibarıyla kış dönemine girmiş bulunmaktayız. Dolayısıyla gıda tüketiminin maksimum olduğu dönemlerdeyiz. Bu aydan sonra yılbaşı, ardından da Ramazan ayı gelecek. Ramazan ayında da biliyorsunuz fiyatlar uçuyor; et fiyatları daha da uçacak. Yani şap hastalığına engel olamadığımız için et üretimini de baltalıyoruz. Bu sefer et üretemez hâle geliyoruz. Bu yüzden de et ithal eder, süt ithal eder hâle geliyoruz. Zaten et ithal ediyoruz; yakın zamanda süt ithal eder hâle gelirsek şaşırmayalım. Çünkü damızlık hayvanlar kesildiği zaman süt kesilmiş olacak. Zaten başlandığı da söyleniyor. Çocuklarımız doğru düzgün proteinli gıdalara ulaşamadığı gibi şimdi daha da ulaşılamaz hâle gelecek. Bizi ilgilendiren en önemli sorun bu. Bakanlık bu hastalığı birinci derecede gündemine almalı ve bu konuda afet bölgesi ilan ederek vatandaşın yaralarına merhem olmalıdır” ifadelerini kullandı. 




