Ulvi Puğ İzmirliler'in yakından tanıdığı bir isim. Dernek üyelikleri ve başkanlıklarının yanında İzmir Milli Kütüphane Vakfı Başkanlığını da yürüten Ulvi Puğ aynı zamanda 31 Mart Yerel Seçimleri ile birlikte İzmir'in merkez ilçesi Konak'tan da Cumhuriyet Halk Partisi saflarından belediye meclis üyeliği görevine seçildi. Fakat Ulvi Puğ'un üstlendiği çok önemli bir görevi daha var, o da Tarihi Kentler Birliği üyeliği. 3 Büyükşehir Meclisi üyesinin yanında bizzat Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in insiyatifiyle Tarihi Kentler Birliği'ne seçilen Ulvi Puğ'la yeni görevi ve yapılması gerekenler üstüne konuştuk.
.Ulvi Bey ilk olarak meclis üyeliğiniz ve yeni göreviniz hayırlı olsun. Konuya doğrudan Tarihi Kentler Birliği ile girmek istiyorum. Sizin için tarihi kent kavramı ne ifade ediyor?
Tarih deyince ilk akla gelen isim Heredot'tur. Heredot için tarihin babası denilir. Heredot'un çok önemli bir sözü vardır: Bir kentin tarihini şairler ve müzisyenler yaratır, tarihçiler onu kaleme alarak kayıda geçirirler. Ben bu sözü çok önemsiyorum. Bir kentin tarihi sadece binalardan oluşmaz, o kentin müziği, sanatı, edebiyatı, şiirleri kent tarihinin oluşmasında çok önemli rol oynar. Nasıl ki bir insan yüz yaşına gelmiştir ama yemiş, içmiş, yatmıştır; ondan pek de bir şey öğrenme şansımız yoktur... Fakat hayatını dolu dolu geçirmiş; düşünmüş, üretmiş ve bunu etrafına yaymış insanlardan öğreneceğimiz çok fazla bilgi vardır. Kentler de aynı bu şekilde. Sanat, edebiyat, bilim, kültür üreten kentler bu bağlamda anlamlı kentlerdir ve bu kentlerin değerini bilmek gerekir.
[caption id="attachment_11614" align="alignleft" width="300"]
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın danışmanları İstanbul'dan değil mutlaka İzmir'den seçilmelidir.[/caption]
Peki biz kentlerimizin değerlerini biliyor muyuz? Buna elbette İzmir'de dahil.
Maalesef biz bugüne kadar gelen zaman diliminde kentlerimizin değerini bilemedik. Buna İzmir de dahil. Elimizdeki bir çok değeri daha Osmanlı döneminde yurt dışına bağışlamışız ya da kaptırmışız. Dünyanın hangi önemli tarih müzesine gitseniz ülkemizden eserler görürsünüz. Üstelik bu eserlerin bir çoğu o müzelerin başlıca sergi unsurları arasında. Ayrıca yalnız kentlerimizin değil, bir çok kültürel varlığımıza ve kazanımlarımıza da yeterli değeri veremedik. Mesela Cumhuriyetin bize miras bıraktığı bir çok değerimize gereken kıymeti gösteremedik.
Anadolu ve ülkemiz tarihinde önemli role sahip bir çok kentin belediyesini son seçimlerde mensubu bulunduğunuz Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. Tarihi Kentler Birliği açısından ve gelecekte hayata geçirilecek projelerde bu sonuçların nasıl yansıması olur?
Elbette önemli bir yansıması olacaktır. Bir kere yaşanan değişiklik bir dinamizm de getirecektir. Yeni bir soluk ve yeni bir bakış açısı tarih boyunca kentlerin ivme kazanmasını sağlamıştır. Biz de kısa dönemde ciddi bir ivme yakalandığını göreceğiz. Büyük ve tarihi kentlerin Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminde olması uyumu da beraberinde getirecektir.
Mevcut devam eden projelerin durumu ne olacak? Mesela İzmir için çok önemli bir TARKEM Projesi var. TARKEM'in yanında devam eden ciddi çalışmalar mevcut. Zaten yavaş ilerleyen bu projelerin sekteye uğrama riski bulunuyor mu?
Büyükşehir Belediyemizi ele alarak konuşuyorum. Önceki dönemler gibi bir ekonomik rahatlık yok. Yaşanan ekonomik krizle birlikte dolar kurunun artmış olmasının olumsuz yansımalarını göreceğiz. Tramvay gibi gerçekleştirilen projelerin döviz üzerinden borçları da devam ettiği için şu an belediyenin yeni projelere aktaracak bütçe bulması zor görünüyor fakat devam edenlerin süreceğini biliyorum. Günlük giderleri çıkarttığınız zaman ülkemizin ekonomik açıdan yeni projeleri hayata geçirecek sermayesi kalmıyor.
TARKEM'e gelecek olursak, Tunç Soyer'in TARKEM'e sıcak baktığını biliyorum ve ilerleyen günlerde tekrar görüşmeler olacak. Bana sorarsanız Kemeraltı'nın çekim merkezi olması için SSK bloklarının kaldırılması ve bu alana 4 sütun halinde kütüphane,opera, modern sanatlar müzesi ve sanatçıların konaklayabilecekeri bir otel inşa edilmesi çok güzel olur. Arkalarına da bir sanatçılar parkı yaratarak burayı kültürel açıdan canladırabiliriz. Güzel heykellerle süsleyerek çekim noktası haline getirebiliriz. Heykel açısından fakir bir il olarak görüyorum kendimizi. Örneğin Konak'ta Hasan Tahsin heykeli bulunmakta fakat heykelin ismini çıkarttığınızda hiçbir sanatsal yönü olmadığını görüyorsunuz. En azından adına ve olayın ruhuna yakışır bir Hasan Tahsin Heykelini kentimize kazandırmalıyız.
[caption id="attachment_11615" align="alignleft" width="344"]
Önceki dönemler gibi bir ekonomik rahatlık yok. Yaşanan ekonomik krizle birlikte dolar kurunun artmış olmasının olumsuz yansımalarını göreceğiz. [/caption]
Tüm dünyada yerelliğin öne çıktığını ve bulunduğu yereli anlayarak iyi analizler gerçekleştirebilen yöneticilerin başarıyı yakaladığına şahit oluyoruz. İzmir'de sizce yerel yöneticiler gerektiği kadar İzmir'i anlayabiliyorlar mı?
İzmir bağlamında buradaki en önemli detaylardan biri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı danışmanlarının kim olduğu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın danışmanları İstanbul'dan değil mutlaka İzmir'den seçilmelidir. Buranın havasını almış, insanların rutinlerini bilendanışmanların çok daha büyük başarılara imza atacağına inanıyorum. Pasaport'ta çay içmemiş biri ordaki dokuyu bilmediği için deniz kenarındaki masaları kaldırır.
Dokunun bozulmadan güzelleştirilmesi gerekir. Örneğin Kemeraltı'nda unutulmaya yüz tutmuş sanatlar yer almakta. Bunların peşinden gidilip destek olunması gerekir. İkili ilişkiler, insan ilişkileri çok önemlidir. Biz ülke olarak bunları bırakmıştık ama artık umutluyuz. Bir de yöneticilerin uyumlu çalışması çok önemli. Örneğin İzmir Valisi ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı 15 günde bir görüşmeli. İlla önemli bir şey olduğunda değil bunlar insani ilişkiler olarak değerlendirilmeli. Konakta Abdül Batur, İzmir'de Tunç Soyer , İstanbul'da Ekrem İmamoğlu içinde sevgiyle yaklaşan insanlar. Göreceksiniz böyle böyle Türkiye'de çok şey değişecek. Reklamlara da baktığınız 'Aşkla İzmir' yazdığını görürsünüz. Tunç Soyer'in sloganı gerçekten güzel en büyük biziz vs. yazmıyor, herkesin ortak kavramı olan aşk, sevgi yazıyor. Aziz Kocaoğlu'nun o zamanlarda sloganı olan 'Yaşayan Şehir, Yaşanabilecek Şehir' sloganına şahsen ben sıcak bakmıyordum. Ülkede herkesin şehrini yaşanabilecek şehir haline getirmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde o şehirlerin dokuları bozulmamış olur.
Günümüzde kütüphaneler, tarihi belgeler ve kent arşivleri dijital ortama aktarılarak yurttaşların rahatça ulaşmaları sağlanıyor. Sizin de bu yönde çalışmalarınızı görebilecek miyiz?
Tarihi yerlerin tanınması ve belgelerin arşivlenmesi açısında teknolojik gelişimler çok önemli ve ben konuya çok sıcak bakıyorum. Tabii ki belgelerin orjinal dokularını bozmadan aktarılması gerekmekte. İnsanların o tarihi kentlere gitme olanakları olmayabilir ve böylesine gelişen teknolojiyle birlikte insanlara bir nebze de olsa o tarihi aktarabiliyorsunuz. Örneğin Notre Dame'nin başına gelenleri hepimiz gördük. Oradaki kültür miras dijital teknolojiyle canlandırılsa gelecek nesillere aktarımı sağlanmış olur. Tarihi dokuyu bozmamak kaydıyla koruma altına alınması gerekir.
Son olarak Milli Kütaphane ile ilgili çalışmalarınızla ilgili yenilikler neler olacak?
İzmir'e gelecek olursak Milli Kütüphane'yi de insanların 7 gün 24 saat kullanmalarını sağlayacağız. Yeni bir hem mimarisiyle hem de gençlerin ve çocukların keyifli vakit geçirebilecekleri bir kütüphane inşa edeceğiz. Gurur duyulacak bir kütüphane yaratacağız ve bu kütüphaneyle birlikte şu an ki Milli Kütüphane'yi bir kitap müzesi haline getirip insanların tarihle iç içe olmasını sağlayacağız. Sanatsal etkinliklerin de yoğun olarak yaşanacağı bir müze kazandırmış olacağız.
.Ulvi Bey ilk olarak meclis üyeliğiniz ve yeni göreviniz hayırlı olsun. Konuya doğrudan Tarihi Kentler Birliği ile girmek istiyorum. Sizin için tarihi kent kavramı ne ifade ediyor?
Tarih deyince ilk akla gelen isim Heredot'tur. Heredot için tarihin babası denilir. Heredot'un çok önemli bir sözü vardır: Bir kentin tarihini şairler ve müzisyenler yaratır, tarihçiler onu kaleme alarak kayıda geçirirler. Ben bu sözü çok önemsiyorum. Bir kentin tarihi sadece binalardan oluşmaz, o kentin müziği, sanatı, edebiyatı, şiirleri kent tarihinin oluşmasında çok önemli rol oynar. Nasıl ki bir insan yüz yaşına gelmiştir ama yemiş, içmiş, yatmıştır; ondan pek de bir şey öğrenme şansımız yoktur... Fakat hayatını dolu dolu geçirmiş; düşünmüş, üretmiş ve bunu etrafına yaymış insanlardan öğreneceğimiz çok fazla bilgi vardır. Kentler de aynı bu şekilde. Sanat, edebiyat, bilim, kültür üreten kentler bu bağlamda anlamlı kentlerdir ve bu kentlerin değerini bilmek gerekir.
[caption id="attachment_11614" align="alignleft" width="300"]
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın danışmanları İstanbul'dan değil mutlaka İzmir'den seçilmelidir.[/caption]Peki biz kentlerimizin değerlerini biliyor muyuz? Buna elbette İzmir'de dahil.
Maalesef biz bugüne kadar gelen zaman diliminde kentlerimizin değerini bilemedik. Buna İzmir de dahil. Elimizdeki bir çok değeri daha Osmanlı döneminde yurt dışına bağışlamışız ya da kaptırmışız. Dünyanın hangi önemli tarih müzesine gitseniz ülkemizden eserler görürsünüz. Üstelik bu eserlerin bir çoğu o müzelerin başlıca sergi unsurları arasında. Ayrıca yalnız kentlerimizin değil, bir çok kültürel varlığımıza ve kazanımlarımıza da yeterli değeri veremedik. Mesela Cumhuriyetin bize miras bıraktığı bir çok değerimize gereken kıymeti gösteremedik.
Anadolu ve ülkemiz tarihinde önemli role sahip bir çok kentin belediyesini son seçimlerde mensubu bulunduğunuz Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. Tarihi Kentler Birliği açısından ve gelecekte hayata geçirilecek projelerde bu sonuçların nasıl yansıması olur?
Elbette önemli bir yansıması olacaktır. Bir kere yaşanan değişiklik bir dinamizm de getirecektir. Yeni bir soluk ve yeni bir bakış açısı tarih boyunca kentlerin ivme kazanmasını sağlamıştır. Biz de kısa dönemde ciddi bir ivme yakalandığını göreceğiz. Büyük ve tarihi kentlerin Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminde olması uyumu da beraberinde getirecektir.
Mevcut devam eden projelerin durumu ne olacak? Mesela İzmir için çok önemli bir TARKEM Projesi var. TARKEM'in yanında devam eden ciddi çalışmalar mevcut. Zaten yavaş ilerleyen bu projelerin sekteye uğrama riski bulunuyor mu?
Büyükşehir Belediyemizi ele alarak konuşuyorum. Önceki dönemler gibi bir ekonomik rahatlık yok. Yaşanan ekonomik krizle birlikte dolar kurunun artmış olmasının olumsuz yansımalarını göreceğiz. Tramvay gibi gerçekleştirilen projelerin döviz üzerinden borçları da devam ettiği için şu an belediyenin yeni projelere aktaracak bütçe bulması zor görünüyor fakat devam edenlerin süreceğini biliyorum. Günlük giderleri çıkarttığınız zaman ülkemizin ekonomik açıdan yeni projeleri hayata geçirecek sermayesi kalmıyor.
TARKEM'e gelecek olursak, Tunç Soyer'in TARKEM'e sıcak baktığını biliyorum ve ilerleyen günlerde tekrar görüşmeler olacak. Bana sorarsanız Kemeraltı'nın çekim merkezi olması için SSK bloklarının kaldırılması ve bu alana 4 sütun halinde kütüphane,opera, modern sanatlar müzesi ve sanatçıların konaklayabilecekeri bir otel inşa edilmesi çok güzel olur. Arkalarına da bir sanatçılar parkı yaratarak burayı kültürel açıdan canladırabiliriz. Güzel heykellerle süsleyerek çekim noktası haline getirebiliriz. Heykel açısından fakir bir il olarak görüyorum kendimizi. Örneğin Konak'ta Hasan Tahsin heykeli bulunmakta fakat heykelin ismini çıkarttığınızda hiçbir sanatsal yönü olmadığını görüyorsunuz. En azından adına ve olayın ruhuna yakışır bir Hasan Tahsin Heykelini kentimize kazandırmalıyız.
[caption id="attachment_11615" align="alignleft" width="344"]
Önceki dönemler gibi bir ekonomik rahatlık yok. Yaşanan ekonomik krizle birlikte dolar kurunun artmış olmasının olumsuz yansımalarını göreceğiz. [/caption]Tüm dünyada yerelliğin öne çıktığını ve bulunduğu yereli anlayarak iyi analizler gerçekleştirebilen yöneticilerin başarıyı yakaladığına şahit oluyoruz. İzmir'de sizce yerel yöneticiler gerektiği kadar İzmir'i anlayabiliyorlar mı?
İzmir bağlamında buradaki en önemli detaylardan biri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı danışmanlarının kim olduğu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın danışmanları İstanbul'dan değil mutlaka İzmir'den seçilmelidir. Buranın havasını almış, insanların rutinlerini bilendanışmanların çok daha büyük başarılara imza atacağına inanıyorum. Pasaport'ta çay içmemiş biri ordaki dokuyu bilmediği için deniz kenarındaki masaları kaldırır.
Dokunun bozulmadan güzelleştirilmesi gerekir. Örneğin Kemeraltı'nda unutulmaya yüz tutmuş sanatlar yer almakta. Bunların peşinden gidilip destek olunması gerekir. İkili ilişkiler, insan ilişkileri çok önemlidir. Biz ülke olarak bunları bırakmıştık ama artık umutluyuz. Bir de yöneticilerin uyumlu çalışması çok önemli. Örneğin İzmir Valisi ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı 15 günde bir görüşmeli. İlla önemli bir şey olduğunda değil bunlar insani ilişkiler olarak değerlendirilmeli. Konakta Abdül Batur, İzmir'de Tunç Soyer , İstanbul'da Ekrem İmamoğlu içinde sevgiyle yaklaşan insanlar. Göreceksiniz böyle böyle Türkiye'de çok şey değişecek. Reklamlara da baktığınız 'Aşkla İzmir' yazdığını görürsünüz. Tunç Soyer'in sloganı gerçekten güzel en büyük biziz vs. yazmıyor, herkesin ortak kavramı olan aşk, sevgi yazıyor. Aziz Kocaoğlu'nun o zamanlarda sloganı olan 'Yaşayan Şehir, Yaşanabilecek Şehir' sloganına şahsen ben sıcak bakmıyordum. Ülkede herkesin şehrini yaşanabilecek şehir haline getirmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde o şehirlerin dokuları bozulmamış olur.
Günümüzde kütüphaneler, tarihi belgeler ve kent arşivleri dijital ortama aktarılarak yurttaşların rahatça ulaşmaları sağlanıyor. Sizin de bu yönde çalışmalarınızı görebilecek miyiz?
Tarihi yerlerin tanınması ve belgelerin arşivlenmesi açısında teknolojik gelişimler çok önemli ve ben konuya çok sıcak bakıyorum. Tabii ki belgelerin orjinal dokularını bozmadan aktarılması gerekmekte. İnsanların o tarihi kentlere gitme olanakları olmayabilir ve böylesine gelişen teknolojiyle birlikte insanlara bir nebze de olsa o tarihi aktarabiliyorsunuz. Örneğin Notre Dame'nin başına gelenleri hepimiz gördük. Oradaki kültür miras dijital teknolojiyle canlandırılsa gelecek nesillere aktarımı sağlanmış olur. Tarihi dokuyu bozmamak kaydıyla koruma altına alınması gerekir.
Son olarak Milli Kütaphane ile ilgili çalışmalarınızla ilgili yenilikler neler olacak?
İzmir'e gelecek olursak Milli Kütüphane'yi de insanların 7 gün 24 saat kullanmalarını sağlayacağız. Yeni bir hem mimarisiyle hem de gençlerin ve çocukların keyifli vakit geçirebilecekleri bir kütüphane inşa edeceğiz. Gurur duyulacak bir kütüphane yaratacağız ve bu kütüphaneyle birlikte şu an ki Milli Kütüphane'yi bir kitap müzesi haline getirip insanların tarihle iç içe olmasını sağlayacağız. Sanatsal etkinliklerin de yoğun olarak yaşanacağı bir müze kazandırmış olacağız.









