ÖMER FARUK ALTIN/EGE'YE BAKIŞ - Dün (13 Şubat) yayımlanan TÜİK verilerine göre, Aralık 2024’te 15 milyon 583 bin 773 olan sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerindeki toplam ücretli çalışan sayısı, Aralık 2025’te yüzde 1,2 artış göstererek, 15 milyon 763 bin 671 kişiye yükseldi.Aralık ayında yıllık bazda sanayi sektöründeki ücretli çalışan sayısı yüzde 3,6 düşüş görüldü. Aynı dönemde inşaat sektöründe çalışanların sayısında yüzde 7, ticaret-hizmet sektöründe ise yüzde 2,6 artış olduğu belirlendi.Bu veriler, asgari ücretli çalışanların yoğun olduğu sektörlerdeki istihdam artışını gözler önüne serdi.
EKONOMİ İÇİN VERİMLİLİK VURGUSU!
ENFLASYONUN ANA SEBEPLERİ NELER?Asgari ücretle çalışan emekçilerin sayısındaki artışın enflasyon üzerinde bir etkisi olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Toptaş, "Bu konu birkaç sene önce tartışmaya açık bir mesele gibi gözüküyordu. Her iki görüşe inananlar mevcuttu. Ancak enflasyonla mücadelede üçüncü yılı tamamlamaya yaklaşırken, asgari ücret artışlarının enflasyonu tetiklediğine dair görüşler bir nevi geri plana atıldı. Bugün artık kuraklık, don, iç siyasi gerilim, jeopolitik riskler ve küresel düzeyde gümrük tarifeleri savaşının başlaması gibi faktörler enflasyonun ana sebepleri olarak ön plana çıkıyor. Yine yapısal reformların hayata geçirilmemesi de fiyat istikrarının önünde önemli bir engel olarak görülüyor" şeklinde konuştu.
"KAPSAMLI BİR KALKINMA HAMLESİ BAŞLATILMALI"Asgari ücretli oranını azaltmak ve beyin göçünü tersine çevirmek için kapsamlı bir kalkınma hamlesi başlatılması gerektiğini ifade eden Toptaş, Türkiye'nin 2000'li yıllarının başında Eski Ekonomi Bakanı Kemal Derviş'in döneminde başlattığı Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nı örnek göstererek, şu ifadeleri kullandı:"Aslında elimizde yakın geçmişimizden somut adımların atıldığı iyi bir örnek var. Türkiye, 2000’li yılların başında böyle bir ortamı yakalar gibi oldu. Kemal Derviş tarafından hazırlanan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ile ekonominin gerçekçi bir zemine oturması sağlandı; demokrasi ve hukuk alanında Avrupa Birliği normları çıpa olarak kullanıldı. O dönemde Türkiye’de faktör verimliliği yükseldi, asgari ücretli oranları düştü. Sonradan yaşanan yozlaşma ise bu sürecin yarıda kalmasına yol açtı"Toptaş konuşmasının devamında özellikle teknolojik yenilikleri baz alan bir büyüme stratejisini hayata geçirilmesinin önemine vurgu yaparak, "Çünkü ücretleri artırabilecek verimlilik artışları, teknolojik düzeyin yükseltilmesi ile sağlanabilir" diye konuştu."BU İRADE ORTAYA KONULMADIĞI SÜRECE..."Toptaş, konuşmasının sonunda Türkiye'nin ihtiyacı olan siyasal iradenin, kriz yöneten değil, krizin nedenlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir siyasal irade olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi:"Asgari ücretli oranının yükselmesi, 2011 yılından itibaren ekonomi yönetiminde yapılan hataların toplumun geniş kesimlerine fatura edildiğine işaret ediyor. Söz konusu süreç ücretleri baskı altına aldı. Bunu aşabilmek için üretimi, istihdamı ve adil paylaşımı önceleyen bir politika değişikliğine ihtiyaç var. Aksi hâlde emekçilerin büyük kısmı asgari ücrete mahkûm edilirken, nitelikli gençler için bu ülkede kalmak giderek daha anlamsız hâle gelecektir.Bugün ihtiyaç duyulan şey, krizi yöneten değil; krizin nedenlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir siyasal iradedir. Bu irade ortaya konulmadığı sürece ne gelir adaleti sağlanabilir ne de toplumsal refah kalıcı biçimde artırılabilir"Ege'ye Bakış
EKONOMİ İÇİN VERİMLİLİK VURGUSU!Asgari ücretli çalışan sayısındaki artışın ekonomi üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu değerlendiren Ekonomist Dr. Ayhan Bülent Toptaş, Türkiye'de emeğin karşılığının düşük olmasının sebebini ekonominin düşük katma değerli işler üretmesi olarak dile getirdi. Ayrıca işsizliğin yüksek olduğunu da ifade eden Toptaş, bu durumun emekçiler arasındaki rekabeti artırdığını ve sonuç olarak ücretlerin aşağı seviyelere çekildiğini belirtti.
"BUGÜN İYİ EĞİTİM ALMIŞ GENÇLER, YURT DIŞINA GİTMEK ÜZERE HAZIRLANIYOR"Nitelikli çalışanların da asgari veya asgariye yakın seviyelerde ücret almasının beyin göçünü hızlandıracağına değinen Toptaş, "Biz 80’li yıllarda üniversiteden mezun olduğumuzda önümüzde çok farklı seçeneklerin olduğu bir Türkiye vardı. Çalışarak bilgi, beceri ve yeteneklerimizi geliştirip, girdiğimiz sınavlardan geçerek Türkiye’de bir yerlere gelebileceğimizi ve uygun bir gelir elde edebileceğimizi biliyorduk. Şimdi ise bu ortam oldukça kısıtlandı. Bugün aileleri tarafından belirli bir disiplin verilmiş, bilgi, beceri ve yeteneklerini geliştirmek üzere iyi eğitim almış gençlerin ya yurt dışında çalıştıklarını ya da yurt dışına gitmek üzere hazırlandıklarını görüyoruz. Özellikle nüfusu yaşlanan gelişmiş ülkeler birer yetenek avcısı konumundalar ve Türkiye bu anlamda onlar için açık büfe kahvaltı ortamı gibi" diye konuştu.
ENFLASYONUN ANA SEBEPLERİ NELER?Asgari ücretle çalışan emekçilerin sayısındaki artışın enflasyon üzerinde bir etkisi olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Toptaş, "Bu konu birkaç sene önce tartışmaya açık bir mesele gibi gözüküyordu. Her iki görüşe inananlar mevcuttu. Ancak enflasyonla mücadelede üçüncü yılı tamamlamaya yaklaşırken, asgari ücret artışlarının enflasyonu tetiklediğine dair görüşler bir nevi geri plana atıldı. Bugün artık kuraklık, don, iç siyasi gerilim, jeopolitik riskler ve küresel düzeyde gümrük tarifeleri savaşının başlaması gibi faktörler enflasyonun ana sebepleri olarak ön plana çıkıyor. Yine yapısal reformların hayata geçirilmemesi de fiyat istikrarının önünde önemli bir engel olarak görülüyor" şeklinde konuştu.
"KAPSAMLI BİR KALKINMA HAMLESİ BAŞLATILMALI"Asgari ücretli oranını azaltmak ve beyin göçünü tersine çevirmek için kapsamlı bir kalkınma hamlesi başlatılması gerektiğini ifade eden Toptaş, Türkiye'nin 2000'li yıllarının başında Eski Ekonomi Bakanı Kemal Derviş'in döneminde başlattığı Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nı örnek göstererek, şu ifadeleri kullandı:"Aslında elimizde yakın geçmişimizden somut adımların atıldığı iyi bir örnek var. Türkiye, 2000’li yılların başında böyle bir ortamı yakalar gibi oldu. Kemal Derviş tarafından hazırlanan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ile ekonominin gerçekçi bir zemine oturması sağlandı; demokrasi ve hukuk alanında Avrupa Birliği normları çıpa olarak kullanıldı. O dönemde Türkiye’de faktör verimliliği yükseldi, asgari ücretli oranları düştü. Sonradan yaşanan yozlaşma ise bu sürecin yarıda kalmasına yol açtı"Toptaş konuşmasının devamında özellikle teknolojik yenilikleri baz alan bir büyüme stratejisini hayata geçirilmesinin önemine vurgu yaparak, "Çünkü ücretleri artırabilecek verimlilik artışları, teknolojik düzeyin yükseltilmesi ile sağlanabilir" diye konuştu."BU İRADE ORTAYA KONULMADIĞI SÜRECE..."Toptaş, konuşmasının sonunda Türkiye'nin ihtiyacı olan siyasal iradenin, kriz yöneten değil, krizin nedenlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir siyasal irade olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi:"Asgari ücretli oranının yükselmesi, 2011 yılından itibaren ekonomi yönetiminde yapılan hataların toplumun geniş kesimlerine fatura edildiğine işaret ediyor. Söz konusu süreç ücretleri baskı altına aldı. Bunu aşabilmek için üretimi, istihdamı ve adil paylaşımı önceleyen bir politika değişikliğine ihtiyaç var. Aksi hâlde emekçilerin büyük kısmı asgari ücrete mahkûm edilirken, nitelikli gençler için bu ülkede kalmak giderek daha anlamsız hâle gelecektir.Bugün ihtiyaç duyulan şey, krizi yöneten değil; krizin nedenlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir siyasal iradedir. Bu irade ortaya konulmadığı sürece ne gelir adaleti sağlanabilir ne de toplumsal refah kalıcı biçimde artırılabilir"Ege'ye Bakış 








