EGE'YE BAKIŞ - İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeler tarafından son dönemlerde gerçekleştirilen imar planı değişiklikleri ile özelleştirilmesine tepki göstermek amacıyla bir basın açıklaması yayımladı.Açıklamada gerçekleştirilen özelleştirmelerin şehircilik mevzuatı ve planlama tekniklerinin temel ilkelerinin yok sayıldığı belirtilerek, kentin geleceğinde ciddi yaralar açacak sorun ve çözümsüzlükleri beraberinde getireceğini ifade etti.Şehircilik ve planlama bilimine vurgu yapılan açıklamada, "Şehircilik ve planlama bilimi; mekânsal adaletin sağlanmasını, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarının erişilebilirliğinin güvence altına alınmasını ve nüfus–donatı dengesinin korunmasını esas alan, kamu yararını önceleyen anayasal bir araç niteliğindedir. Ancak İzmir genelinde imar planlarına ilişkin alınan söz konusu kararlar incelendiğinde, kamu yararının gerçekleştirilmesi amacıyla başvurulması gereken şehircilik ve planlama disiplininin; kamuya ait sosyal ve teknik altyapı alanlarını kamusal kullanım amacından uzaklaştırmak, bu alanları ticarileştirmek ve özel mülkiyete konu etmek suretiyle kamu elinden çıkarmaya yönelik bir araç haline getirildiği görülmektedir" ifadeleri kullanıldı."KAMUSAL REZERV ALANLARI, FİNANSAL BİR ENSTRÜMAN OLARAK YOK EDİLMEKTEDİR"Yapılan plan değişiklikleri ile kamusal kullanım niteliğini tamamen ortadan kaldırıldığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:"İmar planlarında kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi için ayrılmış Kamu Hizmet Alanları (Meslek Lisesi, Anaokulu, Kreş, Sağlık ve Sosyal Tesis Alanları), plan tadilatları ile başlarına "Özel" ibaresi getirilerek (Özel Eğitim, Özel Sağlık, Özel Sosyal Tesis vb.) ticarileştirilmektedir. Şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından bu plan değişiklikleri ile, alanın kamusal kullanım niteliğini tamamen ortadan kaldırılmakta, donatı alanları pazar odaklı birer ticari işletmeye (özel okul, özel hastane vb.) dönüştürülmektedir.Kentin gelişimi, kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği için ayrılmış ve kamu mülkiyetine geçmiş olan Belediye Hizmet Alanları ve teknik altyapı alanları (İtfaiye Alanları, Terminal Alanları) "Ticaret", "Gelişme Konut Alanı" veya "Akaryakıt İstasyonu" gibi özel mülkiyete konu olacak fonksiyonlara dönüştürülmektedir.Bu durum, yerel yönetimlerin mülkiyetindeki kamusal rezerv alanlarının, bütçe açıklarını kapatma gayesiyle finansal bir enstrüman olarak eritildiğini, yok edildiğini göstermektedir""DONATI HAKKININ GASP EDİLMESİNE YOL AÇMAKTADIR"Planlama değişikliklerinin gelecekte kamu hizmetlerinde aksamaya ve ciddi kentsel sorunlara ve tahribata neden olacağının belirtildiği açıklamada şu ifadeler ile kente verilecek zararlar sıralandı:"1. Donatı Dengesi Kaybı: Askıya çıkan plan kararlarında, kaldırılan veya ticarileştirilen kamusal sosyal/teknik altyapı alanlarının yerine, aynı hizmet etki alanı içerisinde eşdeğer büyüklükte ve nitelikte alanlar ayrılmamıştır. Bu durum, kentsel asgari standartların altına düşülmesine ve mevcut nüfusun donatı hakkının gasp edilmesine yol açmaktadır.2. Kentsel Segregasyon (Sınıfsal Ayrışma): Kamusal sağlık, eğitim ve sosyal tesis alanlarının tasfiye edilerek yerlerine özel-ticari fonksiyonların getirilmesi, alt ve orta gelir grubuna mensup kentlilerin bu alanlara erişimini mekânsal olarak engellemektedir. Bu kararlar, kentin müşterek alanlarını toplumun bütününe değil, yalnızca yüksek gelir grubuna hizmet eden korunaklı alanlara dönüştürmekte; mekânsal ayrışmayı ve sınıfsal kutuplaşmayı derinleştirmektedir.3. Mülkiyet Hukuku ve Geri Dönülemez Zararlar: Geçmişte yapılan imar uygulamaları ile (Düzenleme Ortaklık Payı - DOP ve Kamu Ortaklık Payı - KOP kesintileri) kamu hizmetlerine tahsis edilmek üzere kamu mülkiyetine geçirilen taşınmazların, belirtilen plan değişiklikleri aracılığıyla özel mülkiyete konu edilerek özel mülkiyete konu olacak biçimde tasarrufa açılması, devredilmesi, satılması, hukuki güvenlik ilkesi, kazanılmış hakların korunması, planlamanın güvenilirliği ve kamu yararı ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Bu durum, mülkiyet hakkı bakımından da telafisi güç ve geri dönülemez zararlar doğurabilecek niteliktedir.Sosyal devlet ve halkçı belediyecilik ilkeleriyle çelişen bu kararlar; planlama hiyerarşisini, şehircilik mevzuatını ve kentsel hakları yok saymaktadır. Kentler, sermaye birikim modellerinin ve gayrimenkul piyasalarının operasyon sahası haline getirilemez"HUKUKİ MÜCADELE VURGUSU!Açıklamanın sonunda hukuki süreç başlatılacağı ifade edilerek şunlar söylendi:"İzmir’in kentsel dokusunu, kamusal rezervlerini ve ortak geleceğini hedef alan bu plan değişiklikleri, birer kentsel gelişim projesi değil; toplumun ortak kullanımına tahsis edilmiş kamusal varlıkların, planlama araçları üzerinden sistematik biçimde özel mülkiyete aktarılmasını öngören bir mülksüzleştirme projesidir. Bu yaklaşım, kamu yararı ilkesini zedelediği gibi, kent hakkı, mülkiyet hakkı ve planlamanın güvenilirliği ilkeleri açısından da telafisi güç sonuçlar doğurma potansiyeli taşımaktadır.İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni ve ilçe belediyelerini, altına imza attıkları bu bilim dışı, kamu yararına ve şehircilik ilkelerine açıkça aykırı plan kararlarından derhal vazgeçmeye davet ediyoruz.Şubemiz tarafından;
- Tire İlçesi, İpekçiler Mahallesi, 1485 Ada, 1 Parselde “Akaryakıt ve Servis İstasyonu Alanı” olarak belirlenmesine yönelik,
- Urla İlçesi, Bademler Mahallesi, 262 Ada, 49 Parselin bir kısmının "Gelişme Konut Alanı" olarak belirlenmesine yönelik,
- Bornova İlçesi, Erzene Mahallesi, 14244 Ada, 1 Parselin kullanım kararının “Ticaret Alanı” olarak belirlenmesine yönelik,
- Aliağa İlçesi, Fatih Mahallesi, 3139 Ada 7 Parselin kullanım kararının "Ticaret Alanı" olarak belirlenmesine yönelik,








