ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ – İzmir’de bulunan Harmandalı Katı Atık Arıtma Tesisi’nin Danıştay kararının ardından kapatılmasına karar verilmesinin ardından kentte patlak veren çöp krizinin tartışmaları devam ediyor.
Konuya ilişkin basın toplantısı düzenleyen Türkiye Komünist Partisi İzmir İl Örgütü, çöp sorununu değerlendirerek çözüm önerilerini sundu.
Basın toplantısına konuşmacı olarak Türkiye Komünist Partisi (TKP) İzmir İl Başkanı Tuğçe Sezen Gedik, Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi Sözcüsü Avukat Emel Diril ve Çevre Mühendisi Mehmet Faruk İşgenç katılım gösterdi.
“ÖZELLEŞTİRMENİN VE PLANSIZLIĞIN ALTINI ÇİZİYORUZ”
Basın toplantısının açılış konuşmasını yapan TKP İzmir İl Başkanı Tuğçe Sezen Gedik, “Elimizde bugün Harmandalı’nın artık kapasitesini doldurması ve ek mahkeme kararlarıyla yeniden döküm yapılması gibi bir sorun var. Birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Biz İzmir’in kent sorunlarını ele alırken özelleştirmenin ve plansızlığın altını çiziyoruz. Çöp meselesi de böyle. İzmir’de üç tane çöp tesisi var ve bu tesislerin tamamının işletimi özelleşmiş durumda. Bugün bu sorunun ortadan kalkması için bir plana ihtiyaç var. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kamuoyuna açıklanmış bir planı var ama altında hiçbir şey yok; sadece ismi var. Biz, bu planın acilen oluşturulmasını ve bütün detaylarının kamuoyuyla paylaşılmasını istiyoruz. Çünkü bu kronik bir sorun; bir günde oluşmadı. Şimdi kamuoyuna açıklanmış bir plan var ama kendisi yok. Bu sürecin kendisi de ihale usulüyle yapılmaya çalışılıyor. Oysa İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin de ilçe belediyelerin de kamucu yaklaşımlar geliştirebilecek çalışanları var. Dolayısıyla bir an önce yapılması gereken şey; bir planın ortaya konması, bu planın bütün detaylarıyla paylaşılması ve halkın çıkarlarının gözetilmesidir.” ifadelerini kullandı.
“HALKI SİYASETİN DIŞINDA TUTMAK İÇİN ‘ÇÖPÜN SİYASETİ OLMAZ’ YAKLAŞIMIYLA HAREKET EDİLİYOR”
Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi Sözcüsü Avukat Emel Diril, "Dün de bugün de çöp kamyonlarının konvoyu var. Bir de tabii bu atık krizinin, siyasetin bir parçası olmakla birlikte, sebebi ve yetkilisi olan İzmir Büyükşehir Belediyesi ile bakanlığın siyasetteki yerini konuşmanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Düzenin siyasete yaklaşımıyla çözüm arasındaki fark çok büyük.
Çünkü yaşanan gelişmelere dair bir plan var ama bu plan anlatılmıyor. Bunun sorumlusu olanlar da halka büyük bir yalan bilgiyle oyalama politikası yürütüyor. Şimdi burada, özellikle Harmandalı özelinde ama genelde ülkemizde de, bir felaket yaşandığında daima halkı siyasetin dışında tutmak için ‘çöpün siyaseti olmaz’ gibi bir yaklaşımla hareket ediliyor. Dün şöyle bir şey oldu: Tırlar mahallede sıra olmuştu. Çiğli Belediyesi de çöp dökmek için sıradaydı. O sıralarda yerel gazetelerde de buna dair bazı haberler çıktı. Bunun halka anlatılmasının çok önemli bir yeri var. Biz 23 senedir AKP iktidarıyla yönetiliyoruz. Özelleştirme politikalarının halka nelere mal olduğunu artarak yaşıyoruz. Bu, Harmandalı çöplüğünde de farklı değil. Şimdi çöp içerisindeki atık tesisi de özel bir firmaya ait. Bu şu demek: Enerji, bertaraf ve aklınıza ne gelirse, kamunun yapması gereken işler patronlara verilmiş durumda. Yönetenler şirket mantığıyla yönetiyor ve halkçı, kamucu bir yönetim anlayışı imkânsız hale geliyor. O yüzden, ‘çöpün siyaseti olmaz’ yaklaşımıyla halkı siyasetin dışında tutma eğilimi, 23 senedir öğrenilmiş bir davranış biçimine dönüşmüş durumda. Bu nedenle gerçekçi, planlı ve kamucu bir planlamaya ihtiyaç var. Var olan planlamalarla ilgili bir bilgi bile öğrenemediğimiz bir dönemdeyiz" diye konuştu.
"YAPILANLAR, PROBLEMLERİ ÇÖZECEK NİTELİKTE DEĞİL"
Çevre Mühendisi Mehmet Faruk İşgenç'in konuşmasında ise öne çıkan başlıklar şu şekilde:
“İlginçtir ki, 1968 yılında İzmir’in çöp depolamak için değil, çöpten bir ürün elde etmek için kurduğu tesisleri vardı. Bunlardan biri Halkapınar’da, diğeri Çiğli’deydi. Bu iki tesisin toplam kapasitesi iki tondu. Kişi başına çöp oluşumu da bunun yarısı kadardı. Yani bu iki tesis, İzmir’de oluşan çöpün yüzde 90’ını işleyebilecek kapasiteye sahipti. Burada elde edilen kompost da tarımla uğraşan insanlara verilirdi. Bu, dönemin belediyecilik anlayışını gösteren önemli bir örnekti. 2020 yılına gelindiğinde ise, nasıl yapacağını bilemeyen bir belediye yönetimiyle karşı karşıyayız. Bu, her zaman aynı doğrultuda gidilmediğini gösteriyor. Problem büyümüş ama yapılanlar, problemleri çözecek nitelikte değil.
"İZMİR KARARLAR ALIYOR AMA HİÇBİRİNİ SONUNA KADAR GÖTÜREMİYOR"
İzmir, kararlar alıyor ama hiçbirini sonuna kadar götüremiyor. Henüz büyükşehir sınırları içinde değilken bir entegre tesis kurmaya çalışıyor. Ancak tesisin inşaatı başlamadan bölge büyükşehir sınırlarına dahil olunca, “Tire, Bayındır, Kiraz da atıklarını buraya getirsin, daha büyük bir tesis olsun” deniyor ve 2 bin tonluk bir tesis planlanıyor.
Kuzey’de de bir tesis var: Bergama Tesisi. Bakanlıkların da desteğiyle burada bir ayrıştırma tesisi kuruluyor. Ancak bu tesisin kapasitesiyle ilgili farklı bilgiler mevcut; kimi kaynaklar 2 bin ton diyor, kimisi daha düşük rakamlar veriyor.
"İKİNCİ ÇEVRE YOLU TAM BU ALANIN İÇİNDEN GEÇİYOR"
Harmandalı’yla ilgili olarak yerel halk, sağlık problemleri ve heyelan riski gibi gerekçelerle dava açıyor ve alan kapatılıyor. Harmandalı’nın daha üst kotlarında, özellikle yerleşim alanının kuzeyinde, belediye 45 metrekarelik bir genişleme başvurusu yapıyor. Bununla birlikte Naldöken Katı Atık Tesisi kurulması gündeme geliyor. Ancak bu da merkezi hükümetin yatırımıyla çakışıyor; çünkü ikinci çevre yolu tam bu alanın içinden geçiyor.
Tüm bu yaşananlar, İzmir’deki plansızlığın açık göstergesi. Sözde bir plan varmış ama biz bu planı bulamıyoruz. Varsa, ne diyor? Kimse bilmiyor. Ama bir planın var olduğu söyleniyor.
Bu arada yine ilginç bir gelişme... Manisa, hemen İzmir sınırlarında kendi katı atık tesisine sahip. Bu konu gündeme geldiğinde Manisa Büyükşehir Belediyesi bir açıklama yapıyor: Tesislerimiz sadece Manisa için yapılmıştır.
İzmir, Türkiye’de hep konuşulan bir şehir biliyorsunuz. Atık su arıtma tesisleri konusunda Türkiye’nin şampiyonu. İzmir’in bir süredir arıtma çamurları da Manisa’daki katı atık sahasına gönderiliyor. Böyle bir gerçek de var.
"2050'YE GÖRE PLANLAMA YAPILMALI"
Planlamayla ilgili olarak şunu söylüyoruz: 2050 yılında nüfusun 5,6 milyona ulaşacağına dair farklı hesaplar var. Zaman içinde ekonomik durum iyileştikçe, kişi başına düşen katı atık miktarı da artıyor. Bu açıdan bakıldığında bugün günlük yaklaşık 5,5 bin ton olan atık miktarının, 2050’lerde 6 bin tonlara yükseleceği öngörülüyor.
Dolayısıyla, bu artışı bugünden dikkate alarak planlama yapılması gerekiyor. Kapasitenin en az yüzde 25 emniyet payı bırakılacak şekilde tesisler kurulmalı. 2050’ye göre planlama yapılmalı.
Kimse başka bir bölgeden gelen çöpü kendi yakınında istemiyor. O hâlde, çok sayıda orta ölçekli tesis kurulmalı. Metropol içinde belki dört tane, diğer bölgelerde ise daha küçük ölçekli tesisler yapılmalı. Bu planlama yapılmadıkça, Büyükşehir’in güncel problemleri çözmesi mümkün değil.
Katı atık yönetimi, yalnızca atık bertarafı değildir. Kaynaktan ayırma, atık miktarını azaltma gibi konular da bu sürecin önemli parçalarıdır ve bunların da etkin biçimde yürütülmesi gerekir. Burada, toplumdan ve geniş halk kesimlerinden yana yönetim anlayışlarına ihtiyaç var. Resmî kurum da olsa, özel kurum da olsa; önemli olan hangi taraftan yana tercihte bulunduğudur İlk adım budur."









