ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ - 2025 Temmuz ayında yayımlanan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’deki sendikalaşma oranlarınde ciddi bir düşüş görüldü. Ülkede istihdama kayıtlı işçilerden yalnızca 2 milyon 429 bin 527 kişi herhangi bir sendikada örgütlü.Ocak ayında sendikalılık oranı yüzde 14,97 olarak kaydedilirken, temmuz verilerine göre her Yüzde 14 olarak hesaplandı.
2025’in sonuna gelinmişken DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Toplu iş Sözleşmesi Uzmanı İrfan Kaygusuz, sendikalaşma oranlarındaki düşüşü ve sendikaların güç kaybetmesinin nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.“BU HAYATIN GERÇEKLİĞİYLE BAĞDAŞAN BİR ŞEY DEĞİL”Bazı haber sayfaları ve internet sitelerinde 2002 ve 2025 verilerinin karşılaştırılmasının hatalı bir karşılaştırma olduğunu dile getiren Kaygusuz, “2013 yılında bir kanun değişikliği yapıldı. 2013 yılı öncesinde iş kolu barajları vardı bu baraj yüzde 10’du. Bu barajın aşılması için sendikalar gerçekçi olmayan üzerinde sendika üyelikleri yapmışlardı ve oldukça yüksek gözüküyordu. O yüzden ne seksen öncesi ne seksen sonrası 2013’e kadar yapılan kıyaslamalar doğru kıyaslamalar değil. Öyle olsa yüzde 60lardan yüzde 10lara düşen sendikalaşma oranlarından söz etmek bu hayatın gerçekliğiyle bağdaşan bir şey değil. Dolaysıyıla kıyaslama yöntemleri değişti. En son ne oldu? 2013’te iş kolu barajı düştü. Yüzde 10’dan bire düştü. Çalışma bakanlığı ölenlerin hepsini kayıttan düştü. İşsiz olanları veya işten atılanları bir yıl içinde başka bir iş koluna geçmediyse artık onları da düşüyor. Kamu kurumları arasında teknik altyapı değişince üye sayılarının hesaplama sistemi de değişti ve daha gerçekçi rakamlara döndü. O yüzden kıyaslama 80 öncesi ya da 80-2013 arasında yapılması doğru değil” ifadelerini kullandı.“İKTİSADİ BOZULMALAR, İŞTEN ÇIKARTMALARI ARTTIRDI”Doğru karşılaştırmanın 2013 sonrası yapılması gerektiğini ve sendika oranlarındaki düşüşü değerlendiren Kaygusuz, “2013’ten bu zamana kadar bakıldığında ise, oradan bakıldığında son yıl hariç azalma var. onun dışında kademeli olarak bir artış söz konusu sendikalaşma açısından. 2013’te yüzde 9’larda başlamıştı şu anda da yüzde 14 küsürlerde. 2024’ten itibaren 2025 ocak ve temmuz ayında bir düşüş var. Onun nedeni ise, şimdi genel olarak iktisadi alanda bir daralma söz konusu. İktisadi bütün veriler olumsuzluk gösteriyor ve işsizlik artıyor. Mesela tüik’e göre bu ay işsizlik değişmedi ama dönem aralığına bakıldığında, bir azalma var. sendika istatistiklerine bakıldığında iki şey birden değiişiyor. Hem toplam işçi sayısında bir azalma var hem de sendikalı işçi sayısında azalma var. sendikal işçi sayısında 95 bin civarında bir azalma var. bir önceki 6 aya göre. Toplam çalışanlarda da ciddi bir azalma söz konusu. Bu esas olarak en ufak krizde patronların pervasızca işçiyi kapının önüne koyması nedeniyle ve işten atma önünde yasal engellerin olmaması, sendikal eylemlerin zayıf olması ve işten atılmaları engelleyememesi gibi çeşitli nedenler sayılabilir. Son bir yıllık dönemde özellikle sanayide bir takım bozulmalar var. tekstil gibi pek çok sektörün yurtdışına çıkıyor, sabit kur politikası sebebiyle işçilik biraz daha pahalılaşmış oldu. Sermaye de yavaş yavaş yurt dışına çıkmaya başladı. İktisadı bozulmalardaki göstergelerle de işten çıkarmalar arttı. Yani bu hem sendikalaşma sayısına yansıyor hem de toplam çalışan işçi sayısına yansıyor” diye konuştu. “SARI SENDİKACILIĞI AŞAN BİÇİMİYLE DEVLET SENDİKACILIĞIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”Konuşmasında ‘Sarı sendikacılık’ kavramına da değinen Kaygusuz, “Sarı sendikacılık hatta onu aşan biçimiyle devlet sendikacılığıyla karşı karşıyayız. Mevcut sendikal hareket son yıllarda devletle iç içe geçmiş durumda, işçi sınıfından ve işçinin çıkarlarından uzaklaşmış durumda. Sermaye ideoloji ve devlet politikası etkisindeki kimi aktörler sendikaları ihlal etmiş durumdalar. Sendikalar işçi sınıfını denetlemenin aracı haline dönüşmüş durumdalar. Bu durum da sendika örgütlenmesini zayıflatan ve sendikaya güveni zedeleyen etkenler arasında. Sendikalaşmanın önündeki temel etken ise yasaların mevcut sendika kanunlarındaki örgütlenmeyi zorlaştırmasıdır” şeklinde konuştu.
“BU DURUM İŞÇİ SINIFININ MÜCADELE EĞİLİMİNİN YÜKSELMESİYLE OLACAK”Sendikalaşma oranlarının ve sendikal faaliyetlerin etkisinin ancak toplumsal ve siyasal atmosferin işçi lehinde bir değişiklik yaşamasıyla yeniden yükseleceğini ifade eden Kaygusuz, “Bu durum durupdururken işçilerin hadi gidelim sendikaları dönüştürelim diyeceği bir durum değil. Bu siyasi ve toplumsal atmosferin değişmesi ve devletin sendikalar üzerindeki baskısının azalması ve işçi sınıfının mücadele eğiliminin yükselmesiyle olabilecek bir şey. İşçi sınıfının hem siyasal hem sendikal anlamdaki örgütlenmesi zayıf o örgütlerin de güçlenmesiyle sendikaların yeniden işçi sınıfının eline geçmesi daha mümkün hale gelecek” dedi.Ege'ye Bakış
2025’in sonuna gelinmişken DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Toplu iş Sözleşmesi Uzmanı İrfan Kaygusuz, sendikalaşma oranlarındaki düşüşü ve sendikaların güç kaybetmesinin nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.“BU HAYATIN GERÇEKLİĞİYLE BAĞDAŞAN BİR ŞEY DEĞİL”Bazı haber sayfaları ve internet sitelerinde 2002 ve 2025 verilerinin karşılaştırılmasının hatalı bir karşılaştırma olduğunu dile getiren Kaygusuz, “2013 yılında bir kanun değişikliği yapıldı. 2013 yılı öncesinde iş kolu barajları vardı bu baraj yüzde 10’du. Bu barajın aşılması için sendikalar gerçekçi olmayan üzerinde sendika üyelikleri yapmışlardı ve oldukça yüksek gözüküyordu. O yüzden ne seksen öncesi ne seksen sonrası 2013’e kadar yapılan kıyaslamalar doğru kıyaslamalar değil. Öyle olsa yüzde 60lardan yüzde 10lara düşen sendikalaşma oranlarından söz etmek bu hayatın gerçekliğiyle bağdaşan bir şey değil. Dolaysıyıla kıyaslama yöntemleri değişti. En son ne oldu? 2013’te iş kolu barajı düştü. Yüzde 10’dan bire düştü. Çalışma bakanlığı ölenlerin hepsini kayıttan düştü. İşsiz olanları veya işten atılanları bir yıl içinde başka bir iş koluna geçmediyse artık onları da düşüyor. Kamu kurumları arasında teknik altyapı değişince üye sayılarının hesaplama sistemi de değişti ve daha gerçekçi rakamlara döndü. O yüzden kıyaslama 80 öncesi ya da 80-2013 arasında yapılması doğru değil” ifadelerini kullandı.“İKTİSADİ BOZULMALAR, İŞTEN ÇIKARTMALARI ARTTIRDI”Doğru karşılaştırmanın 2013 sonrası yapılması gerektiğini ve sendika oranlarındaki düşüşü değerlendiren Kaygusuz, “2013’ten bu zamana kadar bakıldığında ise, oradan bakıldığında son yıl hariç azalma var. onun dışında kademeli olarak bir artış söz konusu sendikalaşma açısından. 2013’te yüzde 9’larda başlamıştı şu anda da yüzde 14 küsürlerde. 2024’ten itibaren 2025 ocak ve temmuz ayında bir düşüş var. Onun nedeni ise, şimdi genel olarak iktisadi alanda bir daralma söz konusu. İktisadi bütün veriler olumsuzluk gösteriyor ve işsizlik artıyor. Mesela tüik’e göre bu ay işsizlik değişmedi ama dönem aralığına bakıldığında, bir azalma var. sendika istatistiklerine bakıldığında iki şey birden değiişiyor. Hem toplam işçi sayısında bir azalma var hem de sendikalı işçi sayısında azalma var. sendikal işçi sayısında 95 bin civarında bir azalma var. bir önceki 6 aya göre. Toplam çalışanlarda da ciddi bir azalma söz konusu. Bu esas olarak en ufak krizde patronların pervasızca işçiyi kapının önüne koyması nedeniyle ve işten atma önünde yasal engellerin olmaması, sendikal eylemlerin zayıf olması ve işten atılmaları engelleyememesi gibi çeşitli nedenler sayılabilir. Son bir yıllık dönemde özellikle sanayide bir takım bozulmalar var. tekstil gibi pek çok sektörün yurtdışına çıkıyor, sabit kur politikası sebebiyle işçilik biraz daha pahalılaşmış oldu. Sermaye de yavaş yavaş yurt dışına çıkmaya başladı. İktisadı bozulmalardaki göstergelerle de işten çıkarmalar arttı. Yani bu hem sendikalaşma sayısına yansıyor hem de toplam çalışan işçi sayısına yansıyor” diye konuştu. “SARI SENDİKACILIĞI AŞAN BİÇİMİYLE DEVLET SENDİKACILIĞIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”Konuşmasında ‘Sarı sendikacılık’ kavramına da değinen Kaygusuz, “Sarı sendikacılık hatta onu aşan biçimiyle devlet sendikacılığıyla karşı karşıyayız. Mevcut sendikal hareket son yıllarda devletle iç içe geçmiş durumda, işçi sınıfından ve işçinin çıkarlarından uzaklaşmış durumda. Sermaye ideoloji ve devlet politikası etkisindeki kimi aktörler sendikaları ihlal etmiş durumdalar. Sendikalar işçi sınıfını denetlemenin aracı haline dönüşmüş durumdalar. Bu durum da sendika örgütlenmesini zayıflatan ve sendikaya güveni zedeleyen etkenler arasında. Sendikalaşmanın önündeki temel etken ise yasaların mevcut sendika kanunlarındaki örgütlenmeyi zorlaştırmasıdır” şeklinde konuştu.
“BU DURUM İŞÇİ SINIFININ MÜCADELE EĞİLİMİNİN YÜKSELMESİYLE OLACAK”Sendikalaşma oranlarının ve sendikal faaliyetlerin etkisinin ancak toplumsal ve siyasal atmosferin işçi lehinde bir değişiklik yaşamasıyla yeniden yükseleceğini ifade eden Kaygusuz, “Bu durum durupdururken işçilerin hadi gidelim sendikaları dönüştürelim diyeceği bir durum değil. Bu siyasi ve toplumsal atmosferin değişmesi ve devletin sendikalar üzerindeki baskısının azalması ve işçi sınıfının mücadele eğiliminin yükselmesiyle olabilecek bir şey. İşçi sınıfının hem siyasal hem sendikal anlamdaki örgütlenmesi zayıf o örgütlerin de güçlenmesiyle sendikaların yeniden işçi sınıfının eline geçmesi daha mümkün hale gelecek” dedi.Ege'ye Bakış 







