Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk, İzmir’de hayvancılık sektörünün karşı karşıya olduğu su krizi, plansız tarım politikaları ve fiyat dengesizliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "BELEDİYE TARIM YAPIYOR BAKANLIK YOK, KAYMAKAMLIK YAPIYOR BELEDİYE YOK"Yaşanan su krizine ilişkin belediye ve devlet kanalından çözüm amaçlı görüşmeler gerçekleştirildiğini, ancak bakanlık ve belediye arasında koordinasyon olmadığına dikkat çeken Öztürk, “Belediyeler sağ olsun su sorununa çözüm bulmak için bir toplantı yapıyorlar. Bir toplantı yapıyor, gidiyorum bakıyorum; ne Tarım Bakanlığı’ndan ne kaymakamlıktan ne de DSİ’den biri var. Şimdi bir işin içerisinde devlet olmadıktan sonra ne kadar bir şey yapılabilir? Öbür taraftan bakınca kaymakamlıkların düzenlediği toplantılarda da belediye yok. Bir işin içerisinde belediye de olmadığı zaman düzenli iletişim sağlayamayabilirsin" dedi."BUNLARIN ÖNLEMİNİ ALMAZSAK, ÇİFTÇİMİZİN DURUMU ZOR"Öztürk konuşmasının devamında, kentlerde yaşanan betonlaşma sebebiyle yağmurun su altı kaynaklarını besleyemediği ve bunun önlemi alınmazsa çiftçinin durumunun gittikçe zorlaşacağına dikkat çekti."ŞU ANDA HİÇBİR ŞEY UYGULANMAYA BAŞLANMADI"Hükümetin 'planlı tarım' politikaları konusunda faaliyete geçmediğini dile getiren Öztürk, "Bizim bazı bölgelerimiz var, bundan 15 sene önce yıllık 3 kere ürün ekilen yerlerde mısır bile yetişmez hale geldi. Devletin bu konuda bir çözüm üretmesi lazım. Yıllardır 'planlı tarım yapalım’ deniyor. Tamam yapalım ama bir an önce bunu faaliyete geçirelim. Mısırın çok su alması nedeniyle mısır üretiminde değişime gidilmek isteniyor ancak mısırla ilgili bir çalışma da yok. Şu anda daha hiçbir şey uygulanmaya başlanmadı" ifadelerini kullandı."ET VE SÜTLE İLGİLİ SIKINTI ÇEKİYORUZ"Hayvan sayısının arttığı fakat son yıllarda yerinde saydığını dile getiren Öztürk, bunun et ve süt piyasasında krize sebep olduğunu dile getirdi.Öztürk konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:“Ben hem hayvancılığın içindeyim hem ilçe tarımdayım. 1994 – 2000 yıllarında Tire’de 15 bin hayvan vardı. 2016 yılında 115 – 120 bin hayvan vardı. Şimdilerde de 125 bin hayvan var. 10 sene geçmiş 125 binerde sayıyoruz. Burada düşme rakamsal anlamıyla olmasa da normal olarak bu kadar 94’ten 2016’ya kadar 15 binden 125 bine çıkıyorsa senin hayvan sayın şu anda 240 – 250 civarında hayvanın olması lazım ama maalesef işte... Bu da et verimini etkiliyor.Eskiden küçükbaş üretimi çoktu, et tüketimi çoktu. Doğuda meralarda küçükbaş ve büyükbaşları yetiştiriyorlardı. Tabii nüfus da beraberinde artınca, oralarda da hayvancılık geri kalınca bu bölgelere yüklenilmeye başlandı. O yüzden de et ve sütle ilgili sıkıntı çekiyoruz"
"BU SEVİYE KOOPERATİF SAYESİNDE"Son bir buçuk yıldır süt piyasasında ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Öztürk, Tire Süt Kooperatifi’nin üreticiyi ezdirmemek adına sütü piyasanın üzerinde fiyattan almaya devam ettiğini dile getirdi.Öztürk konuşmasında şu ifadelere yer verdi:"Son 3 - 4 aydır süt fiyatları biraz iyi. Ama ondan önce bir buçuk sene hakikaten üreticimiz ve Tire Süt Kooperatifi ortakları büyük sıkıntı çektiler. Sadece bu bölge değil İç Anadolu bölgesinde ya da Aksaray bölgelerinde 12 - 13 liraya insanlar süt aldı. Biz burada şu anda eğer Tire Süt Kooperatifiyle ilgili dengeyi sağlamazsak piyasa o dönem çökerdi. Biz Ulusal Süt konseyinin rakamından aşağıya süt almadık. 15, 30 liraya bizim bölgemizde süt aldılar. Yem zorunluluğu getirdiler, yeme ilave kattılar. Bu sefer vatandaş iyice sıkıntı çekti.Eğer Tire’de bu seviyede devam ediyorsa bu Tire Süt Kooperatifi sayesindedir. dönem Şubat fiyatlarını açıklayacağız. Ortalamamız yine yüksek. Ulusal süt konseyi 22 – 22 bir fiyat belirledi. Ancak biz herhâlde 23 - 50’nin üzerinde ortalamayla yapacağız""MUTLAKA ÜÇLÜ DENGE İÇİNDE ELE ALMAK GEREKİYOR"Fiyat konusunda düzenlemeler yapılırken yalnızca süt fiyatını değil; süt, yem ve et fiyatlarını da birlikte planlanması gerektiğini anlatay Öztürk, Ulusal Süt Konseyi yerine Ulusal Hayvancılık Konseyi kurulması konusunda yetkililere seslendi. Öztürk konuya ilişkin, "Düzeltilmesi gereken nokta şu; Ulusal Süt Konseyi değil de Ulusal Hayvancılık Konseyi kurmaları lazım. Bunun içerisine sütü, yemi ve eti koymaları lazım. Saman; hiçbir protein değeri olmayan, sadece geviş getirmek için hayvanlara verilen, midesini, işkembesini dolduran bir besin kaynağı. Bu sene 2 bin 800 – 3 bin liralardan başladı, 8 bin liralara çıktı. Bu nedir ki? Yonca değil, verimli bir besin kaynağı değil. Bu kadar artışın içerisinde bunu da maliyete koyduğun zaman, sütü 30 lira yapsak da yetmez. Bunu mutlaka ve mutlaka üçlü denge içinde ele almak gerekiyor" ifadelerini kullandı."BİR FİYAT BELİRLENECEKSE ORTAKLAŞA BELİRLENSİN"Süt konseyi için gerçekleştirilen toplantılarda yalnızca bakanlık yetkililerinin değil; et ve yem sektöründen kişilerin de dahil edilmesi gerektiğine değinen Öztürk, "Sadece süt konseyi için toplandıklarında kimler toplanıyor? Süt sanayicisi mi? Damızlık birliklerinden ya da üst birliklerden bir temsilci mi? Bunlar Tarım Bakanlığı’nın, Ticaret Bakanlığı’nın, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın elemanları mı?Bu toplantıların içerisine bundan sonra et birliklerinden ya da et tüccarlığı yapan insanları da dahil etsinler. Yemle ilgili yem fabrikalarından insanları dahil etsinler. Yem sektörüyle kim ilgileniyorsa o insanı koysunlar. Bir fiyat belirlenecekse ortaklaşa belirlensin. Bunu Tarım Bakanlığı’nın çok uygun bir şekilde koordine etmesi gerekiyor" dedi.
"EN BÜYÜK PROBLEMİMİZ DEVLET DESTEKLERİ"Tesis sayısının arttırılması konusuna dikkat çeken Öztürk, “Bizim en büyük problemimiz devlet destekleri. 2019 yılından beri küçük ve orta ölçekli işletmeler bir araya gelip büyük bir işletme oluşturdu. Ancak bizi büyük işletme statüsünde değerlendiriyorlar ve birçok desteği vermiyorlar. Bizim ilk kalem ürünümüz kaymaklı yoğurt. Yaklaşık 65 ton sütü her gün yoğurt için harcıyoruz. 35 ton civarında kaymaklı yoğurt üretiyoruz. Artık bana desen ki ‘Bugün 500 kilo daha fazla üret’, üretecek durumda değiliz. Ayrı bir tesis, ayrı bir bina ile bunu çoğaltmamız lazım. Şu anda üretim tesislerimizin kapasitesini en üst seviyede kullanıyoruz ve ürettiğimiz bu 35 ton yoğurt da bize yetmiyor” diye konuştu."HER ZAMAN MEMNUNİYETLE ANLATIYORUZ"Öztürk, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden de ziyaretler olduğunu ve kooperatif hakkında bilgileri paylaştıklarını ifade ederek, “İllerden ya da İç Anadolu’dan, Akdeniz’den, Karadeniz’den gelenler oluyor. Bu konularda çok istekliler. Kooperatiflerimiz, birliklerimiz, tire sütünün önemini biliyorlar. Biz de onlara elimizden geldiğince onların neler yapması gerektiğini nasıl yapması gerektiğini her şeyi anlatıyoruz. Biz anlatmaktan hiçbir zaman sıkıntı duymadık, her zaman da memnuniyetle anlatıyoruz” şeklinde konuştu."BELEDİYELERİN YARDIMLAŞMA ALANLARI DARALMAYA BAŞLADI"Belediyelerin politikalarına yönelik eleştirilerde bulunan Öztürk şu ifadeleri kullandı:“Son zamanlardaki belediyeler, yardım etme anlamında alanları daralmaya başladı. Bir dönem mandayla ilgili projeler ürettiler, başarısızlıkla bitti. Bir dönem küçükbaşla ilgili projeler ürettiler, başarısızlıkla bitti. Fidan dağıtmak istediler; alınan fidanların çoğu köyde, üretici dikemeden kurudu ve heba oldu.‘Ben bugün karpuz ekeceğim ama her taraf karpuz; ben de karpuz ekeyim. Nasıl olsa karpuzumu satamazsam belediye alır.’ Bu düşünce olursa işin içinden ne belediyeler çıkabilir ne üreticiler çıkabilir.Bir kere bu düşüncenin ortadan kalkması lazım. Yapılan yardımlar ya da yapılan işler kişiye özel olamaz; topluma yönelik olması gerekir.”"KONUŞULDU AMA FİİLİYATA GEÇMEDİ"Öztürk, İZTARIM’a bir ortaklık teklif edilip edilmeyeceğine ilişkin de konuştu.“Ortaklık kısmında en son böyle bir konu sadece kooperatiflerle konuşuldu ama fiiliyata geçmedi. ‘Bize 4–5 kooperatifin yönetimini de oluşturarak bu kooperatiflerin ayağa kalkmasını sağlayalım’ denildi. Ancak orada sistem küçükbaş üzerine kurulduğu için büyükbaş ürünleri üretmekte sıkıntı var. Yapılan her fabrikanın bir değeri var ama yanlış yere yaparsan bir anlamı kalmıyor.”Ege'ye Bakış
"BU SEVİYE KOOPERATİF SAYESİNDE"Son bir buçuk yıldır süt piyasasında ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Öztürk, Tire Süt Kooperatifi’nin üreticiyi ezdirmemek adına sütü piyasanın üzerinde fiyattan almaya devam ettiğini dile getirdi.Öztürk konuşmasında şu ifadelere yer verdi:"Son 3 - 4 aydır süt fiyatları biraz iyi. Ama ondan önce bir buçuk sene hakikaten üreticimiz ve Tire Süt Kooperatifi ortakları büyük sıkıntı çektiler. Sadece bu bölge değil İç Anadolu bölgesinde ya da Aksaray bölgelerinde 12 - 13 liraya insanlar süt aldı. Biz burada şu anda eğer Tire Süt Kooperatifiyle ilgili dengeyi sağlamazsak piyasa o dönem çökerdi. Biz Ulusal Süt konseyinin rakamından aşağıya süt almadık. 15, 30 liraya bizim bölgemizde süt aldılar. Yem zorunluluğu getirdiler, yeme ilave kattılar. Bu sefer vatandaş iyice sıkıntı çekti.Eğer Tire’de bu seviyede devam ediyorsa bu Tire Süt Kooperatifi sayesindedir. dönem Şubat fiyatlarını açıklayacağız. Ortalamamız yine yüksek. Ulusal süt konseyi 22 – 22 bir fiyat belirledi. Ancak biz herhâlde 23 - 50’nin üzerinde ortalamayla yapacağız""MUTLAKA ÜÇLÜ DENGE İÇİNDE ELE ALMAK GEREKİYOR"Fiyat konusunda düzenlemeler yapılırken yalnızca süt fiyatını değil; süt, yem ve et fiyatlarını da birlikte planlanması gerektiğini anlatay Öztürk, Ulusal Süt Konseyi yerine Ulusal Hayvancılık Konseyi kurulması konusunda yetkililere seslendi. Öztürk konuya ilişkin, "Düzeltilmesi gereken nokta şu; Ulusal Süt Konseyi değil de Ulusal Hayvancılık Konseyi kurmaları lazım. Bunun içerisine sütü, yemi ve eti koymaları lazım. Saman; hiçbir protein değeri olmayan, sadece geviş getirmek için hayvanlara verilen, midesini, işkembesini dolduran bir besin kaynağı. Bu sene 2 bin 800 – 3 bin liralardan başladı, 8 bin liralara çıktı. Bu nedir ki? Yonca değil, verimli bir besin kaynağı değil. Bu kadar artışın içerisinde bunu da maliyete koyduğun zaman, sütü 30 lira yapsak da yetmez. Bunu mutlaka ve mutlaka üçlü denge içinde ele almak gerekiyor" ifadelerini kullandı."BİR FİYAT BELİRLENECEKSE ORTAKLAŞA BELİRLENSİN"Süt konseyi için gerçekleştirilen toplantılarda yalnızca bakanlık yetkililerinin değil; et ve yem sektöründen kişilerin de dahil edilmesi gerektiğine değinen Öztürk, "Sadece süt konseyi için toplandıklarında kimler toplanıyor? Süt sanayicisi mi? Damızlık birliklerinden ya da üst birliklerden bir temsilci mi? Bunlar Tarım Bakanlığı’nın, Ticaret Bakanlığı’nın, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın elemanları mı?Bu toplantıların içerisine bundan sonra et birliklerinden ya da et tüccarlığı yapan insanları da dahil etsinler. Yemle ilgili yem fabrikalarından insanları dahil etsinler. Yem sektörüyle kim ilgileniyorsa o insanı koysunlar. Bir fiyat belirlenecekse ortaklaşa belirlensin. Bunu Tarım Bakanlığı’nın çok uygun bir şekilde koordine etmesi gerekiyor" dedi.
"EN BÜYÜK PROBLEMİMİZ DEVLET DESTEKLERİ"Tesis sayısının arttırılması konusuna dikkat çeken Öztürk, “Bizim en büyük problemimiz devlet destekleri. 2019 yılından beri küçük ve orta ölçekli işletmeler bir araya gelip büyük bir işletme oluşturdu. Ancak bizi büyük işletme statüsünde değerlendiriyorlar ve birçok desteği vermiyorlar. Bizim ilk kalem ürünümüz kaymaklı yoğurt. Yaklaşık 65 ton sütü her gün yoğurt için harcıyoruz. 35 ton civarında kaymaklı yoğurt üretiyoruz. Artık bana desen ki ‘Bugün 500 kilo daha fazla üret’, üretecek durumda değiliz. Ayrı bir tesis, ayrı bir bina ile bunu çoğaltmamız lazım. Şu anda üretim tesislerimizin kapasitesini en üst seviyede kullanıyoruz ve ürettiğimiz bu 35 ton yoğurt da bize yetmiyor” diye konuştu."HER ZAMAN MEMNUNİYETLE ANLATIYORUZ"Öztürk, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden de ziyaretler olduğunu ve kooperatif hakkında bilgileri paylaştıklarını ifade ederek, “İllerden ya da İç Anadolu’dan, Akdeniz’den, Karadeniz’den gelenler oluyor. Bu konularda çok istekliler. Kooperatiflerimiz, birliklerimiz, tire sütünün önemini biliyorlar. Biz de onlara elimizden geldiğince onların neler yapması gerektiğini nasıl yapması gerektiğini her şeyi anlatıyoruz. Biz anlatmaktan hiçbir zaman sıkıntı duymadık, her zaman da memnuniyetle anlatıyoruz” şeklinde konuştu."BELEDİYELERİN YARDIMLAŞMA ALANLARI DARALMAYA BAŞLADI"Belediyelerin politikalarına yönelik eleştirilerde bulunan Öztürk şu ifadeleri kullandı:“Son zamanlardaki belediyeler, yardım etme anlamında alanları daralmaya başladı. Bir dönem mandayla ilgili projeler ürettiler, başarısızlıkla bitti. Bir dönem küçükbaşla ilgili projeler ürettiler, başarısızlıkla bitti. Fidan dağıtmak istediler; alınan fidanların çoğu köyde, üretici dikemeden kurudu ve heba oldu.‘Ben bugün karpuz ekeceğim ama her taraf karpuz; ben de karpuz ekeyim. Nasıl olsa karpuzumu satamazsam belediye alır.’ Bu düşünce olursa işin içinden ne belediyeler çıkabilir ne üreticiler çıkabilir.Bir kere bu düşüncenin ortadan kalkması lazım. Yapılan yardımlar ya da yapılan işler kişiye özel olamaz; topluma yönelik olması gerekir.”"KONUŞULDU AMA FİİLİYATA GEÇMEDİ"Öztürk, İZTARIM’a bir ortaklık teklif edilip edilmeyeceğine ilişkin de konuştu.“Ortaklık kısmında en son böyle bir konu sadece kooperatiflerle konuşuldu ama fiiliyata geçmedi. ‘Bize 4–5 kooperatifin yönetimini de oluşturarak bu kooperatiflerin ayağa kalkmasını sağlayalım’ denildi. Ancak orada sistem küçükbaş üzerine kurulduğu için büyükbaş ürünleri üretmekte sıkıntı var. Yapılan her fabrikanın bir değeri var ama yanlış yere yaparsan bir anlamı kalmıyor.”Ege'ye Bakış 








