ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ - Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu’na bağlı (KESK) bağlı TÜM-BEN SEN Genel Başkanı Erdal Bozkurt hakkında skandal bir olay meydana geldi.
Olay 7 Ağustos günü KESK’e iletilen şikayet dilekçesi ile ortaya çıktı.
Tüm-Bel Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt’un 2-3 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilen KESK Genel Meclisi sonrasında Büro Emekçileri Sendikası 2 Nolu Şube Toplu İş Sözleşmesi (TİS) ve Hukuk Sekreteri Hazal Battaloğlu’na yönelik cinsiyetçi ve aşağılayıcı ifadelerle küfür ettiği ortaya çıktı.
Ardından 14 Aralık tarihinde verilen disiplin kararıyla Erdal Bozkurt’a 3 ay uzaklaştırma cezası verildi.
Büro Emekçileri Sendikası Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada ise verilen cezanın uygulanmasında eksiklikler olduğunu ve şiddetin başka seviyelerde büyüyerek devam ettiğini dile getirdi.
“DİSİPLİN SÜRECİNİN SONUNDA TÜM-BEL SEN TARAFINDAN GEREĞİNİN YAPILMASI GEREKMEKTEDİR”
Kabaklı şu ifadeleri kullandı:
“Olay esnasında Tüm-Bel Sen Genel Başkanlığı görevini yürüten Erdal Bozkurt’un BES 2 No’lu Şube yöneticimiz Hazal Battaloğlu’na kamuya açık alanda uyguladığı türcü ve cinsiyetçi şiddet, kadın arkadaşımızın yaptığı başvuru üzerine Tüm-Bel Sen Disiplin Kurulu’nda görüşülmüş ve karara bağlanmıştır.
Kamusal alanda yaşanan türcü ve cinsiyetçi söylemin, yaşanan şiddetin cezasız kalmaması; tüzük hükümlerinin yerine getirilmesi ve her türlü şiddete yönelik amasız, fakatsız tutum alınması hem üyelerimiz hem de sendikamız için vazgeçilmez önemdedir. Ancak Tüm-Bel Sen Disiplin Kurulu’nda şiddetin cezasız kalmaması tutumu gösterilmesine rağmen, kurulda sürecin sağlıklı ve etkin yürütülememesi; disiplin kurulu kararıyla verilen cezanın uygulanmasında eksiklikler olduğu ve şiddetin başka şekillerde büyüyerek devam ettiği görülmektedir.
Büro Emekçileri Sendikası olarak başından beri takip ettiğimiz süreçte, kadın arkadaşımızın yaşadıkları ve yaşamaya devam ettiği sorunların tekrar etmemesi; yalnızlaştırılmaması, hedef gösterilmemesi; kaygı ve korku duymadan sendikalarda görevine devam edebilmesi için kişileri hedef alarak değil, ilkemiz ve tüzüğümüz gözetilerek hareket ettiğimizi; yıpratma ve hedef gösterme anlayışında olmadığımızı şeffaflık ve kararlılıkla ifade ediyoruz.
Sendikalar; örgütlenmenin, kazanımlar elde etmenin ve emeğin adresleridir. Sendikamız, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini üreten mekanizmalar oluşturamaz. Yaşanan şiddet görmezden gelinip sessiz kalınamaz. Kadına yönelik şiddet tartışma konusu edilemez. Türcü, cinsiyetçi söylem ve eylemler hakkında şiddeti meşrulaştıran bir sendika işleyişi de düşünülemez.
Disiplin sürecinin sonunda üyeliği düşürülen Erdal Bozkurt’un görev, yetki ve sorumluluklarının sona erdiğinin Tüm-Bel Sen tarafından gereğinin yapılması; Tüm-Bel Sen Genel Merkezi ve sendikal faaliyet alanlarında unvanını kullanmamasının gecikmeksizin sağlanması gerekmektedir.
Kimsenin şüphesi olmasın ki, kadınların dayanışması ile sorunların çözümünü ortak akıl ile yürütmeye devam edeceğiz. Bizler mücadele içerisinde kazanıma dönüşen birikimlerimize sahip çıkacak ve aksayan yönleri düzelteceğiz.
Diğer taraftan, bu meselenin yalnızca kadınların taraf olduğu bir konu olmadığı; herkesin sorumluluk üstlenerek eril ve cinsiyetçi dile karşı bütünlüklü bir mücadele yürütmesi gerekliliğinin de altını çiziyoruz”
“GENEL BAŞKANLIK GÖREVİNDEN İSTİFA ETMENİZ ÇOK DAHA DOĞRU OLACAKTIR”
Konuya ilişkin bir diğer tepki de BES ve KESK Kurucu Üyesi Osman Biçer’den geldi. Erdal Bozkurt’u kınadığını dile getirerek başlayan açıklamada Bozkurt’un istifa etmesinin çok daha doğru olacağını dile getirdi.
Biçer, “Kamu emekçileri hareketinin başından itibaren bu onurlu mücadele içinde en ön saflarda yer almış bir insan olarak sözlerime gayet açık bir şekilde sizi kınadığımı belirterek başlamak istiyorum, Erdal Bey.
Baştan söyleyeyim: Sorumlusu olduğunuz çirkin olayı “aile parantezi” içine alarak sıyrılma çabanızın ne size, ne de aidiyet duyduğunuz sendikaya herhangi bir yararı olmayacak. İlgili kamuoyu önünde açık ve net bir biçimde pişmanlığınızı bildiren bir özür metni yayınlamanız ve hatta Tüm Bel-Sen Genel Kurulu’nun size bahşettiği Genel Başkanlık görevinden istifa etmeniz çok daha doğru, uygun ve yerinde olurdu. En azından milyonlarca kamu emekçisinin yıllar süren mücadelesi ve ödediği bedeller pahasına oluşturulan KESK hukuku bunu gerektirirdi” ifadelerini kullandı.
“KAYGIMIZ ASLINDA BUDUR”
Açıklamanın devamında ise şu ifadelere yer verildi:
““Çocuklarım kırmızı çizgimdir” gibi uydurma bir bahanenin arkasına sığınarak insanları manipüle etme çabanız da sizi kurtarmayacaktır; bunu da bilesiniz. Sizi “Genel Başkan” sıfatıyla tanıyan insanların duygularına hitap ederek taraftar toplama girişimlerinizi ise açıkça acizane bulduğumu belirtmeliyim.
Bu kadar uzun bir açıklamayı kaleme alırken neden yaşanan çirkin olaya dair tek bir gerçeklik bile paylaşmadınız? Kızınız yaşında bir kadın sendika yöneticisine onlarca insanın içinde boyunuzdan, yaşınızdan utanmadan üzerine yürüdüğünüzü inkâr mı ediyorsunuz? Tüm Bel-Sen Disiplin Kuruluna verdiğiniz ifadenin ilk satırlarını da bir hatırlayın isterseniz. Yoksa onu da size biz mi hatırlatalım?
Bu arada, sizin ve çevrenizin dilinden düşürmediği “aile” ve “namus” kavramlarının sadece sizin uhdenizde olmadığını da ifade edeyim. Paylaşımınız sonrası arkadaşlarınızın harekete geçtiğini görüyoruz; kendilerince haklı nedenlere dayanarak sizi savunmaya yeltenmişler. İçlerinde bize “Savcılığa başvurun!” diyenler bile var. Savcılığa suç duyurusunda bulunmak zor değil; zaten mağdur olan bir yargı emekçisi. Ancak böylesi bir sürecin sonuçlarına yalnızca siz değil, Tüm Bel-Sen ve KESK’de katlanmak zorunda kalır. Kaygımız da aslında budur.
“İŞ İŞTEN ÇOKTAN GEÇMİŞ OLUR”
Biz, yaşanan hakaret ve şiddet olayının mağduru kadın yöneticinin yakınları olarak şu anda sessiz ve sakin biçimde Disiplin Kurulu kararının uygulanmasını bekliyoruz. Sessiz, sakin ama aynı ölçüde kararlı ve ısrarcıyız. Sorunu sağa sola bulaştırmadan; savcılığa, mahkeme koridorlarına, basına taşımadan örgütsel hukuk çerçevesinde çözmeye çalışıyoruz. Bu, sizden ya da kudret sahibi dostlarınızdan korktuğumuz anlamına gelmez. Ama ille de “burjuva hukuku” diyorsanız, devlet kapınıza dayandığında, olay ulusal basına rezalet olarak yansıdığında, iş işten çoktan geçmiş olur.
“HESAPLAŞACAĞINIZ KİŞİLER LİSTESİNE BENİ DE EKLEMEYİ UNUTMAYIN”
KESK’e bağlı bir sendikanın, KESK hukukuna uygun biçimde iki dönem Genel Başkanlık yapma onuruna erişmiş biri olarak, “Genel Başkan” olmadan önce düzgün bir insan olmanın esas olduğuna dair kanaatim ve inancım sayenizde pekişmiştir.
Şimdi, paylaşımınızın sonunda bahsettiğiniz üzere “hesaplaşacağınız kişiler” listesine beni de eklemeyi unutmayın. Konuya dair sendikal alanda söyleyeceğiniz her cümleyi yakından takip edeceğimden ve açacağınızı belirttiğiniz davaların tebligatlarını büyük bir ilgiyle bekleyeceğimden şüpheniz olmasın”
Ege'ye Bakış








