ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ – Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakkı Uyar, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 103’üncü yıl dönümü vesilesiyle günün anlam ve önemi değindi. Uyar, konuya ilişkin “İzmir, Türk Kurtuluş Savaşı’nın kızıl elmasıdır, nihai hedefidir. Türk İstiklal Savaşı’nın başladığı ve bittiği yerdir” ifadelerini kullandı.

“İZMİR, TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI’NIN KIZIL ELMASIDIR, NİHAİ HEDEFİDİR”
9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu’nun Türk tarihi açısından önemini değerlendiren Uyar, “İzmir, Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığı ve bittiği yerdir. Türk Kurtuluş Savaşı’nın fitilini ateşleyen üç olay sayabilirim: İzmir’in 15 Mayıs 1919’da işgali, Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı, İstanbul’un 16 Mart 1920’da tam ve resmi işgali.
Yunanistan tarafından İngiltere’nin aparatı olarak İzmir’in işgali, ülke genelinde tepkilere yol açtı; yerel direniş odaklarının ülke genelinde hareketlenmesine yol açtı. İzmir’in işgali, Mondros sonrasında işgallerin kalıcı ve geri dönülemez olduğunu açık bir şekilde ortaya koydu.
Hedef, büyük Yunanistan ve büyük Ermenistan’dı. Anadolu ile Musul-Kerkük-Süleymaniye yöresi arasında tampon özerk bir Kürdistan da planlanmıştı. Osmanlı ise, Osmanlı beyliğinin kurulduğu sınırlara kadar geriletiliyor; askeri ve ekonomik açıdan, siyasal olarak da bağımsızlığını yitiren bir zavallı konumuna düşürülüyordu.
İzmir, Türk Kurtuluş Savaşı’nın kızıl elmasıdır, nihai hedefidir. Türk İstiklal Savaşı’nın başladığı ve bittiği yerdir. Bu yer, aynı zamanda Yunan Megali İdea’sının öldüğü yerdir. 80 yıllık bir hayal olan Megali İdea, İzmir’de Küçük Asya Bozgunu ile tarihe gömüldü.
Bu, elbette Yunanistan’ın Türkiye aleyhine genişleme hayallerinin bittiği anlamına gelmemektedir. Nitekim Ege adaları, Kıbrıs gibi konularda bunu açıkça görmekteyiz.”

“İZMİR’İN KURTULUŞU, TÜRKİYE’NİN KURTULUŞUNU SİMGELEMEKTEDİR”
İzmir halkının işgalden kurtulduğu güne değinen Uyar, “İzmir’in kurtuluşu sadece bir şehrin kurtuluşu değildir. Türkiye’nin bütün kurtuluşunu simgelemektedir. Bu ülkede büyük bir coşkuyu beraberinde getirdi. İzmirli açısından ise yaklaşık 3 yıl 4 aylık işgalden kurtuluşu büyük bir sevinçle karşıladılar.
Ancak kurtuluş günü büyük kaosu da beraberinde getirdi. Çünkü on binlerce Yunan askeri ve Rum, yakarak, yıkarak, öldürerek İzmir’e doğru bozgun halinde çekiliyordu. Aynısını İzmir’de yapması ihtimal dahilindeydi. Bu nedenle Türkler hem tedirgin hem de mutluydu.
Bir bölümü kendini güven altına almaya çalışırken bir bölümü de gelen kurtuluşun kutlamasına yönelik hazırlıklar yapıyordu. İşgalin başladığı yer olan İzmir, kurtuluşun da tamamlandığı yer oldu.
Gerçi son Yunan askeri Anadolu’dan 18 Eylül’de çekildiyse de İzmir’in kurtuluşuyla kurtuluş büyük ölçüde gerçekleşti. Bu, büyük yokluklar içerisinde gerçekleştirildi.
İzmir’in kurtuluşu 9 Eylül olmakla beraber, Urla’nın kurtuluşu 12 Eylül, Karaburun’un kurtuluşu 17 Eylül’dür. Dolayısıyla görüleceği üzere kurtuluş mücadelesi şehrin içinde de sürmüştür. Türk ordusu İzmir’i şehitler vere vere kurtardı. İzmir dün de bunun kıymetini biliyordu, bugün de biliyor” dedi.

“GENELDE FETHİ KUTLAYAN BİR MİLLETİZ ANCAK KURTULUŞU DA KUTLAMAK GEREK”
Fetih günlerinin kutlandığı kadar kurtuluş günlerine de önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Uyar, “Biz genelde fethi kutlayan bir milletiz. Ancak kurtuluşu da kutlamak gerek. Çünkü 29 Mayıs 1453’te fethettiğimiz İstanbul, Türk Kurtuluş Savaşı sırasında 5 yıl işgal altında kaldı. Mücadeleyi başkent olmadan yaptık.
Eğer Türk Kurtuluş Savaşı başarılı olmasaydı, İstanbul’un fethini de kutlamayacaktık. Çünkü İstanbul elimizde olmayacaktı; Konstantinopolis olarak İngilizlerin ya da Yunanların elinde olurdu.
Geçmişte fethettiğimiz şehirlerin fethini artık kutlamıyoruz: Selanik, Sofya, Belgrat, Budapeşte, Bağdat… Çünkü artık elimizde değil. Dolayısıyla fethin de kurtuluşun da kıymetinin bilinmesi gerekir” şeklinde konuştu.

“İZMİR’İN KURTULUŞU, VATANIN KURTULUŞUYLA EŞ ANLAMLI”
İzmir’i kurtuluşun ve kuruluşun şehri olarak tanımlayan Uyar, sözlerini şu ifadeler ile noktaladı:
“Türkiye’de kurtuluşu bu kadar geniş ölçekte kutlanan bir şehir yok. Başka şehirlerin de kurtuluşu kutlanıyor. Ancak İzmir’in kurtuluşu, vatanın kurtuluşuyla eş anlamlı olduğu için etkisi ve değeri daha büyük.
Tarihimizin bir bütün olduğunu, fethin ve kurtuluşun da bize ait olduğunu kabul edersek, Cumhuriyetle hesaplaşmaktan vazgeçersek bu cennet vatanı her birimize cehenneme çevirmeyip refah ve huzur içinde yaşamamızın önünde bir engel yok.
İzmir, kurtuluşun ve kuruluşun kenti. Kurtuluş sonrasında yansa da küllerinden yeniden doğabildi. İktisat Kongresiyle 1923’te Cumhuriyetin ve kuruluşun, kalkınmanın temelleri atılarak ülkenin küllerinden doğması sağlandığı gibi.”





