ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ - Ege Üniversitesi'ne bağlı Öğrenci Köyü'nde, Ekim ayındaki özelleştirmenin ardından başlayan kriz adeta bir çığ gibi büyüyor.
Yeni yönetim, önceki dönemde depremzede öğrencilere sağlanan aidat muafiyetini tek kalemde kaldırdı. Bu kararla birlikte öğrencilerden Kasım ve Aralık aylarına ait toplam 19.000 TL'lik fahiş bir ödeme, kısa bir süre içinde ve tek seferde talep edildi.
Öğrenciler, bu haksız karara tepki gösterirken ve ödeme güçlüğü yaşarken, yönetim tarafından "Giriş kartınız bloke edilir" tehdidiyle karşılaştı.
Aktarılan bilgiye göre, tehdit gerçeğe dönüştü. Ödeme yapamayan öğrencilerin yurt giriş kartlarının iptal edilmeye başlandığı bildirildi.
Öğrenci Köyü’nde kalan mağdur öğrenciler ise bu duruma isyan ettiler.

“İŞLER ASLA YASAL VE RESMİ BİR SÜREÇ İÇERİSİNDE İLERLEMİYOR”
Ege’ye Bakış’a konuşan bir mağdur öğrenci, yaşadığı zorlu süreci şu ifadelerle dile getirdi:
“Öğrenci köyünde işler asla yasal ve resmi bir süreç içerisinde ilerlemiyor. Köyün özelleştiğini dahi, blok yöneticilerimizin attığı “blok yöneticiliğim iptal edildi” mesajlarından yaptığımız çıkarımlarla ve sonrasında gruplara atılan yeni IBAN bilgilerinde Egeliyiz şirketinin isminin görünmesiyle anladık. Bu konuda köyün ve dolayısıyla içinde barınan bizlerin “satılmasına” dair bir bilgilendirme dahi yapılmadı.
Daha sonra ortalıkta, yurtta ücretsiz kalmakta olan depremzedelerden ücret alınmaya başlanacağı yönünde söylentiler dolanmaya başladı. Bu söylentiler, akabinde bazı arkadaşlarımıza yapılan aramalarla birlikte netlik kazandı ve bizden 7 gün içerisinde kasım ayı aidatını yatırmamız istendi.
İstedikleri 9.500 TL’lik ödemeyi, 1 hafta içerisinde ödememizi söylemelerinin ardından süreci 20 güne çıkardılar ve toplamda 19.000 TL talep etmeye başladılar. Yine bu haberi bazılarımıza yapılan aramalarla öğrendik. Fakat gruplara yazılan “Depremzede belgeniz varsa ödemeyeceksiniz.” mesajlarıyla, başka arkadaşlarımıza söylenen “Evi ağır hasarlı olan veya birinci derece kaybı olan kişiler ödemeyecek.” ifadeleri birbiriyle çeliştiği için; halihazırda vize haftamızda olduğumuzdan ve sınavlarımıza çalışırken bir aksiyon almak yerine bilgilendirilmeyi bekledik. Ancak bana herhangi bir arama yapılmadı ve bazı odalara asılan kartlar gibi acemi ve saçma bilgilendirme yollarına dahi başvurulmadı.

“YURTTAN ÇIKARKEN KARTIMIN KAPATILDIĞINI ÖĞRENDİM”Bugün dersime gitmek için yurttan çıkarken kartımın kapatıldığını öğrendim. Şu anlık araç girişinden çıkabileceğim, fakat acilen müdüriyete gitmem gerektiği söylendi. Müdüriyete gidip bilgilendirme dahi yapılmadan kartımı kapatamayacaklarını söylediğimde, gelen talimatın bu yönde olduğunu; yapacak bir şeyleri olmadığını ve yetkili olmadıklarını ilettiler.“KÖY ÖZELLEŞTİĞİ İÇİN MÜŞTERİSİNİZ”Yetkili birini çağırmalarını istediğimde ise aramaları yapan bir kadın geldi. “Bilgilendirme yapılmadı.” sözlerime karşılık, “O kadar röportajlar, haber yapıldı. Bir aydır ortalıkta haber dolanıyor, bilmiyor olamazsın. Gelip sorsaydın.” gibi ifadelerde bulundu. Ben ise duyumların bir yaptırımı olamayacağını; bilgilendirilmesi yapılmayan bir talebi karşılamadığım için odamdan çıkarılamayacağımı; vize haftamızda duyumlar üzerine kendi kendime bilgilendirme yapmamın beklenemeyeceğini; yurtta bir öğrenci olduğumu, müşteri olmadığımı belirttim.Bunun üzerine “Köy özelleştiği için evet, müşterisiniz. Bunlar işin hukuki süreci zaten; kazanırsanız para iadeniz yapılır.” dendi. “Ödemediğimiz takdirde KYK gibi bir alternatifimiz kalmadı, sokakta mı kalacağız?” soruma da “Bizim yapabileceğimiz bir şey yok.” cevabını verdiler. Bu konuda kendi aralarında “Yurda giriş yapamazsın.” demediklerini, ancak “Ödeme yapana kadar kartınızı açamayız.” diyerek birbirleriyle çeliştiler.“NE İNSANLIĞA NE HUKUKİ YÖNTEMLERE SIĞACAK BİR DAVRANIŞ”Şu an güncel olarak 19.000 TL’yi acilen göndermemizi, aksi takdirde odamı boşaltmamı isteyeceklerini söylüyorlar. Üstelik 19.000 TL’yi ödediğim takdirde bile, bu aidat kasım ve aralığı kapsadığından yıl bitmeden ocak ayı aidatı olan +9.500 TL’yi de ekleyerek toplamda 28.500 TL ödememiz bekleniyor.Genelde deprem bölgeleri, özelde ise Hatay; 6 Şubat depreminin ardından neredeyse 3 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ toparlanabilmiş değil. Ailemin yaşadığı yerde iş imkânları yok denecek kadar sınırlıyken, babam kiracı olarak işlettiği iş yerini depremde kaybedip bir tazminat dahi alamamışken bu fiyatları 1 ay içerisinde ödememizi beklemeleri ne insanlığa ne de hukuki yöntemlere sığacak bir davranış.Ödeyemediğimiz takdirde sokakta kalma ihtimalimize karşı hem Egeliyiz şirketi hem de dönem ortasında yurdu satan üniversite rektörlüğü; gönderdiğimiz maillere ve topladığımız imzalara rağmen sessiz kalarak üç maymunu oynamaktadır”“EKİM SONUNDA GÖREVE BAŞLAMIŞ OLMALARINA RAĞMEN…”Yurtta kalan bir başka mağdur öğrenci ise şu dönem başında tam tersi belirtilmiş olmasına rağmen dönem ortasında böyle bir uygulamaya geçilmesine yönelik tepki gösterdi. Ayrıca öğrenci yeni yönetimin ekim sonunda göreve başladığını ancak ekim aidatını da istediğini belirtti.Mağdur öğrenci şu ifadeleri kullandı:“Öğrenci Köyü’nde iki buçuk senedir kalan bir öğrenciyim. Bu yurtta kalma hakkımı, bölümüme YKS sıralamasında ilk sırada yerleştiğim için kazandım. Kaldıktan ve ücret ödedikten 3-4 ay sonra, 6 Şubat’ta deprem bölgesinde bulunduğum için ücret ödememe gerek olmadığını öğrendim ve belgelerimle birlikte müdürlüğe gittim. Eski ödediğim ücretleri de aldım ve yurtta ücretsiz konaklamaya başladım. Bu süreç geçen ekim ayına kadar devam etti.Her sene başında, depremzede öğrencilerin ödeme durumunu öğrenmek ve ona göre bir yol belirlemek için ücret ödeyip ödemeyeceğimizi sorduk. Ben de sordum ve müdürlük tarafından bu sene de ödeme yapmayacağımız söylendi. Hatta Ege SSO’dan kayıt yenileme yaptığımız dönemde, “6 Şubat’ta deprem bölgesinde bulundum” şeklinde bir kutucuğun olduğunu da hatırlıyorum.Ancak geçen ekim ayından itibaren yurdumuzun satıldığını öğrendik. Önce memurlar ve blok yöneticileri değişti, ardından tüm yurdun yönetim kadrosu yenilendi. Artık eski yönetim ve kadrodan çok az kişi bulunuyor. Dönemin başında tam tersi belirtilmiş olmasına ve dönemin ortasında olmamıza rağmen, bir anda bizden ücret talep ettiler. Üstelik ekim ayının sonunda göreve başlamış olmalarına rağmen, ekim + kasım aylarının ücretini istediler. Bu da toplamda 19.000 TL’ye denk geliyor.“AİLEMİN BU PARAYI KISA SÜREDE VEREBİLECEK DURUMU YOK”Çoğu arkadaşımız gibi ben de dönemin ortasında kalacak başka bir yer bulma şansına sahip değilim ve KYK kayıtları da kapandı. Ailemin de bu parayı kısa sürede toplu olarak verebilecek bir durumu yok. Süreç ilerledikçe, bize verilen hakkın nasıl elimizden alındığını ve bunun bir haksızlık olduğunu söylediğimizde, genelde “Bizim hukuki kısmıyla alakamız yok / bilmiyoruz” gibi yanıtlar aldık. Ayrıca tüm görüşmelerin yazılı bir belge olmaksızın, yalnızca telefonla arayarak veya yanlarına çağırarak yapılmak istenmesi güvensizliği daha da artırdı. Biz depremzedeler olarak bu kararın hukuki de vicdani de olmadığını düşünüyoruz.“HUKUKİ DAYANAĞI VE YAZILI BELGESİ OLMAMASINA RAĞMEN…”25 Kasım sabahı, dersime gitmek için aceleyle hazırlandım ve ring’e binmek üzere yurttan çıktım. Ancak kartımı okuttuğumda turnikeler açılmadı. Güvenliğe yönelip depremzede olduğumu söylediğimde ise, “Müdürlükle konuş, kartının açılıp açılmayacağına onlar karar verir” şeklinde bir yanıt aldım. Acelem olduğunu, şu an görüşemeyeceğimi söyleyip araç kapısından çıkış yaptım. Gün içinde derslerim yoğun olduğundan müdürlüğe gitme şansım olmadı.Akşam döndüğümde kartım yine çalışmıyordu. Güvenliklerle görüşüp aynı şekilde araç kapısından giriş yaptım. Yeni yurt yönetimi, hiçbir hukuki dayanağı ve yazılı belgesi olmamasına rağmen, bizim hakkımız olan yurda giriş çıkış hakkımızı keyfi biçimde kısıtlamış durumda.”“BEN HUKUK BİLMEM PARAYI ÖDEYECEKSİNİZ”Yaşanan krizden dolayı mağdur olan bir diğer depremzede öğrenci ise resmi bir bildirim olmadığını ve kendilerine yönelik “ben hukuk bilmem, parayı ödeyeceksiniz” ifadelerinin kullanıldığını dile getirerek, “Normalde her ayın 20’sine kadar bir sonraki ayın taksidini ödüyorduk. Ancak 30 Ekim’de bir numara tarafından aranarak depremzede hakkımın artık geçerli olmadığı ve 7 Kasım’a kadar 9.500 TL ödemem gerektiği söylendi. Birkaç gün sonra tekrar aranıp bu kez 20 Kasım’a kadar 19.000 TL (Kasım + Aralık) ödeme yapmam istendi. Bu talepler yalnızca sözlü olarak iletildi; tarafıma hiçbir resmi bildirim yapılmadı.Bazı öğrencilerin odalarına uyarı yazıları asıldı, bazıları kartlarının kapatılmasıyla tehdit edildi. 25 Kasım’da birçok arkadaşım turnikeden geçemedi; kartlarının iptal edildiğini ve “2 gün içinde ödeme yapmazsanız odanızı boşaltın” denildiğini öğrendik. Bugün benim kartım da aynı şekilde iptal edildi.Tüm bu süreç, hiçbir yazılı ihtar, resmi tebligat veya usulüne uygun bildirim yapılmadan; tamamen sözlü baskılar ve tehditlerle yürütülüyor. Yurt yönetimi, hukuki prosedürler hatırlatıldığında ise “Ben hukuk bilmem, parayı ödeyeceksiniz” gibi ifadeler kullanıyor” ifadelerini kullandı.Ege'ye Bakış