ÖMER FARUK ALTIN / EGE'YE BAKIŞ - 17 Ocak Cumartesi günü Menzil Cemaati'nin önde gelen isimlerinden Muhammed Saki Erol'un İzmir ziyareti sırasında Karabağlar ilçesinde büyük bir kalabalık tarafından karşılanması kamuoyunda 'laiklik ve tarikatlaşma' eksenindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Ortaya çıkan görüntülere ilişkin Ege'ye Bakış'a değerlendirmelerde bulunan Atatürkçü Düşünce Derneği Karşıyaka Şube Başkanı ve İzmir Şubeleri Eşgüdüm Sözcüsü Ufuk Yıldırım, tarikat ve cemaat temelli toplumsal yönlendirmelerin bireyin özgür iradesini gölgeleyebilecek risk taşıdığını dile getirdi ve bu tür yapıların toplumda karşılık buluyor olmasının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı."DİKKATLE DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKEN BİR DURUM"Yıldırım konuşmasında, "Bu tür görüntüler, Cumhuriyet’in laiklik ilkesinin ne kadar hayati bir kazanım olduğunu tekrar hatırlatmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, yurttaşın akla ve bilime dayalı bir kamu düzeni içinde özgürleşmesini hedefler. Tarikat-cemaat temelli toplumsal yönlendirmelerin güç kazanması ise bireyin özgür iradesini gölgeleyebilecek bir risk taşır. Karabağlar’daki görüntü, özellikle de şehir merkezlerinde bu tür yapıların toplumsal karşılık buluyor olması bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumdur" ifadelerini kullandı."SOYUT BİR ELEŞTİRİ DEĞİL, ÖRNEKLERLE KENDİNİ GÖSTEREN BİR GERÇEKLİK"'Laiklik ilkesinin aşındığı' yönündeki söylemlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, "Laiklik, yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması değildir; aynı zamanda yurttaşın herhangi bir dini otorite karşısında korunmasını sağlayan bir özgürlük güvencesidir. Bugün gelinen noktada, kamusal alanda dini referanslar arttığını, bazı cemaat yapılarına yönelik görünür bir müsamaha veya teşvik havasının oluştuğunu gözlemlemek mümkündür. Bu nedenle “aşınma” tartışması, yalnızca soyut bir eleştiri değil; pratik örneklerle kendini gösteren bir gerçekliktir. Bu tabloyu, Cumhuriyetin rasyonel hukuk düzeninin yerine, aidiyet-temelli kültürel yönlendirmelerin geçmeye başlaması şeklinde okumak gerekir" diye konuştu.
"ATATÜRK'ÜN UYARILARININ NE KADAR İSABETLİ OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR"Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tekke ve zaviyeleri kapatmasının doğruluğuna dikkat çeken Yıldırım, "Atatürk tekke ve zaviyelerin kapatılmasını dini inançlara müdahale olarak değil, aksine bireyin özgürlüğünü korumak için bir zorunluluk olarak değerlendirmiştir. Çünkü bu yapılar, tarih boyunca siyasal otorite üzerinde nüfuz kurma, bireyleri bağlılık ilişkileri üzerinden yönlendirme ve toplum içinde paralel bir hiyerarşi oluşturma eğiliminde olmuştur. Bugün ortaya çıkan gelişmeler, özellikle de kitlesel bağlılık gösterileri ve sorgulanmayan manevi otorite figürleri, Atatürk’ün uyarılarının ne kadar isabetli olduğunu tekrar göstermektedir" şeklinde konuştu."ATATÜRK'ÜN İLKE VE DEVRİMLERİNİN ETKİSİNİN ZAYIFLATILDIĞINI SÖYLEMEK MÜMKÜN"Son yıllarda uygulanan siyasi pratiklerin Atatürk ilke ve devrimlerini zayıflattığını savunan Yıldırım, kamusal alanda dini referansların güçlenmesini bu durumun göstergesi olarak nitelendirdi.Yıldırım şu ifadeleri kullandı:"Bazı alanlarda Atatürk ilke ve devrimlerinin etkisinin zayıflatıldığını söylemek mümkün. Özellikle eğitim politikalarında bilimsel temelin geriye düşmesi, liyakat sisteminin zedelenmesi ve kamusal yaşamda dini referansların güçlenmesi bu zayıflamanın örneklerindendir"
YILDIRIM'DAN ATATÜRKÇÜ VE CUMHURİYETÇİLERE SORUMLULUK ÇAĞRISI!Cumhuriyetçi ve Atatürkçü yurttaşlara düşen görev ve sorumluluklara değinen Yıldırım, toplumun örgütlü, bilinçli ve cesur bir şekilde Cumhuriyet değerlerine sahip çıkması gerektiğine vurgu yaptı.Yıldırım konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:"Laik ve bilimsel eğitimi savunmak, Hukukun üstünlüğü bilincini topluma anlatmak, Genç kuşaklara Atatürkçü düşüncenin dogma değil, çağdaşlaşma programı olduğunu aktarmak, Toplumsal örgütlülüğü güçlendirmek ve demokratik tepki mekanizmalarını diri tutmak, Cumhuriyet kazanımlarını bir siyasi tercih değil, ortak yaşam sözleşmesi olarak anlatmak.Bu süreci tersine çevirecek olan, toplumun örgütlü, bilinçli ve cesur bir biçimde Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmasıdır. Atatürkçü Düşünce Dernekleri de tam bu noktada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam etmektedir"Ege'ye Bakış
Ortaya çıkan görüntülere ilişkin Ege'ye Bakış'a değerlendirmelerde bulunan Atatürkçü Düşünce Derneği Karşıyaka Şube Başkanı ve İzmir Şubeleri Eşgüdüm Sözcüsü Ufuk Yıldırım, tarikat ve cemaat temelli toplumsal yönlendirmelerin bireyin özgür iradesini gölgeleyebilecek risk taşıdığını dile getirdi ve bu tür yapıların toplumda karşılık buluyor olmasının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı."DİKKATLE DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKEN BİR DURUM"Yıldırım konuşmasında, "Bu tür görüntüler, Cumhuriyet’in laiklik ilkesinin ne kadar hayati bir kazanım olduğunu tekrar hatırlatmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, yurttaşın akla ve bilime dayalı bir kamu düzeni içinde özgürleşmesini hedefler. Tarikat-cemaat temelli toplumsal yönlendirmelerin güç kazanması ise bireyin özgür iradesini gölgeleyebilecek bir risk taşır. Karabağlar’daki görüntü, özellikle de şehir merkezlerinde bu tür yapıların toplumsal karşılık buluyor olması bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumdur" ifadelerini kullandı."SOYUT BİR ELEŞTİRİ DEĞİL, ÖRNEKLERLE KENDİNİ GÖSTEREN BİR GERÇEKLİK"'Laiklik ilkesinin aşındığı' yönündeki söylemlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, "Laiklik, yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması değildir; aynı zamanda yurttaşın herhangi bir dini otorite karşısında korunmasını sağlayan bir özgürlük güvencesidir. Bugün gelinen noktada, kamusal alanda dini referanslar arttığını, bazı cemaat yapılarına yönelik görünür bir müsamaha veya teşvik havasının oluştuğunu gözlemlemek mümkündür. Bu nedenle “aşınma” tartışması, yalnızca soyut bir eleştiri değil; pratik örneklerle kendini gösteren bir gerçekliktir. Bu tabloyu, Cumhuriyetin rasyonel hukuk düzeninin yerine, aidiyet-temelli kültürel yönlendirmelerin geçmeye başlaması şeklinde okumak gerekir" diye konuştu.
"ATATÜRK'ÜN UYARILARININ NE KADAR İSABETLİ OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR"Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tekke ve zaviyeleri kapatmasının doğruluğuna dikkat çeken Yıldırım, "Atatürk tekke ve zaviyelerin kapatılmasını dini inançlara müdahale olarak değil, aksine bireyin özgürlüğünü korumak için bir zorunluluk olarak değerlendirmiştir. Çünkü bu yapılar, tarih boyunca siyasal otorite üzerinde nüfuz kurma, bireyleri bağlılık ilişkileri üzerinden yönlendirme ve toplum içinde paralel bir hiyerarşi oluşturma eğiliminde olmuştur. Bugün ortaya çıkan gelişmeler, özellikle de kitlesel bağlılık gösterileri ve sorgulanmayan manevi otorite figürleri, Atatürk’ün uyarılarının ne kadar isabetli olduğunu tekrar göstermektedir" şeklinde konuştu."ATATÜRK'ÜN İLKE VE DEVRİMLERİNİN ETKİSİNİN ZAYIFLATILDIĞINI SÖYLEMEK MÜMKÜN"Son yıllarda uygulanan siyasi pratiklerin Atatürk ilke ve devrimlerini zayıflattığını savunan Yıldırım, kamusal alanda dini referansların güçlenmesini bu durumun göstergesi olarak nitelendirdi.Yıldırım şu ifadeleri kullandı:"Bazı alanlarda Atatürk ilke ve devrimlerinin etkisinin zayıflatıldığını söylemek mümkün. Özellikle eğitim politikalarında bilimsel temelin geriye düşmesi, liyakat sisteminin zedelenmesi ve kamusal yaşamda dini referansların güçlenmesi bu zayıflamanın örneklerindendir"
YILDIRIM'DAN ATATÜRKÇÜ VE CUMHURİYETÇİLERE SORUMLULUK ÇAĞRISI!Cumhuriyetçi ve Atatürkçü yurttaşlara düşen görev ve sorumluluklara değinen Yıldırım, toplumun örgütlü, bilinçli ve cesur bir şekilde Cumhuriyet değerlerine sahip çıkması gerektiğine vurgu yaptı.Yıldırım konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:"Laik ve bilimsel eğitimi savunmak, Hukukun üstünlüğü bilincini topluma anlatmak, Genç kuşaklara Atatürkçü düşüncenin dogma değil, çağdaşlaşma programı olduğunu aktarmak, Toplumsal örgütlülüğü güçlendirmek ve demokratik tepki mekanizmalarını diri tutmak, Cumhuriyet kazanımlarını bir siyasi tercih değil, ortak yaşam sözleşmesi olarak anlatmak.Bu süreci tersine çevirecek olan, toplumun örgütlü, bilinçli ve cesur bir biçimde Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmasıdır. Atatürkçü Düşünce Dernekleri de tam bu noktada üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam etmektedir"Ege'ye Bakış 




