Manipülasyon, başkalarını kontrol altına almaktır.Hegomanya oluşturmak amacıyla yapılan, zekice fakat suç unsurlu bir akıl oyunudur. Bilerek ve isteyerek, bazan da istemeyerek hedefine ulaşmak adına yapılır. Manipülatörler, toplumsal, kişisel, olaylarda, guruplar içinde algı oluştururlar.Olaylardan iyi anlayan geleceği gören akıllı, fakat yaptığı iş suç olan , rollerinin tümünü oynarlar. Manipülasyon kavramına daha sık sermaye piyasalarından duyarız. Sermaye piyasaların da arz ve talebi etkilemek , fiyatlarda oynamak, aynı seviyede tutmak, artırmak vaya azaltmak için , yanlış bilgi vermek, yorum yapmak anlamına gelen bir suçtur manipilasyon. Kanıtlanması bir o kadar kolay, bazan da bir o kadar zordur.
Manipülatörler ben merkezcidir.
Manipülasyona başvuran kişiler, genelde yaptıkları işte oldukça iyidir. Amaçlarına ulaşmak için manipüle ettikleri kişiyi suçluluk, korku gibi farklı duygular içinde ve kimi zaman yük altında bırakarak, seçim şansı bırakmazlar. Manipülatörün amacı;İnsanları kontrol etmek olduğundan, suçlamak yöntemi en sık kullanılan yöntemlerdendir. Manüpülatör kişilik yapısı ben merkezcidir. Karışık ve bilinmeyen süreci değişik manevralarıyla akıllıca uygular, kurgular . Manipülatör çözüm istiyor gibi görünmesine rağmen, asıl amacı çözümsüzlüktür. Gerçekleri çarpıtma yoluna da başvuran manipülatör; ne olduğunu anlamaya çalışan kişileri kurumları , kendisine itaat etmek zorunda bıraktırır. Kendini zayıf ve güçsüz hissedeni , bir sonraki adımda daha savunmasız ve daha çaresiz bıraktırır. Tüm çabası kendi hedefi olan, ego tatminliği ve bencil yapısına güç katmaktır.
Soğukkanlı ve profösyönel iknacıdırlar..
Diyalog kurucu ,yapıcı görünen, yardım ve çözüm amaçlı görünse de Manipülatörler madalyonun diğer yüzüdür. Durumun akışını manipülatör belirler. Kişinin manipülasyona uğraması için herhangi bir kabahat işlemesi ya da tartışılacak ciddi bir konu olması gerekmez. Konunun gidişatı, bitişi , manipülatöre bağlıdır. Haksız da olsa tavırları nedeniyle haklı konuma geçer. Dışarıdan baktığımız da eşit koşullarda sorun çözmeye çalışan iki kişiyi görürüz. Gerçekte bu böyle değildir. Manipülatörler baskın ve sürecin sonunda haklı çıkan taraf olmak için hep mücadele verirler.Hepimiz manüple edilmeye , birer adayız.
Biz insanoğlu, karmaşıklık ve dalgınlık hâlinde, hem manipüle etmeye, hem de edilmeye hazır birer adayız.
Yöneticinizle,eşinizle, arkadaşınızla, yaptığınız tartışmalarda (doğru ve emin olduğunuz şeylerde bile) sürekli haksız çıkıyor ve kendinizi sinmiş hissediyorsanız duygusal manipülasyona maruz kalıyorsunuz demektir. Manipüle edilen taraf bastırılır, kendini yetersiz ve çözümsüz bir sürecin içinde hisseder. Bir süre sonra yıpranan taraf sorun çıkmasın diye daha az konuşmaya, daha az paylaşmaya, onaylamaya başlar ve kendini aslından başka birine dönüşmüş olarak bulur. Manipülatörün duygusal kontrol ve baskısına maruz kalan kişi ise sorun çıkmaması adına manipülatörün belirlediği süreci yaşamaya başlar. Biz insanoğlu, karmaşıklık ve dalgınlık hâlinde, hem manipüle etmeye, hem de edilmeye hazır birer adayız.
Manipülatörlerin Vicdanları tamamen devre dışıdır.
Kişinin iyi niyetinin kötüye kullanılması olan bu durum, ancak empati ve saygı ile kontrol altına alınabilir. İnsanları strese sokmak, üzmek, zan altında bırakmak, öfkelendirmek, onlara iftira atmak, kişilerin onur ve haysiyetleriyle oynamak en sık rastlanan manipülasyon örnekleridir. İnsanları bu şekilde manipüle edenler, gerçekte içlerindeki ego ve dürtüler tarafından manipüle edilen, dolayısıyla bu anlarda vicdanları devre dışı kalan kişilerdir. İnsandaki ‘kendilik ve ben hissi” ego veya vicdan gibi iki kontrol noktasından açığa çıktığına göre, burada bu manipülasyonları egonun gerçekleştirdiği çok açıktır. Çünkü vicdanın kontrolündeki insanda müspet unsurlar hâkim olduğundan, ondan sadece hayır, iyilik ve güzellik ceryan eder.
Manipülatör egosu yüksektir. Bir suç makinasıdırlar.
Manipülatörün temel amacı; insanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkilemek ve seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirmektir.”Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” atasözümüzle ”Manipülatörün Çırası” arasında eş değer bir bağ kurulabilir. Manipülatörün çırası da yatsıya kadardır.. Suç oldugunu bile, bile akıl oyunlarıyla oynanan bu tür davranışlar belli bir zaman sonra ortaya çıkıyor. O zaman manipülatör olan kişi kayıplara karışıyor. Manipülatör olmak için bir, iki ünüversite bitirmek te şart değildir. Okumuş kariyer sahibi birisi de manipülatör olabiliyor, hiç okumamış biri de olabiliyor. Kimin egosu daha fazla ise, kimin suç işleme isteği daha yoğun ise başarılı o oluyor. Egosu yüksek suç makinasıdır. Yazımın başında dediğim gibi suç işlediğini bile, bile manipülatör olunur.
Bir çok maskesi vardır.
Manipülatör, gizlediği birçok maskesi vardır. Bu kullandığı maskeleri ustaca seçerek kullanır. Devamlı kurgular ve beyin jimnastiği yapar. Manipülatör umutsuzca bir alternatif arar. Başkasının üzerinde tam bir hâkimiyet kurmak ister. Gücünü, kişinin kendisi gibi düşünmesini, kendisi gibi hissetmesini, kendi istediğini istemesini sağlayarak oluşturmaya çalışır, onu bir nesneye, kendi nesnesine dönüştürmek ister. Aktif manipülatör kurbanlarının güçsüzlüklerinden yararlanır, onları kontrol ederek tatmin yaşar.
Manipülatörler de olmayan , empati ve sevgisizliktir.
Erich Fromm modern insanda ortaya çıkan manipülasyonun ikinci nedeninin ”sevgi açlığı” olduğunu söyler. İki insan arasındaki doruk ilişkinin adı sevgidir. Sevgi, insanı olduğu gibi bilmek ve kabul etmektir. Tüm dinler, komşuları da kendimizi sevdiğimiz gibi sevmemizi söyler. Ama kaç kişi kendisini sevmeyi biliyor. Çoğumuz, kendimizi sevmeden komşumuzu sevemeyeceğimizin bile farkında değiliz.. Yani anlayacağımız manipülatör de olan en büyük eksik özünde sevgidir, ve göremediği yine sevgidir. Sevmez ki sevilsin. Manipülatör karşısındakinin yerine kendini asla koymaz. Hedefine ulaşmak için, vicdan ve merhamet duygularından çok uzaktır.İyi niyetin olmadığı yerde, husumet vardır,iyi niyetin olmadığı yerde manüpülasyon davranışları vardır.
Kierkegaard’ın dediği gibi “Gerçekte olduğunuz kişi olmayı beceriniz.'' Gerçekten de oldugumuz gibi olmayı bir kez de olsa denesek..
Gökhan İlhan 16.01.2017
SOSYOLOG/ -YAZAR
Manipülatörler ben merkezcidir.
Manipülasyona başvuran kişiler, genelde yaptıkları işte oldukça iyidir. Amaçlarına ulaşmak için manipüle ettikleri kişiyi suçluluk, korku gibi farklı duygular içinde ve kimi zaman yük altında bırakarak, seçim şansı bırakmazlar. Manipülatörün amacı;İnsanları kontrol etmek olduğundan, suçlamak yöntemi en sık kullanılan yöntemlerdendir. Manüpülatör kişilik yapısı ben merkezcidir. Karışık ve bilinmeyen süreci değişik manevralarıyla akıllıca uygular, kurgular . Manipülatör çözüm istiyor gibi görünmesine rağmen, asıl amacı çözümsüzlüktür. Gerçekleri çarpıtma yoluna da başvuran manipülatör; ne olduğunu anlamaya çalışan kişileri kurumları , kendisine itaat etmek zorunda bıraktırır. Kendini zayıf ve güçsüz hissedeni , bir sonraki adımda daha savunmasız ve daha çaresiz bıraktırır. Tüm çabası kendi hedefi olan, ego tatminliği ve bencil yapısına güç katmaktır.
Soğukkanlı ve profösyönel iknacıdırlar..
Diyalog kurucu ,yapıcı görünen, yardım ve çözüm amaçlı görünse de Manipülatörler madalyonun diğer yüzüdür. Durumun akışını manipülatör belirler. Kişinin manipülasyona uğraması için herhangi bir kabahat işlemesi ya da tartışılacak ciddi bir konu olması gerekmez. Konunun gidişatı, bitişi , manipülatöre bağlıdır. Haksız da olsa tavırları nedeniyle haklı konuma geçer. Dışarıdan baktığımız da eşit koşullarda sorun çözmeye çalışan iki kişiyi görürüz. Gerçekte bu böyle değildir. Manipülatörler baskın ve sürecin sonunda haklı çıkan taraf olmak için hep mücadele verirler.Hepimiz manüple edilmeye , birer adayız.
Biz insanoğlu, karmaşıklık ve dalgınlık hâlinde, hem manipüle etmeye, hem de edilmeye hazır birer adayız.
Yöneticinizle,eşinizle, arkadaşınızla, yaptığınız tartışmalarda (doğru ve emin olduğunuz şeylerde bile) sürekli haksız çıkıyor ve kendinizi sinmiş hissediyorsanız duygusal manipülasyona maruz kalıyorsunuz demektir. Manipüle edilen taraf bastırılır, kendini yetersiz ve çözümsüz bir sürecin içinde hisseder. Bir süre sonra yıpranan taraf sorun çıkmasın diye daha az konuşmaya, daha az paylaşmaya, onaylamaya başlar ve kendini aslından başka birine dönüşmüş olarak bulur. Manipülatörün duygusal kontrol ve baskısına maruz kalan kişi ise sorun çıkmaması adına manipülatörün belirlediği süreci yaşamaya başlar. Biz insanoğlu, karmaşıklık ve dalgınlık hâlinde, hem manipüle etmeye, hem de edilmeye hazır birer adayız.
Manipülatörlerin Vicdanları tamamen devre dışıdır.
Kişinin iyi niyetinin kötüye kullanılması olan bu durum, ancak empati ve saygı ile kontrol altına alınabilir. İnsanları strese sokmak, üzmek, zan altında bırakmak, öfkelendirmek, onlara iftira atmak, kişilerin onur ve haysiyetleriyle oynamak en sık rastlanan manipülasyon örnekleridir. İnsanları bu şekilde manipüle edenler, gerçekte içlerindeki ego ve dürtüler tarafından manipüle edilen, dolayısıyla bu anlarda vicdanları devre dışı kalan kişilerdir. İnsandaki ‘kendilik ve ben hissi” ego veya vicdan gibi iki kontrol noktasından açığa çıktığına göre, burada bu manipülasyonları egonun gerçekleştirdiği çok açıktır. Çünkü vicdanın kontrolündeki insanda müspet unsurlar hâkim olduğundan, ondan sadece hayır, iyilik ve güzellik ceryan eder.
Manipülatör egosu yüksektir. Bir suç makinasıdırlar.
Manipülatörün temel amacı; insanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkilemek ve seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirmektir.”Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” atasözümüzle ”Manipülatörün Çırası” arasında eş değer bir bağ kurulabilir. Manipülatörün çırası da yatsıya kadardır.. Suç oldugunu bile, bile akıl oyunlarıyla oynanan bu tür davranışlar belli bir zaman sonra ortaya çıkıyor. O zaman manipülatör olan kişi kayıplara karışıyor. Manipülatör olmak için bir, iki ünüversite bitirmek te şart değildir. Okumuş kariyer sahibi birisi de manipülatör olabiliyor, hiç okumamış biri de olabiliyor. Kimin egosu daha fazla ise, kimin suç işleme isteği daha yoğun ise başarılı o oluyor. Egosu yüksek suç makinasıdır. Yazımın başında dediğim gibi suç işlediğini bile, bile manipülatör olunur.
Bir çok maskesi vardır.
Manipülatör, gizlediği birçok maskesi vardır. Bu kullandığı maskeleri ustaca seçerek kullanır. Devamlı kurgular ve beyin jimnastiği yapar. Manipülatör umutsuzca bir alternatif arar. Başkasının üzerinde tam bir hâkimiyet kurmak ister. Gücünü, kişinin kendisi gibi düşünmesini, kendisi gibi hissetmesini, kendi istediğini istemesini sağlayarak oluşturmaya çalışır, onu bir nesneye, kendi nesnesine dönüştürmek ister. Aktif manipülatör kurbanlarının güçsüzlüklerinden yararlanır, onları kontrol ederek tatmin yaşar.
Manipülatörler de olmayan , empati ve sevgisizliktir.
Erich Fromm modern insanda ortaya çıkan manipülasyonun ikinci nedeninin ”sevgi açlığı” olduğunu söyler. İki insan arasındaki doruk ilişkinin adı sevgidir. Sevgi, insanı olduğu gibi bilmek ve kabul etmektir. Tüm dinler, komşuları da kendimizi sevdiğimiz gibi sevmemizi söyler. Ama kaç kişi kendisini sevmeyi biliyor. Çoğumuz, kendimizi sevmeden komşumuzu sevemeyeceğimizin bile farkında değiliz.. Yani anlayacağımız manipülatör de olan en büyük eksik özünde sevgidir, ve göremediği yine sevgidir. Sevmez ki sevilsin. Manipülatör karşısındakinin yerine kendini asla koymaz. Hedefine ulaşmak için, vicdan ve merhamet duygularından çok uzaktır.İyi niyetin olmadığı yerde, husumet vardır,iyi niyetin olmadığı yerde manüpülasyon davranışları vardır.
Kierkegaard’ın dediği gibi “Gerçekte olduğunuz kişi olmayı beceriniz.'' Gerçekten de oldugumuz gibi olmayı bir kez de olsa denesek..
Gökhan İlhan 16.01.2017
SOSYOLOG/ -YAZAR








