ÖMER FARUK ALTIN / EGE’YE BAKIŞ – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri; iş gücüne katılımda kadınların erkeklerin gerisinde kaldığını ve genç kadın işsizliğinin kritik seviyeye ulaştığını gözler önüne serdi.Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı Kasım 2025 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; işsizlik oranı bir önceki aya göre yükselerek yüzde 8,6 seviyesine ulaştı. Verilerde, Türkiye’de kadın ve erkek istihdamı arasındaki makasın çok geniş olması ve kadın istihdamındaki sıkıntıların derinleşmesi dikkat çekti.İstihdam oranları incelendiğinde; oran erkeklerde yüzde 66,8 iken, kadınlarda yalnızca yüzde 31,9 olarak belirlendi. Bu tablo, Türkiye'de her 3 kadından yalnızca 1’inin istihdamda yer aldığını gözler önüne serdi.Bir diğer önemli başlık olan işsizlik oranlarında ise erkeklerde işsizlik yüzde 7 iken, kadınlarda bu oran yüzde 11,8’e kadar yükseliyor.Yayımlanan verilerde endişe verici bir diğer konu ise 15-24 yaş grubunu kapsayan genç kadınların işsizlik oranı oldu. Genç erkeklerde yüzde 10,6 olan işsizlik oranı, genç kadınlarda yüzde 24,4 seviyelerinde ölçüldü. Bu rakamlar, Türkiye'de her 4 genç kadından 1’inin işsiz olduğunu gösteriyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, kadınların iş hayatına katılım oranlarının toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında ele alınması gerektiğini dile getirerek, İstanbul Sözleşmesi’nin önemine vurgu yaptı.Osmanoğulları konuya ilişkin şunları kaydetti:“Bizim ülkemiz sürekli ekonomik krizlerin yaşandığı bir ülke. Ekonomik kriz dönemlerinde ise ilk gözden çıkarılanlar kadın çalışanlar oluyor. Ya da kadınlar güvencesiz, daha ağır koşullarda çalıştırılıyor. TÜİK’in verilerine baktığımızda bile, kadınların ülkemizde neredeyse hiçbir alanda var olamadığını görüyoruz”
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN ÖNEMİNE VURGUOsmanoğulları, İstanbul Sözleşmesi’ne atıf yaptığı konuşmada, “Bu konuyu toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında ele almak gerekiyor. Biz kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılırken dedik ki: Çıkmayın. Bu, kadınları gerçekten koruyan bir sözleşme; içinde çok güçlü maddeler var. İstanbul Sözleşmesi şunu söylüyordu: Kız ve erkek çocuklarını eşit büyüt ama kız çocuklarını okut ve istihdam et; iş hayatında var olmalarını sağla.Şimdi bizim ülkemizde ne yazık ki toplumsal cinsiyet eşitliği diye bir şey yok. Kadınlar ve erkekler farklı biçimlerde büyütülüyor. Genel olarak şöyle bir anlayışla yetiştiriliyoruz: Bir hanede bir kişinin çalışması gerekiyorsa, o erkek olmalı. Bu durum erkeğe de ciddi bir yük getiriyor. Ama aynı zamanda, para kazanan erkek üzerinden kadına karşı neredeyse sınırsız bir yetki alanı yaratılıyor.Günümüze geldiğimizde, özellikle kız çocukları okutulmadığında özellikle 4+4+4 sistemine geçildikten sonra kız çocuklarının eğitimden geri çekildiğini görüyoruz. Okutulsalar bile yoğun bir işsizlikle karşı karşıya kalıyorlar” diye konuştu.
“İLK GÖZDEN ÇIKARILAN KADIN ÇALIŞANLAR OLUYOR”Türkiye’de yaşanan kriz dönemlerinde işverenlerin önce kadın çalışanları gözden çıkardığını dile getiren Osmanoğulları, “Bizim ülkemiz sürekli ekonomik krizlerin yaşandığı bir ülke. Ekonomik kriz dönemlerinde ise ilk gözden çıkarılanlar kadın çalışanlar oluyor. Ya da kadınlar güvencesiz, daha ağır koşullarda çalıştırılıyor. TÜİK’in verilerine baktığımızda bile, kadınların ülkemizde neredeyse hiçbir alanda var olamadığını görüyoruz.Oysa üniversitelere baktığımızda kız öğrencilerin sayıca daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu da bize şunu gösteriyor: Üniversiteyi bitirseler, liyakatli olsalar bile kadınlar hiçbir zaman bir iş yerinde ilk tercih edilen olmuyor. Bu veriler aynı zamanda kadınların ne kadar güvencesiz olduğunu da ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.
“KADIN İŞSİZLİĞİ VE KADIN CİNAYETLERİNİN BU KADAR ARTMASI TESADÜF DEĞİL”Kadınların ekonomik özgürlüklerinin olmamasından dolayı şiddet gördükleri evlerde yaşamaya mecbur bırakıldığını belirten Osmanoğulları, kadın işsizliği ve kadın cinayetlerinin paralel bir şekilde artmasının tesadüf olmadığını ve ortaya çıkan tablonun iktidarın kadın politikalarının sonucu olduğu dile getirdi.Osmanoğulları şu ifadeleri kullandı:“Ekonomik özgürlükleri olmadığı için kadınların evlerde şiddete mecbur bırakıldığını görüyoruz. TÜİK verileriyle Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun açıkladığı kadın cinayetleri verileri arasında ne kadar güçlü bir doğru orantı olduğunu da buradan anlayabiliyoruz. Kadınlar ekonomik özgürlükleri olmadığı için şiddet gördükleri evden çıkamıyorlar; çıksalar bile çoğu zaman o evlere geri dönmek zorunda kalıyorlar.Kadına atfedilen biçilmiş bir rol var: “Kutsal olan ailedir; sen şiddet görsen bile evini koruyacaksın.” Kadına bunu söylediğinizde, erkek o kadının üzerinde her türlü tahakkümü kurma hakkını kendinde görüyor. Erkeklik egosu o kadar şişiriliyor ki, kadın yaşadığı şiddete “hayır” dediğinde erkek onu öldürebiliyor. Oysa kadınların ekonomik özgürlükleri olsa, o evlerden çıkabilirler. Kadınların ekonomik özgürlükleri olmadığı için, o evlerden çıktıklarında gidebilecekleri bir yer yok. Sığınma evleri yetersiz; var olanların koşulları çok kötü. Çocuklarına iyi bir gelecek sağlayamayacaklarını düşündükleri için de şiddet gördükleri evlere mecbur bırakılıyorlar.Dediğim gibi, kadın işsizliğinin bu kadar artmış olması tesadüf değil. Bu tablo, bizi yöneten siyasi iktidarın kadın politikalarının bir sonucudur”“YEREL YÖNETİMLERİN YAPABİLECEĞİ ÇOK FAZLA ŞEY VAR”Kadın istihdamı konusunda yerel ve merkezi yönetimlerin atabileceği adımlara değinen Osmanoğulları, “Yerel yönetimlerin kadın istihdamı konusunda yapabileceği çok fazla şey var. Belediyeler meslek edindirme kursları açıp, orada eğitim alan kadınları işverenlerle buluşturabilirler. Belediyenin pastacılık kursu verdiği kadınları kendi yemekhanesinde işe aldığını biliyorum. Bu örnekler çoğaltılabilir. Yine birçok belediye yerel eylem planına imza atmış durumda; bu planlarda kadınlara istihdam sağlanmasına yönelik maddeler de var. Örneğin belediyeler galoş ya da pet fabrikaları kurup üretim yapabilir, burada kadınları çalıştırabilir ve ürettiklerini kendi kurumlarında kullanabilir. Yerel yönetimlerin yapabileceği çok fazla şey var.Devlet de bunu kendisine bir politika haline getirmeli. Hem kapsamlı bir kadın politikası hem de kadın işsizliğine yönelik özel bir politika oluşturması ve bunu gerçekten dert edinmesi gerekiyor. Bugün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kadınların hayatını kolaylaştırmak ve kadınlara istihdam sağlamak için ne yapıyor? Bunun için somut bir kadın politikası üretmeleri gerekiyor” dedi.
“EV KADINLARININ EMEĞİNİN GÖRÜNÜR KILINMASI GEREKİYOR”Ev kadınlarının emeklerinin görünür kılınması gerektiğini belirten Osmanoğulları, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:"Bu sadece bizim ülkemizin değil, bütün dünyada ev içi emeği üstlenen kadınların sorunu. Orada görünmez bir emek var. Bu emeğin mutlaka sosyal güvencesi olması gerekiyor. Primlerinin devlet tarafından yatırılması, emeğin görünür kılınması gerekiyor. Ama ne yazık ki bu talep de yakın zamanda reddedilen bir durum oldu"
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, kadınların iş hayatına katılım oranlarının toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında ele alınması gerektiğini dile getirerek, İstanbul Sözleşmesi’nin önemine vurgu yaptı.Osmanoğulları konuya ilişkin şunları kaydetti:“Bizim ülkemiz sürekli ekonomik krizlerin yaşandığı bir ülke. Ekonomik kriz dönemlerinde ise ilk gözden çıkarılanlar kadın çalışanlar oluyor. Ya da kadınlar güvencesiz, daha ağır koşullarda çalıştırılıyor. TÜİK’in verilerine baktığımızda bile, kadınların ülkemizde neredeyse hiçbir alanda var olamadığını görüyoruz”
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN ÖNEMİNE VURGUOsmanoğulları, İstanbul Sözleşmesi’ne atıf yaptığı konuşmada, “Bu konuyu toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında ele almak gerekiyor. Biz kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılırken dedik ki: Çıkmayın. Bu, kadınları gerçekten koruyan bir sözleşme; içinde çok güçlü maddeler var. İstanbul Sözleşmesi şunu söylüyordu: Kız ve erkek çocuklarını eşit büyüt ama kız çocuklarını okut ve istihdam et; iş hayatında var olmalarını sağla.Şimdi bizim ülkemizde ne yazık ki toplumsal cinsiyet eşitliği diye bir şey yok. Kadınlar ve erkekler farklı biçimlerde büyütülüyor. Genel olarak şöyle bir anlayışla yetiştiriliyoruz: Bir hanede bir kişinin çalışması gerekiyorsa, o erkek olmalı. Bu durum erkeğe de ciddi bir yük getiriyor. Ama aynı zamanda, para kazanan erkek üzerinden kadına karşı neredeyse sınırsız bir yetki alanı yaratılıyor.Günümüze geldiğimizde, özellikle kız çocukları okutulmadığında özellikle 4+4+4 sistemine geçildikten sonra kız çocuklarının eğitimden geri çekildiğini görüyoruz. Okutulsalar bile yoğun bir işsizlikle karşı karşıya kalıyorlar” diye konuştu.
“İLK GÖZDEN ÇIKARILAN KADIN ÇALIŞANLAR OLUYOR”Türkiye’de yaşanan kriz dönemlerinde işverenlerin önce kadın çalışanları gözden çıkardığını dile getiren Osmanoğulları, “Bizim ülkemiz sürekli ekonomik krizlerin yaşandığı bir ülke. Ekonomik kriz dönemlerinde ise ilk gözden çıkarılanlar kadın çalışanlar oluyor. Ya da kadınlar güvencesiz, daha ağır koşullarda çalıştırılıyor. TÜİK’in verilerine baktığımızda bile, kadınların ülkemizde neredeyse hiçbir alanda var olamadığını görüyoruz.Oysa üniversitelere baktığımızda kız öğrencilerin sayıca daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu da bize şunu gösteriyor: Üniversiteyi bitirseler, liyakatli olsalar bile kadınlar hiçbir zaman bir iş yerinde ilk tercih edilen olmuyor. Bu veriler aynı zamanda kadınların ne kadar güvencesiz olduğunu da ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.
“KADIN İŞSİZLİĞİ VE KADIN CİNAYETLERİNİN BU KADAR ARTMASI TESADÜF DEĞİL”Kadınların ekonomik özgürlüklerinin olmamasından dolayı şiddet gördükleri evlerde yaşamaya mecbur bırakıldığını belirten Osmanoğulları, kadın işsizliği ve kadın cinayetlerinin paralel bir şekilde artmasının tesadüf olmadığını ve ortaya çıkan tablonun iktidarın kadın politikalarının sonucu olduğu dile getirdi.Osmanoğulları şu ifadeleri kullandı:“Ekonomik özgürlükleri olmadığı için kadınların evlerde şiddete mecbur bırakıldığını görüyoruz. TÜİK verileriyle Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun açıkladığı kadın cinayetleri verileri arasında ne kadar güçlü bir doğru orantı olduğunu da buradan anlayabiliyoruz. Kadınlar ekonomik özgürlükleri olmadığı için şiddet gördükleri evden çıkamıyorlar; çıksalar bile çoğu zaman o evlere geri dönmek zorunda kalıyorlar.Kadına atfedilen biçilmiş bir rol var: “Kutsal olan ailedir; sen şiddet görsen bile evini koruyacaksın.” Kadına bunu söylediğinizde, erkek o kadının üzerinde her türlü tahakkümü kurma hakkını kendinde görüyor. Erkeklik egosu o kadar şişiriliyor ki, kadın yaşadığı şiddete “hayır” dediğinde erkek onu öldürebiliyor. Oysa kadınların ekonomik özgürlükleri olsa, o evlerden çıkabilirler. Kadınların ekonomik özgürlükleri olmadığı için, o evlerden çıktıklarında gidebilecekleri bir yer yok. Sığınma evleri yetersiz; var olanların koşulları çok kötü. Çocuklarına iyi bir gelecek sağlayamayacaklarını düşündükleri için de şiddet gördükleri evlere mecbur bırakılıyorlar.Dediğim gibi, kadın işsizliğinin bu kadar artmış olması tesadüf değil. Bu tablo, bizi yöneten siyasi iktidarın kadın politikalarının bir sonucudur”“YEREL YÖNETİMLERİN YAPABİLECEĞİ ÇOK FAZLA ŞEY VAR”Kadın istihdamı konusunda yerel ve merkezi yönetimlerin atabileceği adımlara değinen Osmanoğulları, “Yerel yönetimlerin kadın istihdamı konusunda yapabileceği çok fazla şey var. Belediyeler meslek edindirme kursları açıp, orada eğitim alan kadınları işverenlerle buluşturabilirler. Belediyenin pastacılık kursu verdiği kadınları kendi yemekhanesinde işe aldığını biliyorum. Bu örnekler çoğaltılabilir. Yine birçok belediye yerel eylem planına imza atmış durumda; bu planlarda kadınlara istihdam sağlanmasına yönelik maddeler de var. Örneğin belediyeler galoş ya da pet fabrikaları kurup üretim yapabilir, burada kadınları çalıştırabilir ve ürettiklerini kendi kurumlarında kullanabilir. Yerel yönetimlerin yapabileceği çok fazla şey var.Devlet de bunu kendisine bir politika haline getirmeli. Hem kapsamlı bir kadın politikası hem de kadın işsizliğine yönelik özel bir politika oluşturması ve bunu gerçekten dert edinmesi gerekiyor. Bugün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kadınların hayatını kolaylaştırmak ve kadınlara istihdam sağlamak için ne yapıyor? Bunun için somut bir kadın politikası üretmeleri gerekiyor” dedi.
“EV KADINLARININ EMEĞİNİN GÖRÜNÜR KILINMASI GEREKİYOR”Ev kadınlarının emeklerinin görünür kılınması gerektiğini belirten Osmanoğulları, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:"Bu sadece bizim ülkemizin değil, bütün dünyada ev içi emeği üstlenen kadınların sorunu. Orada görünmez bir emek var. Bu emeğin mutlaka sosyal güvencesi olması gerekiyor. Primlerinin devlet tarafından yatırılması, emeğin görünür kılınması gerekiyor. Ama ne yazık ki bu talep de yakın zamanda reddedilen bir durum oldu" 









