ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ – Karabağlar Belediyesi tarafından hayata geçirilmesi amaçlanan “Yaşayan Ve Yaşatan Karabağlar İçin Sürdürülebilir Enerji Ve İklim Eylem Planı SECAP”ın tanıtım programı gerçekleştirildi.
Programa meslek odaları ve çevre üzerine çalışmalarda bulunan akademisyenler de katılım gösterdi.
Programın açılış konuşmasının ardından Strateji Geliştirme Müdürlüğü Personeli Kemal Akbayırlı, eylem planına ilişkin sunum gerçekleştirdi.
“DOĞRUDAN HİSSEDİLEN BİR YAŞAM MESELESİDİR”
Eylem planının amacının “18 Ekim 2024 tarihinde küresel sözleşmelerin imzalanmasıyla birlikte; emisyon envanterinin hazırlanması, enerjiye erişimin artırılması ve kırılgan grupların desteklenmesi hedeflenmişti” olduğunu dile getiren Akbayırlı, “Bu konu Karabağlar’da yalnızca raporlarda kalan bir başlık değildir. Aksine; dar gelirli mahallelerimizde, yaşlılarımızın evlerinde, çocuklarımızın oyun alanlarında doğrudan hissedilen bir yaşam meselesidir. Bu nedenle alınacak aksiyonlar son derece kıymetlidir. Bu doğrultuda hedefimiz, 2030 yılına kadar emisyonları yüzde 20 oranında azaltmaktır. Hazırladığımız plan, yalnızca bir niyet beyanı değil; veri temelli, sorumluluk bilinciyle oluşturulmuş stratejik bir yol haritasıdır. Karabağlar, konumu ve yapısı itibarıyla İzmir’in en büyük ve en dinamik ilçelerinden biridir. Yaklaşık yarım milyonluk nüfusa sahiptir ve İzmir’in en kalabalık ikinci ilçesidir. Merkez ilçelerin çoğuna komşu olması, sanayi ve tarım faaliyetlerinin bir arada yürütülmesi ilçeyi önemli bir konuma taşımaktadır.Nüfus yapısına baktığımızda, toplam nüfusun yaklaşık yüzde 30’unun bağımlı nüfus (14 yaş altı ve 65 yaş üstü) grubunda yer aldığı görülmektedir. Son yıllarda yoğun göç alan ilçe, sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında İzmir’de 14’üncü, Türkiye genelinde ise 120’nci sıradadır. Bu demografik yapı, iklim kırılganlığını artıran temel faktörlerden biridir” dedi.
“KİŞİ BAŞI EMİSYON 5,2 TON OLMUŞTUR”
Emisyonların sebebinin yüzde 65’i ulaşımdan, yüzde 10’u enerjiden ve yüzde 12’sinin atık sektöründen kaynaklandığına değinen Akbayırlı şu ifadeleri kullandı:
“Hazırlanan envanter çalışması uluslararası metodolojilere ve bilimsel yöntemlere uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Kentsel envanter hesaplamalarında ilgili standartlar, kurumsal hesaplamalarda ise ISO temelli yaklaşımlar esas alınmıştır. Ayrıca birçok ilçede kapsam dışı bırakılan tıbbi atıklar da bu çalışmaya dahil edilerek daha gerçekçi bir tablo ortaya konmuştur.
Kentsel envanter sonuçlarına göre; 2022 yılında toplam emisyon yaklaşık 2,3 milyon ton CO₂ eşdeğeri olarak hesaplanmıştır. Kişi başı emisyon 4,9 ton seviyesindedir. Emisyonların yüzde 65’i ulaşımdan, yüzde 10’u enerjiden, yüzde 12’si ise atık sektöründen kaynaklanmaktadır.
2023 yılında toplam emisyon 2,4 milyon tona yükselmiş, kişi başı emisyon 5,2 ton olmuştur. Ulaşım yine en büyük payı alırken, sabit enerji ve atık kaynaklı emisyonlar benzer oranlarda devam etmiştir.
2024 yılında ise toplam emisyon yaklaşık 2,4 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiş, kişi başı emisyon 5,1 ton olarak hesaplanmıştır. Üç yıllık veriler incelendiğinde, emisyonların büyük ölçüde paralel seyrettiği görülmektedir.
Tüm yıllarda en büyük emisyon kaynağı ulaşımdır. Bu durum; ilçenin konumu, yoğun araç kullanımı ve pandemi sonrası artan bireysel ulaşım tercihleriyle açıklanmaktadır. İkinci sırada ise bina ve enerji tüketimi gelmektedir”
DOĞAL GAZ TÜKETİMİNDE YÜZDE 25’LİK DÜŞÜŞ!
Gerçekleştirdiği sunumun devamında enerji tüketimine ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Akbayırlı, enerji tüketimindeki artışın konut kaynaklı artış olduğuna dikkat çekerek sanayi tüketiminde kısmi bir düşüş gözlemlendiğini dile getirdi.
2022-24 yıllarında ilçede yaşanan kentsel dönüşüm çalışmalarından dolayı binaların boşaltılması sonucu doğal gaz tüketiminin yüzde 25’lik bir düşüş olduğunu belirtti.
“BELEDİYE KAYNAKLI EMİSYON YAKŞALIK 5 BİN TON”
Vatandaşlardan kaynaklı emisyonların yanı sıra kurumsal kaynaklı emisyon rakamlarında da artış olduğunu dile getiren Akbayırlı şu şekilde konuştu:
“Kurumsal emisyonlara bakıldığında; 2022 yılında belediye faaliyetlerinden kaynaklanan emisyon yaklaşık 5 bin ton seviyesindedir ve büyük ölçüde enerji tüketiminden kaynaklanmaktadır. 2023 yılı benzer bir seyir izlerken, 2024 yılında yaklaşık yüzde 16’lık bir artış gözlemlenmiştir. Bu artışın temel nedeni; yakıt tüketimindeki yükseliştir.
Yakıt tüketimindeki artışın önemli sebeplerinden biri sahipsiz atıkların toplanmasıdır. Mobilya, beyaz eşya gibi büyük hacimli atıkların mahallelerden toplanması ek yakıt tüketimine yol açmıştır. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi ile yaşanan operasyonel gecikmeler de bu durumu etkilemiştir”
“ENERJİ YOKSULLUĞU ÖNEMLİ BİR SORUN”
Karabağlar’ın aşırı sıcaklar, taşkınlar, kuraklık ve toprak çökmesinin yüksek risk grubunda olduğunu dile getiren Akbayırlı, bu durumun yaşlılar, çocuklar ve dar gelirli yurttaşlar açısından ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek şunları söyledi:
“Enerji yoksulluğu da bu çerçevede önemli bir sorundur. Isınma, soğutma ve temel enerji ihtiyaçlarının karşılanamaması olarak tanımlanan bu durum, özellikle kırılgan grupları etkilemektedir. Türkiye’de enerji yoksulluğu oranı dünya ortalamasının oldukça üzerindedir.
Karabağlar’da yapı stoğu ve ekonomik koşullar da bu sorunu derinleştirmektedir. Özellikle bazı bölgelerde ısınmanın hâlâ kömürle sağlanıyor olması, hem çevresel hem ekonomik açıdan ciddi bir yük oluşturmaktadır.
Tüm bu veriler ışığında; sosyal adaleti merkeze alan, kırılgan grupları gözeten bir yaklaşımla 9 sektörde toplam 27 eylem planlanmıştır. Bu sektörler; bina, enerji, ulaşım, atık, su, sağlık, afet yönetimi ve kentsel dönüşüm başlıklarından oluşmaktadır
Eylemler arasında öne çıkan başlıklar şunlardır:
Kamu binalarında enerji verimliliği ve sertifikasyon süreçlerinin yaygınlaştırılması, Yenilenebilir enerji kaynaklarının artırılması, Ulaşımda enerji verimliliğinin sağlanması, Atıkların ayrıştırılması ve tek kullanımlık ürünlerin azaltılması, Kentsel dönüşüm süreçlerinde asbest yönetiminin güçlendirilmesi”
EYLEM PLANININ UYGULAMA TAKVİMİ!
Sunumunun sonunda uygulama takvimini paylaşan Akbayırlı bu sürecin başırılı bir şekilde ilerleyebilmesi için finansman ve işbirliklerinin büyük önem taşıdığını dile getirerek şunları söyledi:
“Uygulama takvimine göre; 2025 yılında enerji yönetim sistemi kurulacak ve ilk uygulamalar başlatılacaktır. 2026 yılında LED dönüşümü ve filo değişimi gibi pilot projeler hayata geçirilecektir. 2027–2028 yıllarında bu uygulamalar yaygınlaştırılacaktır. 2029–2030 yıllarında ise hedeflerin gerçekleşme düzeyi raporlanacaktır.
Bu sürecin başarılı olabilmesi için finansman ve iş birlikleri büyük önem taşımaktadır. Belediye bütçesi, ulusal ve uluslararası fonlar, kamu ve özel sektör iş birlikleri bu noktada kritik rol oynayacaktır”
2030 YILINA KADAR YÜZDE 20 EMİSYON AZALTIM HEDEFİ!
Akbayırlı şu ifadelerle konuşmasını sonlandırdı:
“Hazırlanan plan; statik bir belge değil, sürekli izlenen ve güncellenen dinamik bir yol haritasıdır. Şeffaflık, veri temelli yönetim ve kurumsal sahiplenme bu sürecin temel unsurlarıdır.
Sonuç olarak; üç yıllık veri analizi ve kapsamlı çalışmalar sonucunda hazırlanan bu planla, 2030 yılına kadar yüzde 20 emisyon azaltım hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Bu hedefe ulaşmada özellikle ulaşım ve bina sektörleri kritik öneme sahiptir”
“KİMSELER ARTIK İKLİM KRİZİNE SESSİZ KALAMAZ”
Sunumun ardından konuşma yapan Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, “Karabağlar denilince, İzmir’in en büyük metropolü ama en yok sayılan yeri denebilir. Yılların getirdiği sorunlar var çünkü ülkenin her bir yerinden vatandaşlarımız buraya gelip ekmek kazanmış, hayatını kurmuş. Köyden kente göç dediğimiz süreçte insanlar kente göç etmiş. Ancak bir zamanlar çam ormanları olan, kara üzüm bağları olan, tarlalarda bir ev konduruvermişler, yanına komşusu gelmiş, akrabası gelmiş. Bir kent olmaya çalışılmış. Bu 40 yıllık hikayede şu anda biz sağlıklı güvenli bir kent ama o kentin içerisinde barınma hakkını öncelikleyen dolayısıyla sadece binalarıyla değil yeşil alanlarıyla tesisleriyle kent adaleti yaratan, o adaleti de herkese sunan bir yaşamı savunuyoruz. Türkiye’de kentlerimizin, kentleşmenin hali ortada. Yönetim anlayışından başlayarak adaletli doğru güvenli kentlerde kentin hakkını kentliyle beraber savunan ama bunu sadece insan odaklı görmeyen, tüm yaşam alanlarıyla yürüten, afetlere karşı çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalan, bunun bedelini her anlamda ödeyen kimseler artık iklim krizine karşı daha fazla sessiz kalamaz. Biz de kendi ailemizi hayatta tutmak zorundayız.” diye konuştu.
“TEK HEDEFİMİZ: YAŞAYAN VE YAŞATAN KARABAĞLAR!”
Kınay, çalışmaya ilişkin şu bilgileri aktardı:
“Tam da bu nedenle biz de 2 yıllık görev süremizi tamamladık. Bunu eyleme getirme anlamında da gerçek verilerle, imkanları yoklukları bilerek, sorunların çözümlerine yönelik atacağımız adımları netleştiren hesap soran ve veren bir anlayışla ilerlemeye çalışıyoruz. Kentlerin stratejik planları laf olsun diye yapılmaz. Yüzlerce saatlik emekle yaşama farklı yönlerden bakan herkesin her bir sesin hayatını ortaya koymak zorundayız. Bütün bu sözleri rakamlara döktüğümüzde de tek bir hedefimiz var, Karabağlarda Yaşayan ve Yaşatan Karabağlar için, Karabağları dönüştürürken gerçek kenti ortaya koyacak bir hedefimiz var. Bu çalışmalarla beraber SECAP değerlendirmelerine başladığımızda özellikle İzmir’deki çalışmalarda Karşıyaka Belediyesi’nde ilk örneği başlatmıştık. Karabağlar Belediyesi’nde kendi belediyemizde dışarıya bağlı kalmadan ama ihtiyaç duyduğumuz destekleri de gönüllüce aldığımız dayanışmayı büyüttüğümüz bir SECAP çalışması yürüttük. Evet ekonominin bu kadar önemli olduğu bu dönemde çok büyük bir gider ekonomisinin olduğu bir belediyede hizmet vermeye çalışıyoruz Karabağlar’da. Rakamsal olarak sıfır maliyet evet ama çok daha büyük bir emek marifetiyle bu çalışmayı ortaya koyduk.
Biz kendi emisyonlarımızı azaltmak zorundayız. Artık hem dertlerde hem çözümlerde ortak olduğumuz bir noktada ulusal ve uluslararası süreçlerde de kendimizi var etmeye çalışıyoruz. Sürdürülebilir iklim eylem planlarını herkes yapmak zorunda. Eylemin süreci dayanışmadır, gerçek ve güncel verilerdir. Tamamen kamulaştırma anlayışlıya yaptığımız bir çalışmadır.”
“İLÇE BELEDİYESİNİN TEK BAŞINA AŞMASI MÜMKÜN DEĞİL”
Kınay, konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı:
“Tabii ki bir ilçe belediyesinin atık sorunu gibi sorunları tek başına aşması mümkün değil çünkü tek yetkili değil. Bu anlamda paydaşlarımız olan bakanlıklar, Büyükşehir Belediyesi gibi paydaşlarla çalışmamız gerekir.
Karabağlar belediyesinin yaklaşık bin 600 personeli 30’a yakın müdürlüğü, attığımız her adımda yaptığımız eylem planlarını birbirinden ayırmadan bir bütün olarak ilerletecek. Bu da bu çalışmalardan bir tanesidir. Yüzde 40 azaltım hedefinin bir hayal olduğunu hepimiz biliyoruz. BU koşullarda olmaz. Yüzde 20 de belki hayal. Ancak yüzde 1,3,5 bile bizler için hayati önem taşıyor. Bugün İzmir’de yağmurların şiddetinden ya da olmamasından dolayı afetler yaşadık. Yaz aylarında sıcaklıkların mevsim normalleri üzerinde dendiğinde artık anlamı değişti. Bu kapsamda özellikle sosyal hizmetler nüfusa yönelik çalışmalarda kırılgan gruplarla ilgili çalışmalarımızı buna göre belirledik. 58 mahallemizin tamamında afet risk planı yaptık. Şu an her mahallemizde afetler ve sosyal kırılganlıklarla ilgili mevcut durumu analizleri ve riskleri ortaya koyduk. Bunları yaparken planlarımızı ve bütçemizi de bu doğrultuda yapıyoruz.
Hangi planı yaparsak yapalım hayatın içine bunu katıp, vatandaşa anlatamazsak yaşamı değiştiremeyiz. Bu nedenle de paydaşlarımızla beraber Karabağların 58 mahallesinde bu çalışmaları yaymaya çalışıyoruz. Bunlar artık zorunluluk, hayatımızın gerçeği. Bundan sonraki süreçte de bu süreci doğru dinamik sürekli değişen ve gelişen, afet durumunda da hayatta kalabileceğimiz bir sürece doğru ilerliyoruz. Karabağlar Belediyesi’nin SECAB’ı nedir diyen herkese diyorum ki biz değişimi yaratacağız ve eğer iklimin adaletsizliğinden dünyanın adaletsizliğine, afetlerle yoksulların yaşadığı tüm haksızlıklara karşı duracaksak, yaşamın adaletini savunacaksak bizler Karabağlar’da başlayarak bu adımlarımızı düzeltmek zorundayız. Ortaya koyduğumuz tüm verilerin temel cümlesi budur. Değişmek, dönüşmek zorundayız, güç savaşı değil güç birliği yapmak zorundayız. Derdimizin ve çözümümüzün ortak olduğunu her bir eve anlatırsak kaderimizi birlikte değiştireceğiz"
Ege'ye Bakış







