GÜLPERİ TİBİN/ EGE’YE BAKIŞ – İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar ve İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, partisinin İzmir İl Başkanlığı binasında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Toplantıda ilk olarak söz alan Doğan, geçtiğimiz günlerde İzmir’de meydana gelen yangınlarda yanan alanların orman vasfından çıkarılmasına tepki gösterdi. Doğan, “Yangınlarda zarar gören bölgelerin orman vasfından çıkarılması. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla bu bölge orman vasfından çıkarıldı. Anlaşılan birileri rant devşirme derdinde. Biz bunun takipçisiyiz, kimse İzmir’in toprağını peşkeş çekemez.” dedi.
“ADALET TECELLİ ETMELİ”
İstanbul’da görevi başında şehit edilen Şeyda Yılmaz hakkında da konuşan Doğan, şunları kaydetti:
“Nasıl oluyor da henüz on dokuz yalında olan bir suç makinesi olan bir sabıkalı İstanbul’un orta yerinde bir polis memurumuz şehit edebiliyor? Ne yazık ki Türkiye artık suçlunun arsızlaştığı bir ülkeye dönüştü. Ne yazık ki Türkiye yasaya saygılı vatandaşın cezalandığı bir ülke oldu. Şüphesiz ki bunun sorumlusu AK Parti iktidarıdır. Bir vatandaş olarak İçişleri Bakanımıza, Adalet Bakanımıza ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Kısmı af yasaları çıkarmaktan vaz geçin. Eğer bir daha böyle acılar yaşamak istemiyorsak gereğini yapmalısınız. Herkes işlediği suçun cezasını çekmelidir. Adalet mahkemeler yoluyla tecelli etmeli.”
“ZORUNLU MİSAFİRLİĞE SON VERİN”
Doğan, açıklamasında Beşar Esad’ın Suriyelileri geri çağırmasına da değindi. Esad’ın bu çağrısının tarihi bir fırsat olduğunu ve mültecilerle ilgili zorunlu misafirliğe son verilmesi gerektiğini belirten Doğan, “Geçtiğimiz günlerde Beşar Esad, ülke dışındaki Suriyelileri ülkeye dönmeye davet etti. Biliyoruz ki AK Parti hükümetinin geri göndermeye niyeti yok. Kıt kanaat geçinen vatandaşın üstüne bir de bu yük bindiriliyor.” İfadelerini kullandı.
İktidarın Suriyelileri ülkeden göndermeye niyeti olmadığını belirten Doğan, “Anlaşılan o ki AKP Parti hükümetinin bu misafirliğe son verme niyeti yok. Oysa tarihi bir fırsat kapımızda. Hazır Esad böyle bir davette bulunmuşken bu misafirliği sonlandırma fırsatımız var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sesleniyorum, zorunlu misafirliğe bir son verin.” diye konuştu.
“HADDİ BİLDİRİLMELİ”
Geçtiğimiz günlerde Yunan botları, Muğla Datça açıklarına girip kara suları sınırlarını ihlal etti. Konuşmasında yapılan sınır ihlaline gerekli tepkinin verilmesi çağrısında bulunan Doğan, “İzmir’den yunanın denize döküldüğü topraklardan AKP hükümetine sesleniyorum. Bu konuda ülkemiz en gerekli cevabı vermelidir. Milli Egemenliğimize kast eden kim olursa olsun haddi bildirilmeli.” dedi.
“İZMİR GAVUR TOPRAĞI MI?”
Doğan, açıklamasının devamında günlerdir gündemdeki yerini koruyan ve kent sorunu haline gelen kirlilik konusuna da değindi. İzmir Körfezi’nde görülen balık ölümleri ve kirliliğe karşı tüm muhatapları iş birliğine davet eden Doğan, şunları kaydetti:
“Bu kokunun nedeni belli, körfezde yaşanan kirlilik. Körfez tamamen ölme tehlikesi yaşarken muhataplar her zaman suçu birbirine atıyor. Çevre bakanlığı topu belediyeye atıyor ve eza kesiyor. Büyükşehir Belediyesi biz bu sorumluluğun üstesinden gelemeyiz diyerek topu bakanlığa atıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuya dahil olup Körfezi kötülüyor.
Şimdi tüm muhataplara soruyorum. İzmir gavur toprağımı ki cezalandırılıyor? İzmir size oy vermediği için mi cezalandırılıyor? İzmir Büyükşehir Belediyesi ne zaman siyasi kavgaları bırakıp işlerinizi yapacaksınız? Önceki dönem belediye başkanı Tunç Soyer’in bir körfez altı ayda nasıl bu hale geldi sorusunu yöneltelim. İzmir ne zaman vergisinin karşılığını alan müreffeh bir kent olacak? Artık İzmir hizmet bekliyor. Biz bu konuda üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Bu konuda gerekenler çalışmalar yapılmalı ve acil bir eylem planı yapılmalı. Aksi halde körfezde yaşayan canlılarımız kaybedeceğiz.”
“SORUMLULUK MAKAMINDA SORUMSUZ İNSANLAR…”
Doğan’ın ardından, İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar söz aldı. Konuşmasının başlangıcında Şehir Hastanelerine değinen Kırkpınar, şu ifadeleri kullandı:
“Hayatımız için önemli olan şeylerin başında sağlık gelir. Mevcut iktidarın 22 yıllık geçmişinde olmazsa olmazımız dediği ve İngiltere’den örnek aldığı Şehir Hastaneleri projesi var. 19 ilde 24 Şehir Hastanesi var. Bir tanesi de açılışı seçim dönemine denk getirilen İzmir Şehir Hastanesi. Buradan Sağlık Bakanı’na sesleniyorum, Bayraklı Şehir Hastanesi açılmasıyla diğer hastanelerin hastaları buraya yönlendiriliyor. Bu durum yığılmalara neden oluyor. Bu sorunun giderilmesi için nasıl bir çözüm düşünülüyor? MR için bugün hastaneye gitseniz elinize verilen pusulada en az altı sonrası için gün veriliyor. Bunlar İzmir’de olduğu gibi şehir hastanelerinin oldu 19 ilde de yaşanıyor. Yap – İşlet – Devret modeli yapılan hastaneler eğitim araştırma hastaneleri varken yapıldı. Eğitim Araştırma Hastanelerinde yapılamayan ne Şehir Hastanesi’nde yapılıyor? Şu ana kadar hasarlı hastanelerden kaçı yenilendi? Bu ve daha fazlasını Bakan Bey’e sordum. Bu soruyu önceki bakana sormuştum. Tabii bakan bey azledildiği için, ben yeni bakanın adını hatırlamıyorum. Bu sistemin getirdiği insanlar, sorumsuz insanlar fakat sorumluluk makamında oturan insanlardır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2018 yılında ekonominin başına getirdiği damadının ve maliye bakanlarının değişmesiyle başlayan gel git hala devam ediyor. Koltuklara oturtulan isimlerin başarısızlığı yetersizliği yönetim anlayışından kaynaklanıyor Birlik sağlık Sen’in açıklamalarına göre İzmir’de depreme dayanıksız 12 hastane var. Bir de acil bölgesi kapatılan Dokuz Eylül Acil Servisi var. Burası acil servis hekimlerinin mobbing nedeniyle istifa ettiği bir yer oldu. Üniversite hastanesi olması sebebiyle hastane ve acil servis buranın can damarıydı.
Acil servis kırmızı alan hariç kapatıldı. İzmir’de depreme dayanıksız 10’un üzerinde hastane varken burada nerdeyse acil servisin tamamı kapatılıyor. Bir acil servisin tamamen kapatıldığı görülmüş şey değildir.”
ORTAK AKIL VURGUSU
Kırkpınar, konuşmasının devamında İzmir’de yaşanan yangın ve kirliliğe de değindi.
Çevre konusunda herkesin duyarlılık ve hizmet beklediğini belirten Kırkpınar, “Şehir hayatı veya kırsalda çevre herkesin duyarlılık ve hizmet beklediği bir alandır. Burada ölü balıkların kıyıya vurması ve kötü kokuyla İzmirli yeniden bir kabusa uyandı. Yaklaşık 30 yıldır sosyal belediyecilik anlayışının olduğu İzmir’de bu sorun çözülmeye çalışılıyor. Elbette bir şeyler yapılıyor ama yetersiz.”
Kırkpınar, konuşmasına şöyle devam etti:
“Kuzey Güney hattı veya doğu hattına baktığınızda her tarafta bir koku, çöp havuzuna dönmüş körfez var. Bu konunun sadece yerel yönetimlere devredilmesi kadar olağan dışı bir şey yok. Hükümet, neden İzmir’e şaşı bakıyor? Pencereleri açtığımızda ya da sahile çıktığımızda aldığımız koku yalnızca iktidara ya da muhalefete oy verenlerin değil tüm İzmir’in sorunudur. Burada sorumluluğu yerel yönetimlere bırakılması doğru değildir. İzmir’de yaşayanların kabahati ne? Türkiye’nin üçüncü büyük şehrinde körfez bu haldeyse Türkiye’nin tamamına talibiz diyen ana muhalefetin bu soruna odaklanarak ortak akılla çözmesi gerekir. Bu çok zor değil ama çok zoru İzmir’e reva görenler günü geldiğinde bir seçim sonra pişman olacaklar.”









