ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ – İzmir Ticaret Borsası Kasım Ayı Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer yönetiminde gerçekleşti.
“YAPAY ZEKA TARIMIN GELECEĞİNDE GÜÇLÜ BİR ARAÇ OLARAK YERİNİ ALDI”
Meclisin açılış konuşmasını yapan Tuncer, yapay zekanın tarım ve gıda sektörüne etkileri üzerine, “Biliyorsunuz, yapay zekâ son yıllarda hızla gelişerek hayatımızın pek çok alanına nüfuz etti ve özellikle tarım sektöründe önemli dönüşümlerin kapısını araladı. Artık büyük veri analizi, sensör teknolojileri ve makine öğrenmesi sayesinde tarımsal üretimde verim tahminleri daha doğru yapılmakta, sulama ve gübreleme süreçleri optimize edilmekte, hastalık ve zararlı tespiti erken aşamada mümkün hâle gelmektedir. Bu sayede hem kaynak kullanımı daha sürdürülebilir bir hâle geliyor hem de üreticilerin verim ve kaliteyi artırma şansı yükseliyor. Kısacası, yapay zekâ tarımın geleceğinde hem üretim süreçlerini kolaylaştıran hem de daha akıllı ve bilinçli kararlar alınmasını sağlayan güçlü bir araç olarak yerini aldı.” İfadelerini kullandı.
“DÖNÜŞÜMÜN BAŞARILI OLABİLMESİ İÇİN…”
Konuşmasının devamında Birleşmiş Milletler örneğini veren Tuncer, “Örneğin, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü FAO’nun yayınladığı Gıda Güvenliği için Yapay Zekâ başlıklı raporunda; yapay zekânın gıda güvenliği yönetiminde yeni bir dönemi başlattığının altı çiziliyor. Gıda denetimlerinden sınır kontrolüne, laboratuvar analizlerinden risk tahminlemesine kadar pek çok kritik süreçte hem hız hem de doğruluk sağlayan yapay zekâ, kamu sağlığını koruma kapasitemizi ve verimliliği ciddi ölçüde artırma imkânı sunuyor. Ancak şuna dikkat edelim: Bu dönüşümün başarılı olabilmesi için sağlam yönetişim, kaliteli veri ve geniş bir iş birliği zemini oluşturmak zorundayız” diye konuştu.
“ENFLASYONLA MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR”
Son yıllarda artan enflasyon değerlerine ilişkin konuşan Tuncer, “Ülke olarak enflasyonla mücadelemiz devam ediyor ancak rakamlar hâlâ istediğimiz seviyede değil. Maliyet enflasyonunun göstergesi olan tarım ürünleri üretici fiyat endeksi, ekim ayında yıllık bazda yüzde 45 oranında artış gösterdi.
Bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek değişim, yüzde 82’lik artışla çok yıllık bitkisel ürünlerde gözlendi. Yıllık değişimde en yüksek artış yüzde 138 ile yumuşak çekirdekli ve sert çekirdekli meyvelerde olurken, en düşük artış yüzde 16 ile yağlı meyvelerde gerçekleşti. Bu durum mevsimsellik, iklim etkileri ve üretim maliyetlerindeki değişimin fiyatlara güçlü şekilde yansıdığını gösteriyor” şeklinde konuştu.
“SÜT ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ GENEL OLARAK ARTIŞ EĞİLİMİNDE”
Konuşmasının sonunda sektörel bazda üretim rakamlarına değinen Tuncer, şu ifadeleri kullandı:
“Süt ve süt ürünlerinde ise tablo daha farklı bir görünüm sergiliyor. Eylül ayında ticari süt işletmelerince 893 bin ton, ocak ayından itibaren ise toplam 8,5 milyon ton inek sütü toplandı. Eylül ayında toplanan süt miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,7 azalırken, ocak–eylül döneminde yüzde 0,3 artış gösterdi. Süt ürünleri üretimi ise aynı dönemde genel olarak artış eğiliminde.
“KIRMIZI ETTE FİYAT ARTIŞLARI YİNE GÜNDEMDE”
Kümes hayvancılığına baktığımızda, geçen yılın aynı ayına göre yumurta üretimi yüzde 5 azalırken, kesilen tavuk sayısı yüzde 6, tavuk eti üretimi ise yüzde 7 arttı.
Diğer taraftan kırmızı ette fiyat artışları yine gündemde. Uluslararası piyasalara ve fiyatlara baktığımızda, ülkemize paralel şekilde hem sığır sayısında azalma hem de yüksek yem maliyetleri nedeniyle dengesiz ve ciddi artışlar meydana geliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın etçi ırk düve yetiştiriciliğini desteklemesine rağmen bir yandan da et ithalatı devam ediyor. Fakat et ithalatının çözüm olmadığını artık hepimiz görüyoruz.
“SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMADIĞINA DİKKAT ÇEKMEK İSTİYORUM”
Bu kısır döngüden çıkmanın tek yolunu; “verimlilik esaslı ıslah çalışmaları, mera yönetimi ve yem bitkileri politikasıyla oluşturulacak yeni bir modelin ivedilikle hayata geçirilmesi” olarak görüyorum.
Tüm bu veriler, tarım ve hayvancılık sektöründe hem üretim maliyetlerinin hem de ürün arzının farklı yönlerde hareket ettiğini ve üreticilerin koşullara uyum sağlamak için dinamik bir süreç yürüttüğünü gösteriyor. Bir diğer ifadeyle, çark bir şekilde dönüyor. Ancak bunun sürdürülebilir olmadığına dikkat çekmek istiyorum. Sektörlerin dayanıklılığını artırmak, üretimi verimli kılmak ve değer zincirini güçlendirmek zorundayız.”Ege'ye Bakış
“YAPAY ZEKA TARIMIN GELECEĞİNDE GÜÇLÜ BİR ARAÇ OLARAK YERİNİ ALDI”
Meclisin açılış konuşmasını yapan Tuncer, yapay zekanın tarım ve gıda sektörüne etkileri üzerine, “Biliyorsunuz, yapay zekâ son yıllarda hızla gelişerek hayatımızın pek çok alanına nüfuz etti ve özellikle tarım sektöründe önemli dönüşümlerin kapısını araladı. Artık büyük veri analizi, sensör teknolojileri ve makine öğrenmesi sayesinde tarımsal üretimde verim tahminleri daha doğru yapılmakta, sulama ve gübreleme süreçleri optimize edilmekte, hastalık ve zararlı tespiti erken aşamada mümkün hâle gelmektedir. Bu sayede hem kaynak kullanımı daha sürdürülebilir bir hâle geliyor hem de üreticilerin verim ve kaliteyi artırma şansı yükseliyor. Kısacası, yapay zekâ tarımın geleceğinde hem üretim süreçlerini kolaylaştıran hem de daha akıllı ve bilinçli kararlar alınmasını sağlayan güçlü bir araç olarak yerini aldı.” İfadelerini kullandı.
“DÖNÜŞÜMÜN BAŞARILI OLABİLMESİ İÇİN…”
Konuşmasının devamında Birleşmiş Milletler örneğini veren Tuncer, “Örneğin, Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü FAO’nun yayınladığı Gıda Güvenliği için Yapay Zekâ başlıklı raporunda; yapay zekânın gıda güvenliği yönetiminde yeni bir dönemi başlattığının altı çiziliyor. Gıda denetimlerinden sınır kontrolüne, laboratuvar analizlerinden risk tahminlemesine kadar pek çok kritik süreçte hem hız hem de doğruluk sağlayan yapay zekâ, kamu sağlığını koruma kapasitemizi ve verimliliği ciddi ölçüde artırma imkânı sunuyor. Ancak şuna dikkat edelim: Bu dönüşümün başarılı olabilmesi için sağlam yönetişim, kaliteli veri ve geniş bir iş birliği zemini oluşturmak zorundayız” diye konuştu.
“ENFLASYONLA MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR”
Son yıllarda artan enflasyon değerlerine ilişkin konuşan Tuncer, “Ülke olarak enflasyonla mücadelemiz devam ediyor ancak rakamlar hâlâ istediğimiz seviyede değil. Maliyet enflasyonunun göstergesi olan tarım ürünleri üretici fiyat endeksi, ekim ayında yıllık bazda yüzde 45 oranında artış gösterdi.
Bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek değişim, yüzde 82’lik artışla çok yıllık bitkisel ürünlerde gözlendi. Yıllık değişimde en yüksek artış yüzde 138 ile yumuşak çekirdekli ve sert çekirdekli meyvelerde olurken, en düşük artış yüzde 16 ile yağlı meyvelerde gerçekleşti. Bu durum mevsimsellik, iklim etkileri ve üretim maliyetlerindeki değişimin fiyatlara güçlü şekilde yansıdığını gösteriyor” şeklinde konuştu.
“SÜT ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ GENEL OLARAK ARTIŞ EĞİLİMİNDE”
Konuşmasının sonunda sektörel bazda üretim rakamlarına değinen Tuncer, şu ifadeleri kullandı:
“Süt ve süt ürünlerinde ise tablo daha farklı bir görünüm sergiliyor. Eylül ayında ticari süt işletmelerince 893 bin ton, ocak ayından itibaren ise toplam 8,5 milyon ton inek sütü toplandı. Eylül ayında toplanan süt miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,7 azalırken, ocak–eylül döneminde yüzde 0,3 artış gösterdi. Süt ürünleri üretimi ise aynı dönemde genel olarak artış eğiliminde.
“KIRMIZI ETTE FİYAT ARTIŞLARI YİNE GÜNDEMDE”
Kümes hayvancılığına baktığımızda, geçen yılın aynı ayına göre yumurta üretimi yüzde 5 azalırken, kesilen tavuk sayısı yüzde 6, tavuk eti üretimi ise yüzde 7 arttı.
Diğer taraftan kırmızı ette fiyat artışları yine gündemde. Uluslararası piyasalara ve fiyatlara baktığımızda, ülkemize paralel şekilde hem sığır sayısında azalma hem de yüksek yem maliyetleri nedeniyle dengesiz ve ciddi artışlar meydana geliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın etçi ırk düve yetiştiriciliğini desteklemesine rağmen bir yandan da et ithalatı devam ediyor. Fakat et ithalatının çözüm olmadığını artık hepimiz görüyoruz.
“SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMADIĞINA DİKKAT ÇEKMEK İSTİYORUM”
Bu kısır döngüden çıkmanın tek yolunu; “verimlilik esaslı ıslah çalışmaları, mera yönetimi ve yem bitkileri politikasıyla oluşturulacak yeni bir modelin ivedilikle hayata geçirilmesi” olarak görüyorum.
Tüm bu veriler, tarım ve hayvancılık sektöründe hem üretim maliyetlerinin hem de ürün arzının farklı yönlerde hareket ettiğini ve üreticilerin koşullara uyum sağlamak için dinamik bir süreç yürüttüğünü gösteriyor. Bir diğer ifadeyle, çark bir şekilde dönüyor. Ancak bunun sürdürülebilir olmadığına dikkat çekmek istiyorum. Sektörlerin dayanıklılığını artırmak, üretimi verimli kılmak ve değer zincirini güçlendirmek zorundayız.”Ege'ye Bakış









