Devletin ilkokuluna “iki öğrenci kaydı” üzerinden ortaya atılan “tehdit ve şantaj” iddiası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı adına yürütülen soruşturma kapsamında, iddiaların soyut kaldığı ve somut bir delil ortaya konulamadığı gerekçesiyle “kovuşturmaya yer yoktur” (KYOK) kararı çıktı.Hasan Vermez tarafından Temizeller’e yönelik suçlamaların merkezinde, ilgili okul kayıt süreciyle ilgili iddialar yer aldı. Fakat yürütülen soruşturma sonucunda bu iddiaların hukuki zeminde karşılık bulmadığı öğrenildi.Soruşturma dosyasında, bir devlet okuluna yapılan iki öğrencinin kaydıyla Temizeller’e yönelik “şantaj” isnadı oluşturulmaya çalışıldığı belirtildi.Fakat savcılık incelemesi, bu iddiaların somut verilerle desteklenmediğini açık şekilde gözler önüne serdi.YETERLİ VE İNANDIRICI DELİL YOK!Dosyaya yansıyan beyanlar, tanık anlatımları ve mevcut kayıtlarla değerlendirildiğinde, iddiaların somut bir zeminde yer almadığı açık biçimde ifade edildi. İddia konusu telefon görüşmesiyle ilgili doğrudan bir tanıklığın bulunmaması, tanık olarak gösterilen kişilerin beyanlarının isnatları doğrulamaması ve özellikle “iki öğrenci kaydı” üzerinden kurulan suçlamaların herhangi bir somut delille desteklenememesine vurgu yapıldı. Tüm bu unsurlar ışığında savcılık, dosyada bulunan verilerin iddia düzeyini aşamadığını, ceza yargılamasının temel şartı olan yeterli ve inandırıcı şüphe eşiğinin bile oluşmadığına kanaat getirdi.
"KYOK KARARI VERİLDİ"Başsavcılık tarafından verilen kararda şu ifadelere yer verildi: “Şüpheli hakkında atılı suçtan kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacak soyut iddia dışında delil bulunmadığı anlaşılmakla…” Bu değerlendirme doğrultusunda dosya hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı” (KYOK) kararı verildi.KURGULANMAK İSTENEN SENARYONUN 2. BÖLÜMÜ1. Aşama: Sulh Ceza Mahkemesinden RetHasan Vermez, Temizeller’de yayımlanan haberler için 5651 sayılı Kanun kapsamında İzmir Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak yayınlanan haberlere erişim engeli talebinde bulundu. Mahkeme, yaptığı inceleme sonucunda erişim engeli talebini reddetti.2. Aşama: Bir Üst Sulh Ceza Mahkemesinden de Kesin RetRet kararına yapılan itiraz üzerine dosya, bir üst mahkeme olan başka bir Sulh Ceza Hakimliği’nin önüne geldi. İtiraz reddedildi ve karar kesinleşti. Böylece iki ayrı hakimlikçe yayımlanan haberlere erişim engeli talebi reddedilmiş oldu.3. Aşama: Asliye Hukuk Mahkemesinden Dikkat Çeken Ara KararSüreç bununla da sınırlı kalmadı. Sulh ceza mahkemesinden istediği kararları alamayan Hasan Vermez, bu kez de Asliye Hukuk Mahkemesine ihtiyati tedbir ve tazminat talebiyle dava açtı. Asliye Hukuk Mahkemesi hakimliğinin verdiği ara kararda yer alan ifadeler, hukuki tabloyu daha da netleştirdi.Mahkeme, şikayet dilekçesini ve dosya kapsamını detaylı inceleyerek ihtiyati tedbir talebini değerlendirirken, dosyada Hasan Vermez’in “yaklaşık ispat şartını dahi yerine getirmediğini” vurguladı. Ayrıca talebin, “yargılama sonunda elde edilmek istenen sonucun peşinen sağlanmasına yönelik” olduğu belirtilerek talebin reddine karar verildi"TARTIŞMALARI BERABERİNDE GETİRDİOrtaya çıkan tablo, hukuk çevrelerinde yeni bir tartışmayı da gündeme taşıdı Ceza hukuku uzmanlarına göre, yalnızca “iki öğrenci kaydı” gibi sınırlı bir konuyla ağır suç isnadı yapılması ve bunun delille desteklenememesi, “iftira” ve “haksız isnat” kapsamında ayrıca değerlendirilebilecek bir durum olduğuna dikkat çekildi. Bu karar, Temizeller açısından sadece bir soruşturmanın kapanması değil, aynı zamanda hukuki olarak güç kazandığı bir eşik olarak çeşitli çevrelerce yorumlandı.
SON SÖZ HUKUKUN!Görüşlerine başvurduğumuz Temizeller Genel Yayın Yönetmeni usta gazeteci Ahmet Tübcel ise açıklamasında sert ifadelere yer verdi. Yürütülen soruşturma sonucunda kamuoyunun önüne çıkan tablo tüm yönleriyle netlik kazandı. İddiaların, bir devlet okuluna iki öğrenci kaydı üzerinden İzmir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Hasan Vermez ve akıl hocaları tarafından kurgulandığı, fakat bu isnatların hiçbir aşamada somut delillerle desteklenemediği belirlendi. Dosyayı tüm unsurlarıyla değerlendiren İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, ceza yargılamasının temel şartı olan yeterli ve inandırıcı şüphe eşiğinin oluşmadığını ifade ederek “kovuşturmaya yer olmadığı” kararlaştırıldı. Bu karar, iddiaların değil, delilin esas alındığı hukuk düzeninde, isnatların ancak somut verilerle anlam kazandığını bir kez daha gözler önüne serdi.Bu dosya, başından itibaren kanıtlanmayan iddiaların, devletin okuluna iki öğrenci kaydı gibi sınırlı bir konu üzerinden abartılarak kamuoyuna servis edilmesinden ibaret olduğu belirtildi. Savcılığın verdiği karar, İzmir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Hasan Vermez’in kurgulamak istediği senaryonun hukuk karşısında nasıl paramparça dağıldığını açık biçimde ortaya koyuldu.Ceza yargılamasını taşıyacak nitelikte ne somut bir delil ne de güçlü bir ispat bulunmadığı; yalnızca iddiaların var olduğu ortaya çıktı. Hukukun ise iddialarla değil, somut gerçeklerle hüküm verdiği bu kararla bir kez daha teyit edildi.Tübcel ayrıca, sürecin perde arkasıyla ilgili de dikkat çeken bir mesaj verdi. Tüm gelişmelerin çok yakından takip edildiğini, kimlerin hangi ilişkiler ağı içinde hareket ettiğinin ve hangi mekanizmalar üzerinden bu sürecin kurgulandığının farkında olduklarını dile getiren Tübcel, zamanı geldiğinde kamuoyunun karşısına çıkarak yaşanan sürecin tüm boyutlarını görüntü ve belgeleriyle ortaya koyacaklarını belirtti.
"KYOK KARARI VERİLDİ"Başsavcılık tarafından verilen kararda şu ifadelere yer verildi: “Şüpheli hakkında atılı suçtan kamu davası açmak için yeterli şüphe oluşturacak soyut iddia dışında delil bulunmadığı anlaşılmakla…” Bu değerlendirme doğrultusunda dosya hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı” (KYOK) kararı verildi.KURGULANMAK İSTENEN SENARYONUN 2. BÖLÜMÜ1. Aşama: Sulh Ceza Mahkemesinden RetHasan Vermez, Temizeller’de yayımlanan haberler için 5651 sayılı Kanun kapsamında İzmir Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak yayınlanan haberlere erişim engeli talebinde bulundu. Mahkeme, yaptığı inceleme sonucunda erişim engeli talebini reddetti.2. Aşama: Bir Üst Sulh Ceza Mahkemesinden de Kesin RetRet kararına yapılan itiraz üzerine dosya, bir üst mahkeme olan başka bir Sulh Ceza Hakimliği’nin önüne geldi. İtiraz reddedildi ve karar kesinleşti. Böylece iki ayrı hakimlikçe yayımlanan haberlere erişim engeli talebi reddedilmiş oldu.3. Aşama: Asliye Hukuk Mahkemesinden Dikkat Çeken Ara KararSüreç bununla da sınırlı kalmadı. Sulh ceza mahkemesinden istediği kararları alamayan Hasan Vermez, bu kez de Asliye Hukuk Mahkemesine ihtiyati tedbir ve tazminat talebiyle dava açtı. Asliye Hukuk Mahkemesi hakimliğinin verdiği ara kararda yer alan ifadeler, hukuki tabloyu daha da netleştirdi.Mahkeme, şikayet dilekçesini ve dosya kapsamını detaylı inceleyerek ihtiyati tedbir talebini değerlendirirken, dosyada Hasan Vermez’in “yaklaşık ispat şartını dahi yerine getirmediğini” vurguladı. Ayrıca talebin, “yargılama sonunda elde edilmek istenen sonucun peşinen sağlanmasına yönelik” olduğu belirtilerek talebin reddine karar verildi"TARTIŞMALARI BERABERİNDE GETİRDİOrtaya çıkan tablo, hukuk çevrelerinde yeni bir tartışmayı da gündeme taşıdı Ceza hukuku uzmanlarına göre, yalnızca “iki öğrenci kaydı” gibi sınırlı bir konuyla ağır suç isnadı yapılması ve bunun delille desteklenememesi, “iftira” ve “haksız isnat” kapsamında ayrıca değerlendirilebilecek bir durum olduğuna dikkat çekildi. Bu karar, Temizeller açısından sadece bir soruşturmanın kapanması değil, aynı zamanda hukuki olarak güç kazandığı bir eşik olarak çeşitli çevrelerce yorumlandı.
SON SÖZ HUKUKUN!Görüşlerine başvurduğumuz Temizeller Genel Yayın Yönetmeni usta gazeteci Ahmet Tübcel ise açıklamasında sert ifadelere yer verdi. Yürütülen soruşturma sonucunda kamuoyunun önüne çıkan tablo tüm yönleriyle netlik kazandı. İddiaların, bir devlet okuluna iki öğrenci kaydı üzerinden İzmir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Hasan Vermez ve akıl hocaları tarafından kurgulandığı, fakat bu isnatların hiçbir aşamada somut delillerle desteklenemediği belirlendi. Dosyayı tüm unsurlarıyla değerlendiren İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, ceza yargılamasının temel şartı olan yeterli ve inandırıcı şüphe eşiğinin oluşmadığını ifade ederek “kovuşturmaya yer olmadığı” kararlaştırıldı. Bu karar, iddiaların değil, delilin esas alındığı hukuk düzeninde, isnatların ancak somut verilerle anlam kazandığını bir kez daha gözler önüne serdi.Bu dosya, başından itibaren kanıtlanmayan iddiaların, devletin okuluna iki öğrenci kaydı gibi sınırlı bir konu üzerinden abartılarak kamuoyuna servis edilmesinden ibaret olduğu belirtildi. Savcılığın verdiği karar, İzmir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Hasan Vermez’in kurgulamak istediği senaryonun hukuk karşısında nasıl paramparça dağıldığını açık biçimde ortaya koyuldu.Ceza yargılamasını taşıyacak nitelikte ne somut bir delil ne de güçlü bir ispat bulunmadığı; yalnızca iddiaların var olduğu ortaya çıktı. Hukukun ise iddialarla değil, somut gerçeklerle hüküm verdiği bu kararla bir kez daha teyit edildi.Tübcel ayrıca, sürecin perde arkasıyla ilgili de dikkat çeken bir mesaj verdi. Tüm gelişmelerin çok yakından takip edildiğini, kimlerin hangi ilişkiler ağı içinde hareket ettiğinin ve hangi mekanizmalar üzerinden bu sürecin kurgulandığının farkında olduklarını dile getiren Tübcel, zamanı geldiğinde kamuoyunun karşısına çıkarak yaşanan sürecin tüm boyutlarını görüntü ve belgeleriyle ortaya koyacaklarını belirtti. 








