ÖMER FARUK ALTIN / EGE’YE BAKIŞ - Ege İhracatçılar Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ve birlik başkanları öncülüğünde İzmir’de düzenlenen basın toplantısı kapsamında, 2025 yılı ihracat rakamları değerlendirildi. Ayrıca toplantıda 2026 yılına ilişkin öngörüler konuşuldu.“HAZIR GİYİM VE TEKSTİL CİDDİ İSTİHDAM KAYBI YAŞADI”Eskinazi konuşmasının başında Türkiye’nin ekonomisi ve ihracatına yönelik, “Küresel bu zorlu ortamda Türkiye ekonomisi de 2025 yılında çok katmanlı bir sınavdan geçti. 2025 yılı, ihracatçılarımız açısından şirket kârlılığının azaldığı bir yıl oldu. TCMB faizlerindeki düşüşün, kredi maliyetlerinde istenilen seviyede bir indirim sağlamamasına bağlı olarak; özel sektörün 2025 yılında döviz cinsi borçlandığına şahit olduk. Özel sektörün 2025 Ekim sonu itibariyle yurtdışından sağladığı döviz cinsi uzun vadeli kredi borcu bir önceki aya göre 3,4 Milyar USD artarak 210,7 Milyar USD’ye ulaştı. 2025 yılı Ekim sonuna göre özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcunun 1 yıla kadar olan vade dağılımı incelendiğinde, toplam borç tutarının 63,9 milyar ABD doları olduğu görülmektedir. Artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimdeki maliyet sorunları nedeniyle birçok firmamızın 2025 yılında da yurtdışı borçlanmaya devam ettiğini gördük. Bu da olası döviz şoklarında ciddi finansal risk ve kırılganlık oluşturmaktadır. 2025 yılı, tekstil ve hazır giyim bazı emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılarımızın; Mısır gibi enerji ve işgücü maliyetlerinin nispeten düşük olduğu ülkelere üretimlerini taşımaya devam ettikleri bir yıl oldu. Hazır giyim ve tekstil sektörü, 2025 yılında ciddi istihdam kaybı yaşadı” ifadelerini kullandı. “YATIRIM YAPILMAYAN HER YIL, REKABET GÜCÜNE KALICI KAYIP RİSKİNİ ARTTIRIYOR”Rakamların artmasına rağmen katma değerin artmadığına bu yüzden de dış ticaret açığının oluştuğuna değinen Eskinazi, “Türkiye ihracatı rakamsal olarak 2025 yılında 273,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılında ihracatımız Türkiye geneli 2024 yılına göre yüzde 4,5 oranında artmıştır. Türkiye'nin ihracatı, yüksek ithal girdi bağımlılığı nedeniyle katma değeri düşük kalmakta ve dış ticaret açığını beslemektedir. Özellikle imalat sanayinde ara malların yüzde 60-70'i ithal edilerek ihracat üretimi yapılmaktadır. Bu yapısal sorun, döviz rezervlerini eritmekte ve ekonomik kırılganlığı arttırmaktadır. Bu tablo iki temel gerçeği aynı anda ortaya koymaktadır: Birincisi Türkiye’de ana sanayinin üretim hacmi ve çeşitliliğinin arttığı, İkincisi bu üretimi besleyen yerli tedarik zincirinin aynı hızda güçlenemediği gerçeğidir. Ana sanayi büyürken yan sanayide ithalata bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferi anlamına gelir. Sahadaki üretim ve ithalat verilerinin bu hedeflerle uygulama arasındaki gerilimi açıkça ortada. Bu tablo, sanayi ve tarımda teknolojik yenilenmenin ve verimlilik yatırımlarının daha da ötelenmesi anlamına gelmektedir. Yatırım yapılmayan her yıl, rekabet gücünde kalıcı kayıp riskini artırmaktadır” diye konuştu.“2025 YILI İHRACATIMIZ 18 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR”İhracattaki asıl soruna dikkat çeken Eskinazi, “Bu ihracat hangi maliyetle, hangi kârlılıkla ve ne kadar sürdürülebilir şekilde yapılmıştır? Birçok sektör için 2025 yılı, bir büyüme yılı değil; ayakta kalma, direnme ve uyum sağlama yılı olmuştur. Ege İhracatçı Birlikleri 2025 performansına bakacak olursak Bu genel çerçeve içinde Ege İhracatçı Birlikleri olarak 2025 yılı ihracatımız 18 milyar 505 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir” şeklinde konuştu.2025’İN İLK 9 AYINDA 4 BİN 424 KONKORDATO!2022 ile 2025 döneminde konkordato rakamlarına değinen Eskinazi, “reel sektördeki bozulmanın hızını net biçimde ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.Eskinazi şu ifadeleri kullandı:“2022–2025 dönemindeki konkordato rakamları, reel sektördeki bozulmanın hızını net biçimde ortaya koymaktadır: 2022’de yaklaşık 1.587, 2023’te 1.516 olan konkordato başvuru sayısı, 2024’te 3.497’ye çıkarak bir yılda yaklaşık %130 artış göstermiştir; 2025’te ise henüz yıl tamamlanmadan, sadece ilk 9 ayda 4.424 dosya açılarak 2024’ün tamamı aşılmıştır. 2025 verileri, mevcut politika ve finansman koşulları değişmediği sürece geçici değil, kalıcı bir krizle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz”“BİRÇOK SEKTÖR İÇİN DAYANIKLILIĞIN ZORLANDIĞI BİR YIL OLMAYA DEVAM EDECEK”2026’ya dair beklentileri ve değerlendirmeleriyle sonlandıran Eskinazi, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı: “Türkiye’nin en büyük sorunu, öngörülebilirliğin zayıflamasıdır. Öngörülebilirliğin olmadığı yerde uzun vadeli plan yapılamaz, yatırım ertelenir, risk alınmaz. 2025 yılı verileri, mevcut koşulların geçici değil, yapısal riskler taşıdığını göstermektedir. 2026 yılına girerken şuna inanıyoruz: Üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren, risk alanı koruyan ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım mümkün ve gereklidir. Aksi halde 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecektir”Ege'ye Bakış
Ekonomi
Yayınlanma: 07 Ocak 2026 - 21:10
EİB Başkanı Eskinazi'den 2025 yılı değerlendirmesi: Büyüme değil, ayakta kalma yılı!
EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ve Birlik Başkanları İzmir'de basınla bir araya gelerek 2025 yılı ihracat rakamlarını değerlendirdi. Ayrıca toplantıda 2026 yılına ilişkin öngörüler konuşuldu. Konuşmasında, 2025 yılının büyüme değil ayakta kalma yılı olduğuna dikkat çeken Eskinazi, "Üretimi merkeze alan, uzun vadeyi ödüllendiren, risk alanı koruyan ve sanayiyi güçlendiren bir yaklaşım gereklidir. Aksi halde 2026, birçok sektör için dayanıklılığın zorlandığı bir yıl olmaya devam edecek" dedi.
Ekonomi
07 Ocak 2026 - 21:10









