ÖMER FARUK ALTIN/EGE'YE BAKIŞ - 21 Mayıs’ta Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin kurultay davasına yönelik mutlak butlan kararı ile Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasını kararlaştırdı.Konuya ilişkin tartışmalar devam ederken, Siyaset Bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez, yaşanan durumun iktidar açısından nasıl etki göstereceğine ilişkin Ege'ye Bakış'a değerlendirmelerde bulundu.
MUTLAK BUTLAN KARARI, SEÇMENİN OY DAVRANIŞINI ETKİLER?Mutlak Butlan kararının ardından yaşanan gelişmelerin seçmenin oy davranışını doğrudan okumanın eksik olacağını belirten Sönmez, “CHP’de yaşanan gelişmelerin AK Parti’ye etkisini yalnızca “iktidar oy kazanır mı, kaybeder mi?” düzleminde okumak eksik kalabilir. Çünkü modern siyaset literatürü seçmen davranışını yalnızca rakibin zayıflaması üzerinden el almaz burada söz konusu olan çeşitli durumlar vardır bunlar; güven, temsil kapasitesi, siyasal istikrar ve gelecek beklentisidir. Seçmen bu olgulara bakarak oyunu kullanır” dedi.“KİM VAAT VERİYORDAN ÖNCE KİM DAHA İYİ YÖNETTİ?”Seçmenin oy davranışının geçmiş dönemdeki performanslarına bakarak şekillendiğini belirten Sönmez, “Öncelikle siyaset biliminde yaygın kabul gören yaklaşımlardan biri olan “retrospektif oy verme” kuramı, seçmenlerin oy tercihlerini geçmiş performansa bakarak şekillendirdiğini ileri sürer. Burada asıl ilgi seçmenin çoğu zaman algısı “Kim daha iyi vaat veriyor?” sorusundan önce “Kim şimdiye kadar daha iyi yönetti?” sorusunu sorduğunu belirtir. Bu açıdan değerlendirildiğinde CHP’de yaşanan krizlerin AK Parti’ye otomatik bir siyasi kazanç sağlaması pek mümkün değildir. Çünkü seçmen yalnızca muhalefetin iç tartışmalarına bakmaz aynı anda ekonomik koşulları, yaşam maliyetini, güvenlik algısını ve gündelik hayat üzerindeki etkileri de hesaba katar” ifadelerini kullandı.
“CHP İÇERİSİNDEKİ KRİZ, ALTERNATİF ARAYIŞINI ERTELEYEBİLİR”CHP içerisindeki krizin, iktidara doğrudan destek üretmek yerine alternatif arayışını erteleyebileceğini dile getiren Sönmez, siyasal meşruiyet ve kurumsal güven tartışmalarının önemine dikkat çekti.Sönmez şu ifadeleri kullandı:“Türkiye özelinde son seçim süreçleri de bunu göstermiştir. Özellikle 2018 sonrasında ekonomik değişkenlerin seçmen davranışı üzerindeki etkisi arttı. Dolayısıyla CHP içerisindeki bir kriz, iktidara doğrudan destek üretmek yerine seçmenin alternatif arayışını erteleyebilir. Bu ikisi birbirinden farklı sonuçlardır. İktidar lehine oy artışı ile muhalefetin mobilizasyon kaybı aynı şey değildir.Öte yandan, siyasal meşruiyet ve kurumsal güven tartışmaları çok kıymetlidir. Burada siyasal sistemlerin “spesifik destek” ve “diffüz destek” ayrımına bakmak gerekir. Spesifik destek, kısa vadeli performansa yönelik desteği ifade ederken; diffüz destek sistemin kendisine ve kurumlarına yönelik daha uzun vadeli güveni ifade eder. Eğer bir siyasi parti içinde yaşanan tartışmalar, seçmen tarafından sadece “parti içi mesele” olarak görülmez de kurumsal işleyiş krizine dönüşürse, bunun etkisi daha geniş olabilir. Çünkü seçmen “bu parti ülkeyi yönetebilir mi?” sorusunu sormaya başlar”
“KARARSIZ SEÇMEN DAVRANIŞI ÖNEM KAZANIYOR”Yaşanan sürecin kararsız seçmen davranışı üzerinde etkisi olacağını dile getiren Sönmez, ‘Mutlak Butlan’ın CHP üzerindeki etkileri için üç farklı senaryo ile anlattı:“Tam bu noktada kararsız seçmen davranışı önem kazanıyor. Kararsız seçmenler ideolojik çekirdeğe sahip seçmenlerden farklı çalışır. Burada hareketli seçmenler ya da bir diğer deyişle yüzer gezer oylar devreye girer. Bu seçmenler güçlü parti aidiyetinden çok performans, liderlik kapasitesi ve kriz yönetimine bakar. CHP’de yaşanan uzun süreli bir kurumsal tartışma, bu seçmenlerde üç farklı etki yaratabilir“KRİZ TERSİNE ÇEVRİLEBİLİR”Birinci senaryoda: Güçlü liderlik ve hızlı toparlanma görüntüsü verilirse kriz tersine çevrilebilir. Siyasal iletişim literatürü, başarılı kriz yönetiminin bazen siyasal aktörleri daha güçlü hale getirebildiğini göstermektedir.“BEKLEME DAVRANIŞI GELİŞEBİLİR”İkinci senaryo: Süreç uzar ve parti içi güç mücadeleleri görünür hale gelirse kararsız seçmenlerde “bekleme davranışı” gelişebilir. Bu durumda seçmen doğrudan AK Parti’ye dönmeyebilir ancak muhalefete olan ilgisini askıya alabilir.“SEÇMEN YENİ ALTERNATİFLERE YÖNELMEYE BAŞLAYABİLİR”Üçüncü senaryo: Seçmen yeni alternatiflere yönelmeye başlayabilir. Özellikle merkez siyasette boşluk algısı oluştuğunda küçük partiler veya yeni siyasi aktörler bundan yararlanabilir”“RASYONEL DEĞİL, DAHA KİMLİK MERKEZLİ DAVRANIRLAR”“Yaşanan gelişmeler halk arasındaki siyasal kutuplaşmayı arttırır mı?” sorusunu yanıtlayan Sönmez, toplumların bu tür kriz durumlarında kimlik merkezli davrandıklarını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:“Kutuplaşma meselesine bakacak olursak da bu aslında daha karmaşık bir gösterge oluşturuyor. Çünkü siyasal kutuplaşmada siyasal kriz dönemlerinde toplumlar çoğu zaman rasyonel değil daha kimlik merkezli davranırlar.Türkiye’de siyasal davranışın önemli bölümü uzun süredir ideolojik tercihten çok siyasal kimlik aidiyetiyle ilerliyor. Bu nedenle CHP’de yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak şu tablo ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.“CHP SEÇMENİ “DEMOKRATİK MÜCADELE”, AK PARTİ SEÇMENİ “YÖNETİM SORUNU” OLARAK DEĞERLENDİREBİLİR”CHP seçmeni süreçleri “demokratik mücadele” veya “siyasi müdahale” olarak okuyup daha fazla kenetlenebilir. AK Parti seçmeni yaşananları “muhalefetin yönetim kapasitesi sorunu” olarak değerlendirebilir. Kararsız seçmen ise iki taraf arasındaki gerilimden uzaklaşarak siyasete karşı mesafe geliştirebilir.“TOPLUMDAKİ AYRIŞMAYI DERİNLEŞTİREBİLİR”Bu noktada kutuplaşmanın niteliği çok önemlidir. Biz buna “duygusal kutuplaşma” deriz. Burada insanlar sadece kendi partisini sevmekle kalmaz, karşı siyasi grubu da olumsuz değerlendirmeye başlar. Son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bu eğilim güçlenmiştir. Dolayısıyla CHP’de yaşanan süreçler siyasi aktörler tarafından sert bir dil üzerinden yürütülürse, olay yalnızca parti içi kriz olmaktan çıkıp toplumdaki ayrışmayı derinleştirebilir”
YAŞANAN SÜREÇTE AK PARTİ OY KAYBEDER Mİ?Yaşanan sürecin AK Parti’ye oy kaybettirip kaybettirmeyeceği konusuna değinen Sönmez, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı:“Kısa vadede bunun otomatik bir sonucu olduğunu söylemek zor görünüyor. Daha olası sonuç, muhalefetin ivme kaybetmesi ve kararsız seçmenin bekleme pozisyonuna geçmesidir. Ancak orta ve uzun vadede belirleyici unsur CHP’nin krizden nasıl çıktığı olacaktır. Çünkü seçmenler çoğu zaman krizin varlığına değil, krize verilen tepkiye oy verirler.Bu nedenle mesele sadece CHP’de bir kriz yaşanıp yaşanmadığı değildir asıl mesele, seçmenin bu süreci “yönetilebilir bir sorun” mu yoksa “iktidar alternatifi olma kapasitesine dair yapısal bir problem” mi olarak okuyacağıdır. Türkiye siyasetinde etkili olacak nokta büyük ölçüde burada şekillenecektir”Ege'ye Bakış
MUTLAK BUTLAN KARARI, SEÇMENİN OY DAVRANIŞINI ETKİLER?Mutlak Butlan kararının ardından yaşanan gelişmelerin seçmenin oy davranışını doğrudan okumanın eksik olacağını belirten Sönmez, “CHP’de yaşanan gelişmelerin AK Parti’ye etkisini yalnızca “iktidar oy kazanır mı, kaybeder mi?” düzleminde okumak eksik kalabilir. Çünkü modern siyaset literatürü seçmen davranışını yalnızca rakibin zayıflaması üzerinden el almaz burada söz konusu olan çeşitli durumlar vardır bunlar; güven, temsil kapasitesi, siyasal istikrar ve gelecek beklentisidir. Seçmen bu olgulara bakarak oyunu kullanır” dedi.“KİM VAAT VERİYORDAN ÖNCE KİM DAHA İYİ YÖNETTİ?”Seçmenin oy davranışının geçmiş dönemdeki performanslarına bakarak şekillendiğini belirten Sönmez, “Öncelikle siyaset biliminde yaygın kabul gören yaklaşımlardan biri olan “retrospektif oy verme” kuramı, seçmenlerin oy tercihlerini geçmiş performansa bakarak şekillendirdiğini ileri sürer. Burada asıl ilgi seçmenin çoğu zaman algısı “Kim daha iyi vaat veriyor?” sorusundan önce “Kim şimdiye kadar daha iyi yönetti?” sorusunu sorduğunu belirtir. Bu açıdan değerlendirildiğinde CHP’de yaşanan krizlerin AK Parti’ye otomatik bir siyasi kazanç sağlaması pek mümkün değildir. Çünkü seçmen yalnızca muhalefetin iç tartışmalarına bakmaz aynı anda ekonomik koşulları, yaşam maliyetini, güvenlik algısını ve gündelik hayat üzerindeki etkileri de hesaba katar” ifadelerini kullandı.
“CHP İÇERİSİNDEKİ KRİZ, ALTERNATİF ARAYIŞINI ERTELEYEBİLİR”CHP içerisindeki krizin, iktidara doğrudan destek üretmek yerine alternatif arayışını erteleyebileceğini dile getiren Sönmez, siyasal meşruiyet ve kurumsal güven tartışmalarının önemine dikkat çekti.Sönmez şu ifadeleri kullandı:“Türkiye özelinde son seçim süreçleri de bunu göstermiştir. Özellikle 2018 sonrasında ekonomik değişkenlerin seçmen davranışı üzerindeki etkisi arttı. Dolayısıyla CHP içerisindeki bir kriz, iktidara doğrudan destek üretmek yerine seçmenin alternatif arayışını erteleyebilir. Bu ikisi birbirinden farklı sonuçlardır. İktidar lehine oy artışı ile muhalefetin mobilizasyon kaybı aynı şey değildir.Öte yandan, siyasal meşruiyet ve kurumsal güven tartışmaları çok kıymetlidir. Burada siyasal sistemlerin “spesifik destek” ve “diffüz destek” ayrımına bakmak gerekir. Spesifik destek, kısa vadeli performansa yönelik desteği ifade ederken; diffüz destek sistemin kendisine ve kurumlarına yönelik daha uzun vadeli güveni ifade eder. Eğer bir siyasi parti içinde yaşanan tartışmalar, seçmen tarafından sadece “parti içi mesele” olarak görülmez de kurumsal işleyiş krizine dönüşürse, bunun etkisi daha geniş olabilir. Çünkü seçmen “bu parti ülkeyi yönetebilir mi?” sorusunu sormaya başlar”
“KARARSIZ SEÇMEN DAVRANIŞI ÖNEM KAZANIYOR”Yaşanan sürecin kararsız seçmen davranışı üzerinde etkisi olacağını dile getiren Sönmez, ‘Mutlak Butlan’ın CHP üzerindeki etkileri için üç farklı senaryo ile anlattı:“Tam bu noktada kararsız seçmen davranışı önem kazanıyor. Kararsız seçmenler ideolojik çekirdeğe sahip seçmenlerden farklı çalışır. Burada hareketli seçmenler ya da bir diğer deyişle yüzer gezer oylar devreye girer. Bu seçmenler güçlü parti aidiyetinden çok performans, liderlik kapasitesi ve kriz yönetimine bakar. CHP’de yaşanan uzun süreli bir kurumsal tartışma, bu seçmenlerde üç farklı etki yaratabilir“KRİZ TERSİNE ÇEVRİLEBİLİR”Birinci senaryoda: Güçlü liderlik ve hızlı toparlanma görüntüsü verilirse kriz tersine çevrilebilir. Siyasal iletişim literatürü, başarılı kriz yönetiminin bazen siyasal aktörleri daha güçlü hale getirebildiğini göstermektedir.“BEKLEME DAVRANIŞI GELİŞEBİLİR”İkinci senaryo: Süreç uzar ve parti içi güç mücadeleleri görünür hale gelirse kararsız seçmenlerde “bekleme davranışı” gelişebilir. Bu durumda seçmen doğrudan AK Parti’ye dönmeyebilir ancak muhalefete olan ilgisini askıya alabilir.“SEÇMEN YENİ ALTERNATİFLERE YÖNELMEYE BAŞLAYABİLİR”Üçüncü senaryo: Seçmen yeni alternatiflere yönelmeye başlayabilir. Özellikle merkez siyasette boşluk algısı oluştuğunda küçük partiler veya yeni siyasi aktörler bundan yararlanabilir”“RASYONEL DEĞİL, DAHA KİMLİK MERKEZLİ DAVRANIRLAR”“Yaşanan gelişmeler halk arasındaki siyasal kutuplaşmayı arttırır mı?” sorusunu yanıtlayan Sönmez, toplumların bu tür kriz durumlarında kimlik merkezli davrandıklarını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:“Kutuplaşma meselesine bakacak olursak da bu aslında daha karmaşık bir gösterge oluşturuyor. Çünkü siyasal kutuplaşmada siyasal kriz dönemlerinde toplumlar çoğu zaman rasyonel değil daha kimlik merkezli davranırlar.Türkiye’de siyasal davranışın önemli bölümü uzun süredir ideolojik tercihten çok siyasal kimlik aidiyetiyle ilerliyor. Bu nedenle CHP’de yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak şu tablo ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.“CHP SEÇMENİ “DEMOKRATİK MÜCADELE”, AK PARTİ SEÇMENİ “YÖNETİM SORUNU” OLARAK DEĞERLENDİREBİLİR”CHP seçmeni süreçleri “demokratik mücadele” veya “siyasi müdahale” olarak okuyup daha fazla kenetlenebilir. AK Parti seçmeni yaşananları “muhalefetin yönetim kapasitesi sorunu” olarak değerlendirebilir. Kararsız seçmen ise iki taraf arasındaki gerilimden uzaklaşarak siyasete karşı mesafe geliştirebilir.“TOPLUMDAKİ AYRIŞMAYI DERİNLEŞTİREBİLİR”Bu noktada kutuplaşmanın niteliği çok önemlidir. Biz buna “duygusal kutuplaşma” deriz. Burada insanlar sadece kendi partisini sevmekle kalmaz, karşı siyasi grubu da olumsuz değerlendirmeye başlar. Son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bu eğilim güçlenmiştir. Dolayısıyla CHP’de yaşanan süreçler siyasi aktörler tarafından sert bir dil üzerinden yürütülürse, olay yalnızca parti içi kriz olmaktan çıkıp toplumdaki ayrışmayı derinleştirebilir”
YAŞANAN SÜREÇTE AK PARTİ OY KAYBEDER Mİ?Yaşanan sürecin AK Parti’ye oy kaybettirip kaybettirmeyeceği konusuna değinen Sönmez, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı:“Kısa vadede bunun otomatik bir sonucu olduğunu söylemek zor görünüyor. Daha olası sonuç, muhalefetin ivme kaybetmesi ve kararsız seçmenin bekleme pozisyonuna geçmesidir. Ancak orta ve uzun vadede belirleyici unsur CHP’nin krizden nasıl çıktığı olacaktır. Çünkü seçmenler çoğu zaman krizin varlığına değil, krize verilen tepkiye oy verirler.Bu nedenle mesele sadece CHP’de bir kriz yaşanıp yaşanmadığı değildir asıl mesele, seçmenin bu süreci “yönetilebilir bir sorun” mu yoksa “iktidar alternatifi olma kapasitesine dair yapısal bir problem” mi olarak okuyacağıdır. Türkiye siyasetinde etkili olacak nokta büyük ölçüde burada şekillenecektir”Ege'ye Bakış 




