"DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü olarak, bugün Aliağa Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılım Toplantısı’na katıldık. Gemi söküm bölgesinde planlanan kapasite artışı ve alan genişletme projesi, kamuoyuna teknik bir yatırım başlığı altında sunulsa da, gerçekte yıllardır birikmiş yapısal çevresel ve toplumsal sorunların üzerini örten ve bu sorunları daha da derinleştirme riski taşıyan bir müdahale niteliğindedir.
Bugün tartışılan mesele yalnızca bir kapasite artışı değil; geçmişte yeterli çevresel ve toplumsal denetime tabi tutulmadan büyütülmüş bir sektörün yarattığı ağır tahribatın devamı ve kurumsallaştırılmasıdır. Gemi söküm faaliyetleri bugüne kadar çoğu zaman parçalı izin süreçleriyle, etkili bir bütüncül ÇED değerlendirmesi yapılmadan ve kümülatif çevresel yük hesaba katılmadan yürütülmüştür. Bu durum hem çevresel yıkımı hem de işçi sağlığı üzerindeki riskleri görünmez kılmıştır.
"KAMU YARARI YERİNE SERMAYE BİRİKİMİ ESAS ALINMIŞTIR"
Yıllardır Aliağa kıyılarında sökülen gemiler yalnızca hurdaya ayrılmamış; ağır metaller, asbest ve toksik atıklarla deniz ekosistemini, toprağı ve havayı kirleten bir sürecin parçası olmuştur. İş cinayetleri, meslek hastalıkları ve güvencesiz çalışma koşulları bu modelin istisnası değil, yapısal sonucu haline gelmiştir. Bugün gündeme gelen kapasite artışıyla birlikte, bu risklerin azaltılması değil; daha büyük ölçekte yeniden üretilmesi söz konusudur.
Bu tablo yalnızca sektörün kendi dinamikleriyle açıklanamaz. Devletin uzun yıllara yayılan denetim zafiyeti, parçalı izin mekanizmaları ve etkili çevresel gözetim eksikliği bu yıkımın temel bileşenlerinden biridir. Denetlenmeyen her faaliyet, fiilen serbest bırakılmış bir sömürü alanına dönüşmüş; kamu yararı yerine sermaye birikimi esas alınmıştır. Bugün önerilen düzenlemeler ise bu geçmişi sorgulamak yerine, çoğu durumda onu hukuki güvenceye kavuşturma riskini taşımaktadır.
Aliağa, ağır sanayi, petrokimya, liman ve demir-çelik faaliyetlerinin yükünü uzun yıllardır taşıyan bir kenttir. Ancak bu yük hiçbir zaman ekolojik ve toplumsal sınırlar gözetilerek planlanmamıştır. Aynı üretim modeli hem işçinin emeğini ve bedenini hem de kentin doğasını tüketmiş; emek sömürüsü ile ekolojik yıkım aynı yapısal mantığın iki sonucu haline gelmiştir.
"YENİDEN ÜRETİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ"
Bugün gelinen noktada kapasite artışı, geçmişte oluşmuş çevresel ve toplumsal zararları telafi etmek bir yana, bu birikmiş tahribatı daha da yoğunlaştırma potansiyeli taşımaktadır. Kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadan, halkın katılımı gerçek anlamda sağlanmadan ve bağımsız bilimsel veriler şeffaf biçimde ortaya konulmadan atılacak her adım, geri dönüşü zor yeni bir yıkım anlamına gelecektir.
Bugün bir kez daha görülmüştür ki Aliağa’da yalnız değiliz. Demokratik kitle örgütleri, meslek odaları, sendikalar, çevre hareketleri ve yaşam savunucuları bu toplantıda da ortak bir iradeyi görünür kılmıştır. “Yeter artık” diyen bu toplumsal irade, yalnızca bir kapasite artışına itiraz değil; emeği, doğayı ve yaşamı metalaştıran anlayışa karşı yükselen bütünlüklü bir demokratik itirazdır.
DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü olarak; geçmişte denetimsizlikle büyütülmüş, bugüne ağır çevresel ve toplumsal maliyetler yüklemiş bu düzenin sürdürülmesine karşıyız. Emeği güvencesizliğe, doğayı geri dönülmez tahribata, işçi ve halk sağlığını ise belirsiz risklere mahkûm eden bu üretim modelinin yeniden üretilmesini kabul etmiyoruz.
Aliağa’nın geleceği, sermaye yoğunlaşması ve denetimsizlik üzerinden değil; şeffaflık, bilimsel planlama, kamusal denetim ve toplumsal katılım üzerinden kurulmalıdır.
Tekelleşmeye, talana ve sömürüye karşı yaşamı savunuyoruz.
Aliağa halkının, işçilerin ve doğanın hakkını savunuyoruz"








