Anne olduktan sonra hayata bakış açısı farklı oluyor .
Çocuklarla ilgili tehlikelerde insanı korkutmaya başlıyor.
Çocukları koruman gerektiğinin farkına varıyorsun o zaman.
Mesela cinsel istismardan.
Anne baba olarak var olduğumuz müddetçe çocuklarımızı bir şeylerden korumaya çalışama uğraşındayız her daim.
Aslında olması gereken ;çocukları kendilerini koruyacak donanıma getirebilmek.
Uzun bir süredir gündemde olan tecavüz vakaları insanlığın utancı oldu.
Tüm ana babalar endişeler içinde.
Bu nedenle çocukları cinsel istismardan korumak için nasıl davranmalıyızı gözden tekrar geçirmeliyiz.
Maalesef ülkemizde ; her 5 kız çocuğundan 2’si, her 10 erkek çocuğundan da 3’ü cinsel istismara uğruyor.
Bu çok önemli bir oran.
Konuyu şöylece bir ele alalım:
Sır saklamak
SIR saklamak tabii çok önemlidir.
Anneye, kardeşe , babaya sürprizler yapmak ve bu sır ve saklayalım demek genelde rastlanan durumlardır.
“Bu bir sır, sakın söyleme” deriz çocuklarımıza.
Bu arada da sır saklamanın önemini vurgularız.
Tabii bu yolla da bir çok istismarcının farkında olmadan önünü açmış oluruz.
Çocuklara anne-baba ve çocuk arasında sır olamayacağı, her şeyin konuşulabileceği, tüm konuşulanların aile içinde önemli ve dinlenebilir olduğu güveni verilmelidir.
Çocuk hiçbir şekilde ve durumda yargılanmayacağından emin olmalıdır.
Çocuk hata yapabilir .
Ancak hata da yaptığında da anlatması gerektiğini bilmelidir.
Kızmak ve azarlanmak, ceza almak yerine ,kendine destek olunacağını düşünmelidir çocuk.
Aile içi iletişimde güven faktörü esas olmalıdır.
Çocuklara İyi Dokunma Kötü Dokunma
Dokunma duyusunda ;
İki çeşit dokunma vardır.
Biz dokunmaları ; iyi dokunma ve kötü dokunma diye ikiye ayırmalıyız .
Bunu çocuğa anlatmalıyız.
Aktarılması gereken şudur;
Kendini iyi, mutlu hissettiren dokunma iyi dokunmadır.
Ancak; kendini suçlu, mutsuz, kötü hissettiren dokunma kötü dokunmadır.
Bu dokunmalar arasındaki fark anlatılırken duygu vurgulanmalıdır.
Vurgu insan ya da yakınlık üzerine olmamalıdır.
Yani “İyi tanıdığın insanların dokunması”, ya da “Yakın akrabaların” gibi örnekler verilmemelidir. Görüyoruz ki; çocuğu yabancılardan korumak, yakınlarından korumaktan daha kolaydır.
Maalesef cinsel istismar vakalarında istismarcı genellikle yakın çevreden oluyor.
Bu da konunun en iç acıtan bölümü.
Senin bedenin
Çocuklarımız öğretmemiz gereken benlik duygusunun başında bedeni gelir.
Şöyle ki; bedeninin kendisine ait olduğunu, o istemediği sürece hiç kimsenin ona dokunamayacağını iyice anlatmalıyız.
Bedeninin mahrem yerlerini anne-baba ve doktordan başka kimsenin göremeyeceği çocuklara çok açık ve net olarak anlatılmalıdır.
Yabancılar ile ilgili uyarılar
Çocuklara en küçük yaştan itibaren tanımadığı kişilerle bir yere gitmemesi, onlardan gelen yiyecek-içecekleri yememesi gerektiği de öğretilmelidir
Böyle durumlarda yüksek sesle “Hayır diye bağırmasını , çığlık atmasını öğretmeliyiz.
Ayrıca bulunduğu yerden kaçıp uzaklaşabileceği de aktarılmalıdır.
En başta evlatlara hayır demeyi öğretelim
“HAYIR” deme çok önemli bir beceridir.
Hayır demeyi öğretmek çocuğu cinsel istismardan korumak için önemli bir durumdur.
“Hayır” ı öğrenen çocuk seçimlerini de kendi yapmayı becerir.
Birey olduğunu hisseder.
Kişisel gelişimi hızlanır.
Kabul etmediği durumları rahatça ifade eder.
Tehlike karşısında da istismarcısına da “Hayır” diyebilir.
Ana baba tutumları da önemlidir
Ana ve babalar hiçbir zaman çocuklarını yalnız konuya komşuya , akrabaya bırakmamalıdır.
Ayrıca “Sarıl bakalım amcaya”, “Teyze bir kerecik seni öpsün” gibi çocuğun onayı olmayan dokunmalara izin vermemelidir.
Çocukla aile bireyleri arasında şifre olmalıdır.
Bir yabancı çocuğa yaklaşıp,
Annen seni okuldan almak için beni gönderdi dediğinde, çocuk şifre sormalı ve ona göre kendini korumalıdır.
Ahhh sevgili okurlar söylenecek çok söz var da…
Bazen insanın dili varmıyor!
Kadınları koruyamıyoruz, çocukları koruyamıyoruz…
İçimiz yangın yeri.
Sağlıcakla kalın!








