ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ - 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrasında Türkiye’nin dört bir yanında başlayan eylemlerde birçok öğrenci tutuklandı.İzmir’de eylemden aylar sonra devam eden dava süreci sonucunda 16 Aralık’ta 4 öğrenci “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan tutuklanarak Aliağa’da bulunan Şakran Cezaevi’ne gönderilmişti.Bugün İzmir Adliyesi'nde gerçekleşecek duruşma öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekilleri Yüksel Taşkın ve Gökçe Gökçen, İzmir Gençlik Kolları, DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi, Sosyalist Emekçiler Partisi, Emekçi Hareket Partisi öğrencilere destek amacıyla adliye önünde bir araya geldi.
"DÜZENİN KORKTUĞU ŞEY GENÇLERİN İTİRAZI VE TOPLUMUN DAYANIŞMASI"Gökçe Gökçen duruşma öncesinde adliye binasının önünde yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:"Cumhuriyet Halk Partisi olarak; cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı ve tutuklandığı, gençlerin direnişiyle tarihe geçen 19 Mart sürecinden bu yana yaşananları yakından takip ediyoruz. O gün barışçıl gösteri hakkını kullanan, demokratik itirazını dile getiren gençler, bugün slogan attıkları gerekçesiyle gözaltına alınmış, ardından tutuklanmıştır.Aradan aylar geçmesine rağmen hâlâ tutuklu bulunan dört genç arkadaşımız var ve bugün onların duruşması görülecek. Bu gençler yalnızca eleştirdikleri, düşüncelerini ifade ettikleri ve barışçıl gösteri haklarını kullandıkları için yargılanmaktadır.Ne yazık ki bugün ülkede; gençlerin, gazetecilerin sıradan bir şekilde gözaltına alındığı, tutuksuz yargılanması gereken dosyalarda tutuklamanın kural hâline geldiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu düzenin asıl korktuğu şey, gençlerin itirazı ve toplumun dayanışmasıdır.Bizler, bütün baskılara rağmen cesaretimizi büyütmeye devam edeceğiz. Eleştirilerimize yanıt veremeyenler, siyaset üretemeyenler, bizleri mahkeme salonları önüne çekerek susturabileceklerini sanıyorlar. Ancak biz, hem itirazlarımızı yükseltmeye hem de daha güzel ve demokratik bir Türkiye için siyaset yapmaya devam edeceğiz.Bugün umuyoruz ki dört arkadaşımız özgürlüklerine kavuşur. Derhâl tahliyelerini bekliyoruz. Yargılanan tüm gençler üzerindeki bu baskının, bu yargı sopasının artık son bulmasını istiyoruz.19 Mart sürecinde gözaltına alınan, tutuklanan, şiddete maruz kalan; ailesi mağdur edilen, yurtlarından atılan, işinden edilen ve baskıya uğrayan hiçbir genç bu ülkede yalnız değildir. Bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz"
"İKİ YÖNTEM VAR: SAYGI GÖSTERMEK VE BASKI UYGULAMAK"Gökçe Gökçen'in ardından söz alan CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:"Ben bu dört genç arkadaşımızı cezaevinde ziyaret ettim. Karşımda pırlanta gibi dört genç gördüm. Şaşırdım mı? Hayır.19 Mart sürecinde Silivri’de gözaltına alınıp tutuklanan gençleri de ziyaret etmiştim. Onlar da aynı şekilde pırıl pırıl, geleceğe umutla bakan gençlerdi. Daha sonra aileleriyle görüştüm. Bu arkadaşlarımızın 14 kişilik koğuşlarda 45–47 kişi kaldığını öğrendim. Cezaevlerinde yaşanan yoğunluğu ve zorlukları birebir yaşıyorlar.Orada bu toplumun ürettiği eşitsizlikleri de yakından görüyorlar. Çünkü cezaevleri, büyük ölçüde yoksul insanların bulunduğu yerler hâline gelmiş durumda. Ama şunu da görüyoruz ki bu gençler, bulundukları yerde de öğrenmeye, düşünmeye, kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar. Çıktıklarında mücadele ettikleri değerlere daha da sıkı sarılacaklarına inanıyorum.Aslında iki yöntem var. Birincisi: Dinlemek ve saygı göstermek. Boğaziçi Üniversitesi’nde Genel Başkanımızla birlikte gençlerle bir araya geldik. Onları dinledik, anlamaya çalıştık; müzik yaptılar, konuştular, biz de saygı gösterdik.İkinci yöntem ise baskı uygulamak, susturmaya çalışmak. Oysa ben şunu hayal ediyorum: Cumhurbaşkanı, hakkında hakaret davası açtığı yüz binlerce insandan bir kısmıyla bir masa etrafında oturup konuşsaydı, belki birçok şeyi daha farklı değerlendirebilirdi. Belki çok mu hayalciyim, bilmiyorum"Ege'ye Bakış
"DÜZENİN KORKTUĞU ŞEY GENÇLERİN İTİRAZI VE TOPLUMUN DAYANIŞMASI"Gökçe Gökçen duruşma öncesinde adliye binasının önünde yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:"Cumhuriyet Halk Partisi olarak; cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı ve tutuklandığı, gençlerin direnişiyle tarihe geçen 19 Mart sürecinden bu yana yaşananları yakından takip ediyoruz. O gün barışçıl gösteri hakkını kullanan, demokratik itirazını dile getiren gençler, bugün slogan attıkları gerekçesiyle gözaltına alınmış, ardından tutuklanmıştır.Aradan aylar geçmesine rağmen hâlâ tutuklu bulunan dört genç arkadaşımız var ve bugün onların duruşması görülecek. Bu gençler yalnızca eleştirdikleri, düşüncelerini ifade ettikleri ve barışçıl gösteri haklarını kullandıkları için yargılanmaktadır.Ne yazık ki bugün ülkede; gençlerin, gazetecilerin sıradan bir şekilde gözaltına alındığı, tutuksuz yargılanması gereken dosyalarda tutuklamanın kural hâline geldiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu düzenin asıl korktuğu şey, gençlerin itirazı ve toplumun dayanışmasıdır.Bizler, bütün baskılara rağmen cesaretimizi büyütmeye devam edeceğiz. Eleştirilerimize yanıt veremeyenler, siyaset üretemeyenler, bizleri mahkeme salonları önüne çekerek susturabileceklerini sanıyorlar. Ancak biz, hem itirazlarımızı yükseltmeye hem de daha güzel ve demokratik bir Türkiye için siyaset yapmaya devam edeceğiz.Bugün umuyoruz ki dört arkadaşımız özgürlüklerine kavuşur. Derhâl tahliyelerini bekliyoruz. Yargılanan tüm gençler üzerindeki bu baskının, bu yargı sopasının artık son bulmasını istiyoruz.19 Mart sürecinde gözaltına alınan, tutuklanan, şiddete maruz kalan; ailesi mağdur edilen, yurtlarından atılan, işinden edilen ve baskıya uğrayan hiçbir genç bu ülkede yalnız değildir. Bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz"
"İKİ YÖNTEM VAR: SAYGI GÖSTERMEK VE BASKI UYGULAMAK"Gökçe Gökçen'in ardından söz alan CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:"Ben bu dört genç arkadaşımızı cezaevinde ziyaret ettim. Karşımda pırlanta gibi dört genç gördüm. Şaşırdım mı? Hayır.19 Mart sürecinde Silivri’de gözaltına alınıp tutuklanan gençleri de ziyaret etmiştim. Onlar da aynı şekilde pırıl pırıl, geleceğe umutla bakan gençlerdi. Daha sonra aileleriyle görüştüm. Bu arkadaşlarımızın 14 kişilik koğuşlarda 45–47 kişi kaldığını öğrendim. Cezaevlerinde yaşanan yoğunluğu ve zorlukları birebir yaşıyorlar.Orada bu toplumun ürettiği eşitsizlikleri de yakından görüyorlar. Çünkü cezaevleri, büyük ölçüde yoksul insanların bulunduğu yerler hâline gelmiş durumda. Ama şunu da görüyoruz ki bu gençler, bulundukları yerde de öğrenmeye, düşünmeye, kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar. Çıktıklarında mücadele ettikleri değerlere daha da sıkı sarılacaklarına inanıyorum.Aslında iki yöntem var. Birincisi: Dinlemek ve saygı göstermek. Boğaziçi Üniversitesi’nde Genel Başkanımızla birlikte gençlerle bir araya geldik. Onları dinledik, anlamaya çalıştık; müzik yaptılar, konuştular, biz de saygı gösterdik.İkinci yöntem ise baskı uygulamak, susturmaya çalışmak. Oysa ben şunu hayal ediyorum: Cumhurbaşkanı, hakkında hakaret davası açtığı yüz binlerce insandan bir kısmıyla bir masa etrafında oturup konuşsaydı, belki birçok şeyi daha farklı değerlendirebilirdi. Belki çok mu hayalciyim, bilmiyorum"Ege'ye Bakış 







