CHP, KHK mağdurları için İzmir'de toplandı: "OHAL Komisyonu derhal lağvedilmeli"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Genel Merkez koordinasyonuyla başlatılan KHK mağdurları buluşmalarının ilki İzmir’de gerçekleşti. KHK mağdurlarıyla yapılan toplantıda konuşan CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, 20 Temmuz’da başlayan OHAL dönemi sona ermesine rağmen OHAL Komisyonu’nun hala feshedilmediğini söyleyerek; komisyonun kararlarının mahkeme kararlarının üzerinde görüldüğü müddetçe KHK mağdurlarının mağduriyetlerinin devam edeceğine dikkat çekti.

CHP, KHK mağdurları için İzmir'de toplandı: "OHAL Komisyonu derhal lağvedilmeli"
10 Haziran 2021 - 13:46
15 Temmuz 2016’da yılında Türkiye’de yaşanan askeri darbe girişiminin ardından ülkede, cumhurbaşkanlığı kararıyla çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname(KHK) ile 100 binin üzerinde çalışan işlerinden ihraç edilmişlerdi. OHAL, 2018 yılında resmi olarak sonlandırılmasına rağmen KHK’lar ile ihraç edilen KHK mağdurlarının mağduriyeti devam ediyor.

KHK mağdurları, seslerini duyurmak ve haklarını almak adına birtakım girişimlerde bulunurken geçtiğimiz yıl Şubat ayında İzmir’de kararnameler kapsamında işlerinden olan binlerce işçi İzmir KHK Platformu’nu kurmuşlardı.
KHK’lıların mağduriyetleri hala devam ederken Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) İzmir İl Başkanlığı, Genel Merkez koordinasyonuyla İzmir'de bulunan KHK mağdurları için tarihi İzmir Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen basın toplantısında KHK mağdurlarıyla bir araya geldi.
Toplantıya ev sahibi CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel’in yanı sıra, , Genel Başkan Yardımcıları Gülizar Biçer Karaca ve Yüksel Taşkın, PM üyesi Gizem Özcan, CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, il yönetim kurulu üyeleri ve KHK mağdurları katıldı.

 
GÖZÜ ÖYLESİNE KÖR OLMUŞ Kİ İNSANLARIN MAĞDURİYETLERİNİ GÖRMEZ HALDELER

Toplantıda açılış konuşmasını yapan İl Başkanı Yücel, KHK ihraçlarını “cadı avı olarak” nitelendirdi ve  “Türkiye’nin üstüne hukuksuzluk, adaletsizlik, intikam alma ve şeytanlaştırma dönemi olarak çöken OHAL döneminde temel hak ve hürriyetler askıya alınıp ortadan kaldırılmıştır. Sorgusuz sualsiz tutuklamaların yapıldığı karanlık bir dönem. Bir tek adamın sadece onun gibi düşünmüyorlar diye kendisi, ülkesi ve ailesi için adalet isteyenleri, hak arayanları yok sayması sebebiyle sebebiyle başlatılan tabir i caizse cadı avı süreci OHAL’in üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen hala devam ediyor. Bugün KHK ile hedef gösterilen ve itibarsızlaştırılan on binlerce insanın ahı AKP’nin üzerindedir. Mahkemelerin işe dönüş kararlarını uygulamayan, kurulan komisyonları mahkemelerden üstün gören bu anlayışın gözü öylesine kör olmuş ki insanların mağduriyetlerini görmez haldeler. Kendi büyüttükleri, besledikleri ve devletin bütün imkanlarını sundukları bir terör örgütüyle çıkarları çatıştığı için ülkenin geldiği durumdan kendisi dışında herkesi sorumlu tutan günümüz iktidarının sonu gelmiştir. Ancak KHK ile işlerinden uzaklaştırılan KHK mağdurlarının sorunu yarını beklemeyecek kadar acildir. Bozuk saat gibi günde iki kez doğruyu gösterir umuduyla AKP iktidarına sizler adına bir kez daha çağrı yapmak için buradayız. Adalet sağlanıncaya, KHK ile yaratılan mağduriyetleriniz giderilinceye kadar yanınızda olmaya ve sesinizi duyurmaya devam edeceğiz” dedi.

ARKADAŞLARIMIZIN SESİNİ DUYURMAK İÇİN YOLLARDA OLACAĞIZ

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ise, KHK mağdurlarıyla yapılacak toplantılarının ateşinin İzmir’de yakıldığını ve bundan sonra bütün ülkeye yayılacağını ifade etti ve Ülkemizde maalesef darbe fırsatçılığı ile bir hesap görme, intikam alma duyularıyla hareket eden, suçlu-suçsuz ayrımı yapmadan 20 Temmuz sivil darbesinin ardından art arda çalışma yaşamının birçok alanından ihraçlarla işsiz, aşsız ama her şeyden önce de hukuka, adalete, devlete olan inançları törpüleyen anlayışa dur diyebilmek için KHK mağduru arkadaşlarımızla bir araya gelmek istedik. Daha önce bir video konferans toplantısıyla Türkiye’nin dört bir yanındaki KHK mağdurlarıyla yaptığımız toplantılarda KHK ihraçlarının ve KHK’ların ülkemizde yarattığı toplumsal travmayı ve sivil ölüme terk edilen yurttaşlarımızın ailecek yaşadıkları bu süreci dinlemek, hak ihlalleri konusunda her toplantıda kamuoyuna bilgi sunarak farkındalık yaratmak, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin zirveye ulaştığı bu süreci raporlandırarak tarihe not düşmek amacıyla her ilde toplantılar düzenlenmesi talebi geldi. Biz siz değerli dostlarımızın sesi olmak için ilk toplantımı İzmir’de gerçekleştiriyoruz. Bundan sonra da bu arkadaşlarımızın sesini duyurmak için yollarda olacağız. Biz bu toplantılarda ilk seçimlerde iktidara gelecek parti olarak sizler için neler yapabileceğimiz anlatacağız. Bunu seçim vaadi olarak algılamayın. Biz, bunu bir seçim vaadi değil; anayasaya, adalete, hukuka, bağımsız yargıya ve Cumhuriyet’in 100. Yılında cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma amacı olan 84 milyonun partisi olarak hukuksuzluğa karşı verilecek bir mücadele için bu yola çıktık” diye konuştu.

CHP OLARAK BU MÜCADELENİZDE İLK GÜNDEN BERİ YANINIZDA OLMAYA GAYRET GÖSTERDİK

On binlerce insanın KHK ile suçlarını dahi bilmeden işlerinden ihraç edildiği ve sicil ölümlere terk edildiğini ifade eden Karaca, “Hepimizin yaşadığı ve yaşananlara tanıklık ettiği, hukuksuzluğu ve adalete olan inancının yok olmaya yüz tuttuğu olaylar yaşıyoruz. Öncelikle 20 Temmuz sivil darbesinin ardından sonra art arda KHK’larla ihraçların gündeme geldi. İnsanların akşam işten çıkıp eve gitti ve sabah birden bire işten ihraç edilmesini şokunu yaşadığı ve ne yaptığına dair bilgi sahibi bile olmadığı hukuksuz bir süreci yaşıyoruz. Oysa ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, insanların neye suçlandığının kendisine bildirilmesi gerektiğini söyler. Ama ben biliyorum ki binlerce vatandaşımız neyle suçlandığını bilmeden o girdabın içerisinde hem psikolojik hem maddi hem de toplumsal ve sosyal anlamda ciddi bir travmayla baş etmek zorunda kalıyor. İnsanların lekelenmeme hakkı vardır Bunun yanında adil yargılanma hakkı vardır. Yine yasaların geçmişe uygulanmaması yani uygulama yasağı vardır. Ama size dendi ki; ‘Yeşil ışık yanıyor, geçebilirsiniz’ ama günü geldi ki size ‘O yeşildi ama kırmızımsı yeşildi’ gibi bir ucube bir anlayışla sizleri işlerinden ettiler. Bu arkadaşlarımız sadece işlerini ve aşlarını talep etme mücadelesi vermiyor. Ayrıca ülkemizde yok edilmiş olan, Saray’daki bir kişinin iki dudağı arasına bırakılmış bağımsız hukukun, adaletin ve demokratik Türkiye mücadelesi veriyorsunuz. CHP olarak bu mücadelenizde ilk günden beri yanınızda olmaya gayret gösterdik ve bugünden itibaren 4,5 yıldır yaşanan bu hukuksuzluğa karşı mücadelemizi güçlendirerek sürdüreceğiz. Suçların şahsiliği ilkesinin yok sayıldığı, 4,5 yıldır neden ihraç edildiği bir babanın oğlunun babasının suçu yüzünden eğitiminin yarım kaldığı bir ülkede yaşıyoruz.  Ardından kişi tatildeyken ihraç edildiğini öğrendi. Neden ihraç edildiğini bilemeden apar topar gözaltına alınıp tutuklandı. 6 ay içeride kaldı, perişan oldu. Üstüne terörist damgası yapıştırıldı ve sonrasında ‘Sizin numaranız ve isminiz GSM şirketi tarafından yanlışlıkla verildi’ dedin. Ama hala işine geri dönmedi ve pasaportu kendine iade edilmiş değil” ifadelerini kullandı.

BİR KİŞİNİN İKİ DUDAĞI ARASINDAKİ YÖNETİM ŞEKLİNDE ‘HAYIR’ DİYORUZ

OHAL döneminde kurulan OHAL Komisyonu’nun feshedilmesine rağmen hala kararlarının bağlayıcı olarak görüldüğünün altını çizen Karaca, bir an önce o kararları yok sayılması ve ihraç edilenlerin işlerine geri dönmeleri çağrısında bulunarak, “OHAL Komisyonu’nun elinde hala 11 bin 500’e yakın dosya var. O vatandaşlarımız belki 3 yıl daha sivil ölüme terk edilmiş olacak. Ben şunu sormak istiyorum Yargıda, hakkında terör örgütüyle hakkında bağlantı bulunamadığı için beraat kararı alan ya da haksızlığa uğradıkları mahkeme kararıyla belirlenmiş olan Barış Akademisyenleri OHAL Komisyonu kapılarında bekletilmemeli. OHAL’i 2018’de kalırdık dediler O halde o komisyon da olmamalı. Devletin mahkemelerinde aklanan ya da aklanacakları kesinleşen arkadaşlarımız neden OHAL Komisyonu’nun insafına terk edilmiştir. OHAL komisyonu derhal lav edilmelidir. Kendisini Anayasa Mahkemesinden üstünde gören bir kişiyi kabul etmemiz mümkün değdir. OHAL Komisyonunun verdiği hukuksuz kararların derhal yok sayılması gerekmektedir. Biz hak ve hukuk mücadelenizde sizlerle birlikte yürüyeceğiz.  Hakkında takipsizlik kararı verilen bütün arkadaşlarımızı işlerine iade edeceğiz. İktidar eleştirilmeyi göze almalı, eleştirilere objektif yaklaşmalıdır. Barış Bildirisi’ne imza atan tüm birim inşaların görevlerine iadesi mutlaka gerçekleştirilecek. Hepimizin tek bir talebi var. Hepimiz bir kişinin iki dudağı arasındaki yönetim şeklinde ‘hayır’ diyoruz. Hepimiz demokrasinin tüm kurum ve kuruluşlarıyla iktidarda olduğu, tüm insan haklarından eşit ve adil faydalanılabilen bir ülkede yaşamak istiyoruz. Halkımızın önüne sandık konulduğunda tüm adaletsizliklerin hesabını soracağımız günler yakındır” dedi.

BEN BANA KARŞI ZULÜMLE YAKLAŞANLARA ADALETLE YAKLAŞACAĞIM

KHK ihraçlarından etkilenenlerin sayısının 2 milyonu bulduğunun altını çizen CHP Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın, demokrasi için vatandaşların harekete geçmesi gerektiğini söyledi. Kendisi de Barış Akademisyeni olan Taşkın, Barış Bildirisi’ne imza atan akademisyenlerin durumumun hala belirsizliğini koruduğunu ve siyasi çıkarla uğruna dosyalarının ötelendiğini ifade etti ve şunları söyledi; “Ben Barış Bildirisi’ne imza attım hayatım değişti. Biraz adrenalin iyidir ama bizim yaşadığımız süreçler çok fazla heyecan, endişen ve kaygının olduğu süreçler. Ben üstüne para verdikleri hobimi yapıyordum. Burada böyle çok fala inan olduğunu biliyorum. Hepimiz, demokrasinin ekmek ve su kadar gerekli olduğunu kavradık. Ben kimseyi düşman olarak tanımlamıyorum Ben bana karşı zulümle yaklaşanlara adaletle yaklaşacağım. Bize karşı olanlara benzememek onlara en büyük cezadır Çok büyük bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu görmezlikten gelmek sorunu çözmüyor. Sorunları çözmek için faal olmak zorundayız. Demokrasi sabırlı karıncaların rejimidir. Dünyada bu tür bir siyasal tasfiye yok. İran devriminde kendileri kaçan inşalar var, tasfiye yok. Bu utanç verici. Bunun gündeme gelmemesi de utanç verici. Demokrasi ancak insanların faal olarak harekete geçmesiyle oluyor. Bir de iktidarı denetlemeyi öğrenmemiz gerekiyor. Kimseyi kahramanlaştırmayın. Demokrasi, kurumların olduğu bir rejimdir. 130 bin kişi KHK’larla işten atıldı ama toplamda 2 milyon kişi etkileniyor. Bizim KHK’lı iki milletvekilimiz var. Öte yandan OHAL komisyonu 2nun yasla dayanağı yoktur bunun la bugünden itibaren hesaplaşmaya başlamamız lazım Böyle bir yapı olmaz. Dolayısıyla biz bunu kaldırıp hukuk mekanizmasıyla ilerleyeceğiz. 10 bin dosyada KESK ve Barış akademisyenlerin dosyaları en sona bırakılıyor. Siyasi rüzgara göre karar verilecek. Şunu da ekleyeyim. OHAL komisyonu zar atarak da karar verebilirdi. Masumiyet karinesi hiçe sayılıyor. Dolayısıyla gecikmiş adalet adale değildir. Barış akademisyenlerinden bahsetmiştim. Ortada bir belirsizlik var ve ben de bunu kemiklerime kadar hissediyorum. Bunu bir insana nasıl yaşatırsınız. Barış Bildirisi ya… Zaten Anayasa Mahkemesi, kararını vermiş. Tek kararı bütün dosyaya uygulayacaksın. Neyi bekliyorsun? Bir de şöyle bir durum var. Ben bugün iade edildim diyelim. Ama bana diyor ki seni eski kurumuna göndermiyorum. Neden dönemiyorum? İade edilenler cennete gidiyor gibi bir algı var. O yok. Bizim hak etmediğimiz bu süreçlerden ders çıkaralım ve yozlaşmadan uzlaşmayı öğrenelim.”


 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum