Gümrükçü mesajında, Madımak’ta yakılmak istenen şeyin aslında Türkiye’nin "kardeşliği, ortak hafızası, kültürel genetiği" olduğunu belirterek adaletsizliğe karşı edebiyatın ve müziğin gücüyle meydan okudu.
Gümrükçü anma mesajında şunları dile getirdi:
"Külleri Savrulan Kitapların, Yarım Kalan Türkülerin Mirasçısıyız"
"Geriye dönüp baktığımızda tam 33 yıldır dinmeyen bir sızı, sönmeyen bir yangın ve ne yazık ki tamamlanmamış bir adalet terazisi görüyoruz. 2 Temmuz 1993, sadece fiziki bir katliamın tarihi değildir; o gün bu toprakların dünü, bugünü ve yarını ateşe verilmiştir. Ancak bizler, o otelden yükselen dumanların arkasında kalan mirası sadece yas tutarak değil, o mirasın kelimelerini kuşanarak yaşatmak zorundayız.
O gün Madımak’ta, Asım Bezirci’nin hayatını adadığı o kitap sayfaları tutuştu. Bezirci, edebiyatımızın koruyucusuydu. Bugün bize düşen, onun yarım kalan kütüphanesini, cehalete karşı açtığı savaşta birer siper gibi savunmaktır. Yanan sayfaların küllerinden bugün İzmir’de, bilimin ve aydınlanmanın sesini yükseltiyoruz.
Metin Altıok’un heybesinden düşen şu felsefi dize de adalet arayışının tam olarak neresinde durduğumuzu özetler:
'Bir acıyı yaşarsın, geçmez.
Sadece alışırsın bir süre sonra o acıyla yaşamaya...'
Biz bu adaletsizliğe alışmayacağız! Zamanaşımı zırhlarının arkasına saklanan karanlığa, Altıok’un kırık kalemiyle karşı duracağız.
Muhlis Akarsu’nun bağlamasının sapı yanmış olabilir ama teli hala içimizde titriyor:
'Yar benden incinmiş, ben de yardan...'
derken bahsettiği o incinmişlik, bugün bu ülkenin adalet sistemine duyulan kırgınlığın ta kendisidir. Ve Hasret Gültekin... Daha yirmi birinde, insanlığın tüm rüzgârlarını şelpesine sığdıran o koca yürek. Onun katliamla susturulan sazı, bugün meydanlarda tek bir ağızdan söylediğimiz o özgürlük türkülerinde yankılanıyor.
“O Barbarlığı Örten Karanlık Zihniyeti Affetmeyeceğiz”
Bizler CHP İzmir İl Örgütü olarak ilan ediyoruz: 2 Temmuz’u sadece takvimde bir yaprak, protokolde bir anma günü olarak görmüyoruz. Biz, o gün yakılan şairlerin mısralarını rehber, ozanların sesini manifesto kabul ediyoruz. Ne o aydınlık yüzleri unutacağız ne de o barbarlığı örten karanlık zihniyeti affedeceğiz. Behçet Aysan’ın dediği gibi; 'beyaz bir gemidir ölüm', ama onların ölümü bizi karanlıkta bırakmadı, aksine yolumuzu aydınlatan sonsuz birer fener oldu.
Katliamda yitirdiğimiz 33 aydınımızı ve hayatını kaybeden iki emekçi canımızı; o büyük ruhları ve silinmez izleri saygıyla, minnetle ve dinmeyen bir adalet istenciyle anıyorum. Onlar Hakk’a yürüdüler, ışıklar içinde uyusunlar.






