ÖMER FARUK ALTIN/EGE'YE BAKIŞ - İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Kasım Ayı Olağan Toplantısı 5’inci oturumu gerçekleştirildi.
Meclis gündemini İzBB ve ESHOT’un bütçe görüşmeleri oluşturdu.
“BÜTÇE PROGRAMI GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR BİR PROGRAMDIR”
Bütçeye ilişkin konuşma yapan CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şu şekilde:
“Muhalefet partisi sözcüleri değerlendirmelerini yaparken sanki her şey tammış eksik yokmuş gibi bir algıyla konuştular. Yani halk arasında söylenir ya ‘Yağ var şeker var un var niye helva yapmıyorsunuz’ demeye getiriyorlar. Sanki biz helva yapmayı bilmiyoruz ya da helva yapmak istemiyormuşuz gibi anlatıyorlar.
Bu bütçe ve performans programı, reel ve gerçekleştirilebilir bir bütçe ve programdır. İncelendiğinde görülebilir ki olabildiğince az borçlanılarak gerçekleştirilmesi bu bütçenin en önemli özelliğidir. Borçlanma kalemlerinin önemli bölümü yalnızca yatırım amaçlıdır. 2026 bütçesinde borç/gelir oranı iyileştirilmiştir. Bunları göz ardı ederek eleştiri yapmak haksızlıktır.
Ülkemizin içinde bulunduğu durumun İzmir’e etkileri anlatıldı. Örnekler verildi. Ben değerlendirmeye şuradan başlayayım: 31 Mart seçimlerinde CHP birinci parti olmuştur. Hani seçim kazanılamıyor deniyor ya, 31 Mart seçimleri son referanstır. CHP; 14 büyükşehir, 21 il, 337 ilçe ve 48 beldede kazanmıştır. Bu belediyelerin kapsama alanı ülke nüfusunun yüzde 65’idir.
“TÜRKİYE’NİN BİRİNCİ PARTİSİ CHP OLDUKTAN SONRA BAKIN NELER OLMUŞ?”
Türkiye’nin birinci partisi CHP olduktan sonra bakın neler olmuş? Talimat 1: “Belediyeleri silkeleyin” denmiş. Talimat verilmedi deniyordu ya, verilmiş. Geçmişe dayalı sosyal güvenlik borçları ve vergi gelirleri esas alınarak belediye kaynakları kesilerek engellenmeye çalışılmış.
Hatta az önce de konuşuldu; biriken borçların nedenini de pandemiye bağlasanız iyi edersiniz. Arkasından İzmir’de bir deprem olmuş. Depremde hayatlarını kaybeden hemşerilerimiz olmuş. Büyük Türkiye depremi olmuş. En az Çevre Şehircilik Bakanlığı kadar belediyeler de deprem bölgesinde yardım ve hizmet üretti. Bunlar da göz ardı edilmemeli.
Silkelemeye devam etmişler; bir genelge yayımlanmış. CHP’li belediyeler kreşler açıyor, kent lokantaları açıyor, sosyal projeler hayata geçiriyor… Silkeleme yetmemiş, bir de kararname çıkmış: “Sosyal Güvenlik Kurumu ve vergi dairelerine borcu olan belediyeler dış kaynak kullanamaz” demişler.
“CHP’Lİ BELEDİYELERİN HALKA HİZMETİNİ ENGELLEMEYİ BAŞARAMAMIŞLAR”
Bir noktayı daha dikkatlerinize sunuyorum: CHP’li belediyelerin halka hizmetini engellemeyi başaramamışlar. 19 Mart’ta İBB Başkanımız İmamoğlu başta olmak üzere CHP’li başkanları görevden almış, tutsak etmiş, kayyum atamışsınız. Hatta bazı belediyelerin meclislerde seçim oyunlarıyla el değiştirmesini sağlamışsınız.
Peki hiç düşündünüz mü? Bütün bu yaptıklarınızdan sonra halkımız ne düşünmüş? Buradan bir siyasi rant elde edilebilmiş mi? Bunu da sandık önümüze geldiğinde, halkımız oylarıyla seçim gerçekleştiğinde, halkımız cevabı verecektir.
Kasım ayı sadece belediyeler için bütçe ayı değil, merkezi idare için de bütçe ayı. Candaş arkadaşımız rakamlarla izah etti. Ama orada—çok bizi eleştirdiniz ama—bütçe açığı ne kadar? 3 trilyon. Yani bu ne demek? Ülkenin kaynakları sizin harcamanıza, planlarınıza yetmemiş; 3 trilyon lira ihtiyaç duyuyorsunuz.
Bizi eleştiriyordunuz. Bütçeye, genel bütçeye en çok katkı yapan vergileriyle en çok katkı yapan 4 il var, biri de İzmir. İzmir vergileriyle genel bütçeye kaç katkı yapmış, karşılığında ne almış?
Basmane Çukuru denen sorun hangi yönetim anlayışıyla İzmir’in gündeminde, kaç yıldır gündemdedir? Hilton Oteli kaç yıldır İzmir gündeminde, hangi siyasal anlayışın neden olduğu bir sorundur? Eleştirileriniz yapıcı olduğu sürece bir itirazımız yok.
Katı atık tesisiyle ilgili eleştiri yapıldı. Defalarca “çöp üzerinden siyaset yapmayın” denildi ama devam ediliyor. Bununla ilgili Büyükşehir’in planlamaları var biliyorsunuz. Şu an sorunu anlık çözmeye çalışan gayretler var.
“GERÇEKTEN ZOR GÜNLER YAŞADIK”
Ama bir eleştirim şudur: Harmandalı’na 30–40 yıldır çöp dökülüyor. Bir gün mahkeme kararı geliyor ve “Buraya çöp dökemezsiniz” deniyor. Biz de bu karara uyuyoruz. Gerçekten zor günler yaşadık hepimiz. Sonra bir gün, mahkeme kararı ortada dururken herhangi bir mahkeme yeni bir karar almamışken… Eğer Harmandalı kullanılmayacaksa mahkeme kararı uygulanır. Yok değilse—ki öyle olmadığı anlaşıldı—açıklama yapıldı.
Katı atık konusunda bu sorun, Türkiye’nin bütün büyükşehirlerinin sorunudur. Bu sorunu her kent kendisi çözsün demek yerine ulusal bir sorun olarak görüp bütçeyi ona göre ayırıp sorunu ortadan kaldıracak bir çözüm bulmak bakanlığın ve merkezi hükümetin görevidir. Çöpü “Ne yaparsanız yapın” denemez. Bu sorun aynı zamanda bir çevre sorunudur.
Cemil Başkanımızın da ifade ettiği gibi, çağdaş bir ulaşım olan raylı sistemin kullanılması ve fosil yakıt kullanmayan araçların trafiğe çıkarılması gibi bir plandan da başkanımız bahsetti.
Belediyelerin kesintisiz hizmet etmesini istiyorsanız destek vereceksiniz. Sadece belediyeleri CHP yönetiyor diye bu kıskacı yaptıysanız buradan siyasi sonuç çıkmaz.
O milletvekili arkadaşımız çıkmış, sanki belediye hiç önlem almamış, orayı düşünmemiş gibi bir algı yaratarak kamuoyu oluşturdular. Bu gerçekten… İzmir’in trafiğinin rahatlamasını önceliyorsanız bunu yapmayın. Onat Tüneli’nin her iki tarafından ışık göründü mü arkadaşlar?”
Ege'ye Bakış







