ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ – Dün (2 Eylül 2025) CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptal edilmesi ve sonrasında il yönetimine kayyum atanmasının ardından güne 11 bin 304 puanla başlayan BIST 100 endeksi, yüzde 5,37 değer kaybetti ve 10 bin 747 puana geriledi. Bankacılık endeksinde de kayıplar görüldü. Bankacılık endeksinde değer kaybı yüzde 8’i geçti. Böylelikle, 31 Temmuz’dan beri elde edilen kazanımlar kaybedilmiş oldu.

Ekonomist Ayhan Bülent Toptaş, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Toptaş, “Bu tür gerilimler sağlıklı bir ekonominin işlemesi için gerekli olan “güven” ortamını zedelemekte, iş dünyasını yatırım yapmaktan, işlerini genişletmekten ve risk almaktan alıkoymaktadır” ifadelerini kullandı.
BENZER BİR DÜŞÜŞ 19 MART'TA DA GÖRÜLMÜŞTÜ!
Benzer bir düşüşün 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla da yaşandığını dile getiren Toptaş, “Biliyorsunuz, İstanbul Borsası 19 Mart 2025’te benzer bir olaya benzer şekilde reaksiyon vermişti. Ana muhalefet partisi olan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali, gözaltına alınması ve tutuklanması sürecinde Borsa 11 bin civarındaki seviyesinden birkaç gün içinde 9 bin seviyesinin altına kadar gerilemişti. Bu, yüzde 8 civarında bir düşüşe karşılık geliyordu.
İstanbul borsasının bu şoktan sonra toparlanması için dört aydan fazla bir zaman geçmesi gerekti. Endeksin 17 Mart’taki 10.800 seviyesine dönüşü dört aydan fazla bir süre sonra geçtiğimiz ağustos ayı başında mümkün oldu. Ağustos ayının sonuna doğru endeks 11.500 seviyesinin üzerine yükseldi ama bu noktadan sonra satışlar geldi. Bu satışlar CHP’nin İstanbul yönetiminin görevden alındığı gün daha da hızlandı ve bir günde yüzde 3,5’luk, son bir haftada yüzde 5,6’lık bir kayıp yaşandı” ifadelerini kullandı.
“DURUŞMALARDA ALINACAK KARARLAR SADECE BORSA YATIRIMCILARI TARAFINDAN DEĞİL…”
Yatırımcıların Eylül ayı ile ilgili tedirginlik yaşadıklarını belirten Toptaş, “Yatırımcılar zaten Eylül ayı ile ilgili bir tedirginlik yaşıyorlardı. Özellikle Eylül ayı ortasında CHP’ye yönelik kurultay iptal davasının piyasalar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dair endişeler yaygındı. Dikkatler özellikle bu dava üzerindeydi. Bununla birlikte Eylül ayı içinde yine CHP’nin suçlandığı pek çok davanın duruşmaları var. Bu duruşmalarda alınacak kararlar sadece borsa yatırımcıları tarafından değil, diğer piyasalar tarafından da dikkatle izlenecek” dedi.
“BU TÜR GERİLİMLER SAĞLIKLI BİR EKONOMİ İÇİN GEREKLİ GÜVEN ORTAMINI ZEDELEMEKTE”
Türkiye’nin Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde gerilediğini ve bunun ekonomide de güveni azalttığına değinen Toptaş bu sürecin getiri ya da fayda sağlamayacağını belirtti.
Toptaş, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:
“Bu gelişmelere ekonomist gözü ile bakıldığında akla ilk gelen hem teorik hem de ampirik araştırmaların ve de pratikte yapılan gözlemlerin siyasal gerilimlerin ekonomiye zarar verdiğini ortaya koymasıdır. Bu tür gerilimler sağlıklı bir ekonominin işlemesi için gerekli olan “güven” ortamını zedelemekte, iş dünyasını yatırım yapmaktan, işlerini genişletmekten ve risk almaktan alıkoymaktadır.
CHP’ye açılan davalar bir yandan siyasi gerilimi artırmak yoluyla ekonomiyi olumsuz etkilerken, bu davaların ve suçlamaların yapay olduğuna yönelik yaygın kamuoyu algısı, adalete olan güvenin zedelenmesi yoluyla da sağlıklı işleyiş için gerekli güven ortamını sarsmaktadır. Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 10 yılı aşkın bir süredir gerilemekte ve bu endekste çok aşağı seviyelerde yer almaktadır.
Bu tür süreçler Türkiye’ye bir getiri ya da fayda sağlamaz. Sürekli siyasi gerilim ortamı hem uzun hem de kısa vadede Türkiye ekonomisinin gerçek potansiyelini kullanmasına mâni olacaktır.
“BU DİDİŞMELER TÜRKİYE EKONOMİSİNE SADECE ZARAR VERMEKTEDİR”
Yatırımcılar bir taraftan ekonomik fırsatları izlerken bir taraftan da ülkedeki siyasal ve sosyal gelişmeleri takip ederler. Özellikle borsa yatırımcıları bu gelişmelere karşı çok hassastırlar. Bunlara bakarak kolaylıkla pozisyonlarını değiştirebilirler. Yabancı yatırımcılar yaptıkları ülkenin istikrarlı ve öngörülebilir olmasına önem verirler. Bu koşullar sağlanmazsa yatırım yapmazlar ya da kısa süreli vur-kaç türü yatırımlara girişirler. Bu tarz yatırımlar ise Türkiye’ye çok az fayda sağlar.
Türkiye’nin bugünkü siyasi ortamı yatırımcılara güven sağlayacak, istihdamı ve gelirleri artırarak geniş halk kitlelerinin refahını mümkün kılacak bir noktada değil. Bu didişmeler Türkiye ekonomisine sadece zarar vermektedir.









