GÜLPERİ TİBİN/ EGE’YE BAKIŞ – Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz günlerde İzmir’in Balçova ilçesinde bulunan İnciraltı Kent Ormanı’nı da kapsayan 21. Grup Kuzey 1. Etabı Doğal Sit alanı olarak belirtilen bölgeyle ilgili bir karara imza attı.
Bakanlık tarafından alınan karara göre, bölgenin SİT statüsü düşürüldü. Bölgenin statüsü 2. Derece Doğal Sit ve 3. Derece Doğal Sit’e denk gelen Nitelikli Koruma Alanı ve Sürdürülebilir Kontrollü Kullanım Alanı olarak belirlendi.
Türk Mühendis ve Mimarlar Odası (TMMOB) İzmir Şubesi, Şehir Plancıları Odası (ŞPO) ve Ziraat Mühendisleri Odası, konuyla ilgili basın açıklamasında bulundu. Basın açıklaması öncesinde konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Aykut Akdemir İnciraltı’ndan vazgeçmediklerini belirtti. Akdemir, “Bu tasarıların hepsinin bir rant politikasına hizmet ettiği, günümüz itibariyle tarım alanlarını sahip çıkmak noktasında İnciraltı’ndan bir nebze dahi olsa vazgeçmediğimizi bildiriyoruz.” dedi.“BURASI BİR TARIM ALANI”
Konuşmasında geçmiş dönem belediye başkanlarını da göreve çağıran Akdemir, şunları kaydetti:
“Bütün yaşam alanlarının korunması anlamında çalışacağız. İnciraltı da bunlardan bir tanesi, buranın geçmiş sürecine bir şeyler söylemek istiyorum. Süreç 2007’den bu yana sürüyor ve burası bir tarım alanı. Bütün tarım alanlarının içerisinde yapılaşma süreci başladı. İnciraltı’nda da mevcut 2 belediyenin görevlerini yapmamasından dolayı bu noktaya geldik. Oradaki kaçak yapıları yıkacak iradeyi gösterememelerinden dolayı o kaçak yapılar imar aflarından faydalandı. Her türlü kaçak yapıya rağmen tarım alanlarının korunması gerektiğini söylüyoruz. Geçmiş dönem belediye başkanlarının görevlerini yerine getirmemeleri suçtur. Önceki dönem Balçova ve Narlıdere belediye başkanlarının sorumluluk alması gerekiyor. İnciraltı’ndaki tarım alanlarının vasfını sürdürmesi bugün itibariyle elzemdir.”“İZMİR HALKI MÜCADELE ETTİ”
Konuyla ilgili açıklamayı okuyan Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ilgaz Aktaş, “Geçtiğimiz hafta Resmi Gazete'de yayımlanan ve İnciraltı Bölgesinin bir kısmını kapsayan sit statüsü değişikliği yıllardır dile getirdiğimiz hususları yeniden gündeme getirmiştir. İzmir'de kentsel rantın biriktiği en büyük, en çok gündemde tutulan, bir an önce ranta konu edilmesi için türlü çabalar içine girilen bir alandır İnciraltı.” ifadelerini kullandı.
Söz konusu bölgenin rantından faydalanmak isteyenlerin İnciraltı’na göz diktiğini belirten Aktaş, “Bölgenin rantından nemalanmak isteyen gayrimenkul simsarları, yapılaşmaya açılması halinde zenginliğini katlamayı bekleyen müteahhitler, "müşteri garantili" otoyol, köprü vb. projelerle kamu kaynaklarına konmak isteyen ihaleciler, İnciraltı’na yıllardır göz dikti.” dedi.
Aktaş, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Israrla İnciraltı bölgesinin değerini, korunma gerekliliğini anlatıp durduk. İnciraltı’na gözlerini dikenler asla anlamak istemedi ancak İzmir halkı İnciraltı’nın neden korunması gerektiğini anladı ve mücadele etti.
Bugün ise; İnciraltı’ndaki ısrar nedenlerinin de daha net anlaşılmasına ihtiyaç var.
Toprak Koruma Kurulu kimin için tarım dışı amaçla kullanıma ilişkin karar alıyor? İmar Planları kimin için yapılıyor? Sit Statüsü kimin için düşürülüyor?
-Toprak Koruma Kurulu Kararı ile İnciraltı Bölgesinde tarım dışı kullanıma izin verilirken gelecek kuşaklarımızın gıda ihtiyacı, gıda güvenliği mi düşünülüyor?
-İmar Planları yapılırken kentin bütününde yaşanan bir sorunun çözümü, barınma hakkı, kamunun çıkarı, uzun erimli ve planlı bir kent, sosyal devlet gereği yükümlülükler mi gözetiliyor, İmar planları tüm İzmirliler için mi yapılıyor? -Sit statüsü, her yıl kentimize uğrayıp, beslenen, çoğalan, konaklayan flamingolar daha rahat yaşasın, hem kara hem su florası daha da gelişsin, biyoçeşitlilik artsın diye mi düşürülüyor?” “İNCİRALTI SAHİPSİZ DEĞİLDİR”
Aktaş, “İlgili ve yetkili idareler, İnciraltı’nda avucunu ovuşturan kesimlerin isteklerini yerine getirebilmek için türlü yollar deniyorlar. Sit statüsü değişikliği de bu yaklaşımın son ürünüdür.” dedi.
Konuşmasının devamında Körfez Geçiş Projesi’ni hatırlatan Aktaş, şunları kaydetti:
“Biliyorsunuz ki 2018 yılında alınan mahkeme kararına kadar Körfez Geçiş Projesi kentin gündemindeydi. Geçtiğimiz sene genel seçimlerin hemen öncesinde onaylanan imar planlarında rafa kaldırılan projenin ulaşım bağlantılarının da sinsice iliştirildiğini gördük. Söz konusu imar planlarına dava sürecimiz devam ediyor ve hatta İzmir Büyükşehir Belediyesinin açtığı davanın bilirkişi raporunda heyetin görüşünün planların iptali yönünde olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte 2018 yılında Körfez Geçiş Projesinin ÇED Olumlu kararını iptal eden mahkeme kararında mahkeme heyetinin, projenin kuzey ve güney kıyılarındaki korunan alanlara vurgu yaptığını da hatırlatmak isteriz.
Bu bağlamda yapılan sit statüsü değişikliğinin olası bir proje ve projeye ilişkin davada ön almak, yargı kararlarının arkasından dolanmak olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Devletin kurumları halkına, doğaya, çevreye, tarım alanlarına, yurttaşların geleceğine ilişkin sorumluluklarını bir kenara bırakmış, rant peşinde koşan çevrelerin taleplerini nasıl yerine getireceği derdine düşmüştür. Ancak İnciraltı sahipsiz değildir, her adımı takip edeceğimizi ve mücadeleyi sürdüreceğimizi kamuoyuna bildiririz.”
Bakanlık tarafından alınan karara göre, bölgenin SİT statüsü düşürüldü. Bölgenin statüsü 2. Derece Doğal Sit ve 3. Derece Doğal Sit’e denk gelen Nitelikli Koruma Alanı ve Sürdürülebilir Kontrollü Kullanım Alanı olarak belirlendi.
Türk Mühendis ve Mimarlar Odası (TMMOB) İzmir Şubesi, Şehir Plancıları Odası (ŞPO) ve Ziraat Mühendisleri Odası, konuyla ilgili basın açıklamasında bulundu. Basın açıklaması öncesinde konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Aykut Akdemir İnciraltı’ndan vazgeçmediklerini belirtti. Akdemir, “Bu tasarıların hepsinin bir rant politikasına hizmet ettiği, günümüz itibariyle tarım alanlarını sahip çıkmak noktasında İnciraltı’ndan bir nebze dahi olsa vazgeçmediğimizi bildiriyoruz.” dedi.“BURASI BİR TARIM ALANI”
Konuşmasında geçmiş dönem belediye başkanlarını da göreve çağıran Akdemir, şunları kaydetti:
“Bütün yaşam alanlarının korunması anlamında çalışacağız. İnciraltı da bunlardan bir tanesi, buranın geçmiş sürecine bir şeyler söylemek istiyorum. Süreç 2007’den bu yana sürüyor ve burası bir tarım alanı. Bütün tarım alanlarının içerisinde yapılaşma süreci başladı. İnciraltı’nda da mevcut 2 belediyenin görevlerini yapmamasından dolayı bu noktaya geldik. Oradaki kaçak yapıları yıkacak iradeyi gösterememelerinden dolayı o kaçak yapılar imar aflarından faydalandı. Her türlü kaçak yapıya rağmen tarım alanlarının korunması gerektiğini söylüyoruz. Geçmiş dönem belediye başkanlarının görevlerini yerine getirmemeleri suçtur. Önceki dönem Balçova ve Narlıdere belediye başkanlarının sorumluluk alması gerekiyor. İnciraltı’ndaki tarım alanlarının vasfını sürdürmesi bugün itibariyle elzemdir.”“İZMİR HALKI MÜCADELE ETTİ”
Konuyla ilgili açıklamayı okuyan Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ilgaz Aktaş, “Geçtiğimiz hafta Resmi Gazete'de yayımlanan ve İnciraltı Bölgesinin bir kısmını kapsayan sit statüsü değişikliği yıllardır dile getirdiğimiz hususları yeniden gündeme getirmiştir. İzmir'de kentsel rantın biriktiği en büyük, en çok gündemde tutulan, bir an önce ranta konu edilmesi için türlü çabalar içine girilen bir alandır İnciraltı.” ifadelerini kullandı.
Söz konusu bölgenin rantından faydalanmak isteyenlerin İnciraltı’na göz diktiğini belirten Aktaş, “Bölgenin rantından nemalanmak isteyen gayrimenkul simsarları, yapılaşmaya açılması halinde zenginliğini katlamayı bekleyen müteahhitler, "müşteri garantili" otoyol, köprü vb. projelerle kamu kaynaklarına konmak isteyen ihaleciler, İnciraltı’na yıllardır göz dikti.” dedi.
Aktaş, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Israrla İnciraltı bölgesinin değerini, korunma gerekliliğini anlatıp durduk. İnciraltı’na gözlerini dikenler asla anlamak istemedi ancak İzmir halkı İnciraltı’nın neden korunması gerektiğini anladı ve mücadele etti.
Bugün ise; İnciraltı’ndaki ısrar nedenlerinin de daha net anlaşılmasına ihtiyaç var.
Toprak Koruma Kurulu kimin için tarım dışı amaçla kullanıma ilişkin karar alıyor? İmar Planları kimin için yapılıyor? Sit Statüsü kimin için düşürülüyor?
-Toprak Koruma Kurulu Kararı ile İnciraltı Bölgesinde tarım dışı kullanıma izin verilirken gelecek kuşaklarımızın gıda ihtiyacı, gıda güvenliği mi düşünülüyor?
-İmar Planları yapılırken kentin bütününde yaşanan bir sorunun çözümü, barınma hakkı, kamunun çıkarı, uzun erimli ve planlı bir kent, sosyal devlet gereği yükümlülükler mi gözetiliyor, İmar planları tüm İzmirliler için mi yapılıyor? -Sit statüsü, her yıl kentimize uğrayıp, beslenen, çoğalan, konaklayan flamingolar daha rahat yaşasın, hem kara hem su florası daha da gelişsin, biyoçeşitlilik artsın diye mi düşürülüyor?” “İNCİRALTI SAHİPSİZ DEĞİLDİR”
Aktaş, “İlgili ve yetkili idareler, İnciraltı’nda avucunu ovuşturan kesimlerin isteklerini yerine getirebilmek için türlü yollar deniyorlar. Sit statüsü değişikliği de bu yaklaşımın son ürünüdür.” dedi.
Konuşmasının devamında Körfez Geçiş Projesi’ni hatırlatan Aktaş, şunları kaydetti:
“Biliyorsunuz ki 2018 yılında alınan mahkeme kararına kadar Körfez Geçiş Projesi kentin gündemindeydi. Geçtiğimiz sene genel seçimlerin hemen öncesinde onaylanan imar planlarında rafa kaldırılan projenin ulaşım bağlantılarının da sinsice iliştirildiğini gördük. Söz konusu imar planlarına dava sürecimiz devam ediyor ve hatta İzmir Büyükşehir Belediyesinin açtığı davanın bilirkişi raporunda heyetin görüşünün planların iptali yönünde olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte 2018 yılında Körfez Geçiş Projesinin ÇED Olumlu kararını iptal eden mahkeme kararında mahkeme heyetinin, projenin kuzey ve güney kıyılarındaki korunan alanlara vurgu yaptığını da hatırlatmak isteriz.
Bu bağlamda yapılan sit statüsü değişikliğinin olası bir proje ve projeye ilişkin davada ön almak, yargı kararlarının arkasından dolanmak olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Devletin kurumları halkına, doğaya, çevreye, tarım alanlarına, yurttaşların geleceğine ilişkin sorumluluklarını bir kenara bırakmış, rant peşinde koşan çevrelerin taleplerini nasıl yerine getireceği derdine düşmüştür. Ancak İnciraltı sahipsiz değildir, her adımı takip edeceğimizi ve mücadeleyi sürdüreceğimizi kamuoyuna bildiririz.”







