Çevrecilerden ÇED olumlu kararın iptalı davasına destek: 100 İzmirli 10 avukatla davaya müdahil oluyoruz!

Çevrecilerden çed olumlu kararın iptali davasına destek: 100 İzmirli 10 avukatla davaya müdahil oluyoruz!

Çevrecilerden ÇED olumlu kararın iptalı davasına destek: 100 İzmirli 10 avukatla davaya müdahil oluyoruz!
05 Ekim 2020 - 14:51

İZMİR GÜNDEMİ - Aylin Bayram\ İzmir'in en önemli su havzalarından olan Efemçukuru’nda, Kanadalı TÜPRAG şirketi tarafından 9 yıldır işletilen altın madeninin kapasitesinin artırılması için verilen olumlu ÇED raporunun iptali için İZSU tarafından açılan davaya çevreciler müdahil oldu. 16 Ekim tarihinde olacak davanın keşfi için “Efemçukuru El Ele Hareketi” 100 gönüllü ve 10 avukat ile davaya destek vereceğini açıkladı. 

İzmir’in Menderes İlçesi’nde bulunan Efemçukur’unda Kanadalı Şirket TÜPRAG’ın altın madeninin 2.5 kat arttırılması için çıkarılan ÇED olumlu raporuna “Efemçukuru El Ele Hareketi” müdahil oldu. Basın toplantısına katılım gösterenler Belediye Başkanları Cemil Tugay ve Halil Arda, İlçe Başkanları  katılım  gösterdi. Basın konuşmasını Efemçukuru için El Ele hareketi sekreteri Barış Özel yaptı. Özel: biliyorsunuz. Şirket simdiye kadar yarattığı kirlilik ve risk yetmiyor gibi bir de kapasitesini 2,5 kat artıracak, bunun için ÇED olumlu kararı aldı.  16 Ekim'de bu davanın keşfi var. Bizler İzmir'in yüzü 100 İzmir'li 10 avukatla bu davaya müdahil oluyoruz,  İZSU’nun yanında yer alıyoruz” dedi. 

“Altın işletmesine asıl karşı çıkma nedenimiz ağır metaller”
Özel’in çevreciler adına yaptığı açıklama şöyle;

 “Efemçukuru'nda kaya arsenikten zengin. Orada değil altın madeni taş ocağı bile açılamaz, çünkü bu madencilik etkinlikleriyle ağır metal içeren minerallerin suda çözünürlükleri artıyor ve yeraltı sularının kirlenmesi kaçınılmaz oluyor. Cevher ayrıştırıldıktan sonra geriye kalan ezilmiş ufalanmış parçalanmış öğütülmüş atık toprak ağır metallerce zenginleşmiş olacağından hem yüzey hem yeraltı suları ve hem de çevredeki tarımsal toprağın kirletilmesi için önemli risk oluşturuyor. Ayrıca cevheri zenginleştirmekte kullanılan notasyon ( yüzdürme) ve kalsinasyon ( kavurma) işlemleri sırasında azot bileşikleri havaya karışıyor ve asit yağmurları olarak civara yağıyor. Asit yağmurları da topraktaki ağır metalleri çözüyor ve suyun, toprağın kirlenmesine neden oluyor. Yani milyonlarca yıldır doğayla barışık, sessiz yaşayan ağır metaller hareketlendiriliyor, uyuyan canavar uyandırılıyor. Yani bizim altın işletmesine asıl karşı çıkma nedenimiz ağır metaller.

Bu ağır metaller ( arsenik, çinko, kurşun, demir) vücuttan atılamıyor, birikerek farklı sistem kanserlerinden nörolojik bulgulara, anemiden anomalili bebeklere pek çok hastalığa neden oluyor. Ağır metallerin dünya kabuk ortalamasının çok üstüne çıktığı yani yarattığı kirlilik 2015 yılındaki keşifte DEÜ bilirkişilerinin raporlarıyla kanıtlanmıştı. Keşif sırasında kuru atıktan alınan örnekte bulunan sülfür ve ağır metal konsantrasyonlarından As, Cd, Cu, Pb, Mn, Ni, Se, S, Zn elementlerinin DKO seviyelerini aştığı, bu elementler arasında As, Cd, Cu ve Zn elementlerine ait değerlerin ÇED raporları içeriğinde belirtilmiş seviyelerin üzerinde olduğu, özellikle Cd (1397 ppm) ve Cu (7806 ppm) metallerinin DKO değerlerinin çok üzerinde olduğu...." belirtilmişti. Bu 5 yıl içinde kirlilik mutlaka daha da artmıştır. Ayrıca şu fakiri İzmir'de 300.000 kişinin su ihtiyacım karşılayacak Çamlı barajı madenin hemen yanında diye yaptırılmıyor ( ki bu baraj kendi cazibesiyle sulayacak) ta Gördes ten su getirilmeye çalışılıyor. 

Su hayattır, bütün yurttaşların sağlıklı temiz suya ulaşma hakkı vardır. Bu hakkımız için bu davada
İZSU'NUN YANINDA YER ALIYORUZ
Altıncı şirket güzel kentimizi terk edene kadar suyumuzu, toprağımın, yani geleceğimizi koruma mücadelemiz sürecek.

YORUMLAR

  • 0 Yorum