ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ-Türkiye’de boşanma oranları, TÜİK verilerine göre son 5 yılda yüzde 16,5’lik bir artış yaşadı. Boşanmaların arttığı bu dönemde kadınların boşanma aşamasında ve sonrasında hem toplumsal olarak hem de ekonomik olarak yaşadıkları sorunlara ilişkin konuşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, kadınların yaşadığı en büyük sorunun barınma ve ekonomik özgürlük olduğunu dile getirdi.

EN BÜYÜK SORUN BARINMA VE EKONOMİK ÖZGÜRLÜK!
Kadınların boşandıktan sonra yaşadığı sosyal ve ekonomik problemlere değinen Osmanoğulları, “Kadınların boşandıktan sonra en büyük sorunu barınma ve iş, yani ekonomik özgürlük sorunu. Bu yüzden kadınlar yıllarca boşanamıyor, yıllarca her türlü şiddete boyun eğiyor. Kadın boşanmaya karar verdiğinde son raddeye gelmiştir; hiçbir kaçacak yeri kalmamıştır. Barınma ve ekonomik özgürlüğünü hallettikten sonra boşanmış kadın ikinci sınıfa düşüyor. Bu da kadınları psikolojik olarak çok etkileyen bir şey. Mahallede komşun, yakın akrabaların sana bir eksik, kusurluymuşsun, acınılacak bir insanmışsın gibi bakışları değişebiliyor. Bu yüzden kadınlar boşandıktan sonra bunları yaşayabiliyor” dedi.
“BÜTÜN BUNLAR YEREL VE MERKEZİ YÖNETİMLER TARAFINDAN ÇOK KOLAY HALLEDİLEBİLECEK ŞEYLER”
Osmanoğulları, konuşmasının devamında kadınların yerel ve merkezi yönetimlerden yeteri kadar destek görmediğini dile getirerek şu ifadeleri kullandı:
Boşanmış kadınlar için İzmir’de hiçbir kamu kurumunda yeterli destek olmuyor. Aslında boşanan kadınların ekonomik özgürlüğü de yoksa, çocuklarıyla birlikte hem yerel yönetim hem de merkezi yönetimin bu kadınları sahiplenmesi gerekiyor. Nedir bu sahiplenme? İstihdam ve barınma. En azından yeteri kadar ekonomik özgürlüğünü kazanana kadar ev kirasının karşılanması; bu, kaymakamlar ve belediyeler tarafından yapılması gereken bir şey. Sosyal devlet anlayışında bu böyle. Ama ne yazık ki bu ya hiç olmuyor ya da çok komik rakamlarda sosyal yardım yapılıyor kadınlara. Bunun dışında biz hep şunu söylüyoruz: Yerel ve merkezi yönetimler iş birliği yaparak, hayatında hiç çalışmamış bir kadının bile meslek edinebileceğini söylüyoruz. En sıradan örnek vermem gerekirse, bundan birkaç sene önce sığınma evinden çıkan boşanmış kadınlara kaymakamlık aracılığıyla okullarda hizmetçi olarak çalışma imkânı sağlıyorduk. Hem Millî Eğitim’in eksiği gideriliyordu hem de kadınlar bir istihdam edinmiş oluyordu. Bütün bunlar hem yerel yönetimler hem de merkezi yönetimler tarafından çok kolay halledilebilecek şeyler. Kesinlikle İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olmasına rağmen, bu destek karşılanmıyor. Karşılansa bile o kadar komik rakamlar ki, mümkün değil güncel hayatın olağan akışındaki gerçek rakamlarla örtüşmüyor. Ülkemizde zaten çok ciddi bir işsizlik ve yoksulluk sorunu var genel anlamda. Ama bu işsizlik ve ekonomik sorun, kadınları 3-4 kat daha fazla etkiliyor. Bu durum kadının evin içinde daha fazla şiddete maruz kalmasına sebep oluyor. Ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınlar, o şiddet sarmalının içinde çocuklarını büyütüyorlar. Ekonomik bağımsızlık bu konuda çok önemli. Ekonomik özgürlük, bu noktada kadın cinayetlerini bir noktada engelleyebilecek bir durum.
“BUNA DA KARŞI GELİP KIYAMETİ KOPARIYORLAR”
Sürekli tartışmalarla gündeme gelen nafaka konusuna ilişkin konuşan Osmanoğulları, “Nafaka aslında evlilik birliği içerisinde, o evlilik bozulduğunda hangi taraf yoksulluğa düşüyorsa bu bazen erkek de olabilir o tarafa verilir. Ama bizim ülkemizde kız çocukları okutulmadığı veya iş hayatına atılmadıkları için genelde kadınlar, evlendiklerinde çalışmayan, işsiz olan taraf olduklarından dolayı boşanma gerçekleştiğinde de kadınlar yoksulluğa düşüyor. Doğal olarak da erkekler nafaka ödüyor. Bu nafakalar da çok komik. Günümüzün koşullarında bin lira, iki bin lira; gerçekten kadının hayatını sürdürebileceği rakamlar değil. Buna da karşı gelip kıyameti koparıyorlar” diye konuştu.
“BOŞANMA SÜRECİ KADINLAR İÇİN ÇOK YIPRATICI GEÇİYOR”
Kadınların boşanma aşamasında yaşadıkları zorluklara değinen Osmanoğulları, “Kadınlar boşanmaya karar verdiklerinde, bu o kadar kolay olmuyor. Diyelim ki çekişmeli bir davaysa, avukat tutmak gerekiyor ve avukat fiyatları çok pahalı. Bunun dışında barodan ücretsiz avukat talep edilebiliyor ve bu süreçler çok uzun yılları alıyor. Kadınların o boşanma sürecinde her bir şeyi elde etmesi için ayrı ayrı mücadele etmesi gerekiyor. Özellikle çekişmeli boşanma döneminde erkekler inanılmaz çirkinleşebiliyor. Ellerinden gelen bütün kötülüğü yapabiliyorlar. O kadınları ve öz çocuklarını nasıl gözden çıkardıklarını, nasıl onları ekonomik anlamda ortalıkta bırakmaya çalıştıklarını tanık oluyoruz. Erkeklerin gerçek anlamda o yüzleri, çekişmeli boşanma aşamasında çıkıyor ve akla hayale gelmeyecek iftiraları bile atmaktan çekinmiyorlar. Bu yüzden boşanma süreci kadınlar için çok yıpratıcı geçiyor ve bu durum çocukları da etkiliyor” diye konuştu.
“İLGİLİ MAKAM VE KURULUŞLARI ARAYARAK DESTEK OLUYORUZ”
Platform olarak yaptıkları çalışmalardan bahseden Osmanoğulları, “Bizim platform olarak bir başvuru karşılama hattımız var, 7/24 çalışıyor. Normalde biz şiddet mağduru ve cinayet davalarına bakıyoruz; çocuk istismarı ve çocuk cinayeti davalarına bakıyoruz. Ama boşanmış kadınlar da bizi arayabiliyorlar. “Ben boşandım, ekonomik olarak durumum iyi değil, herhangi bir yerden destek almak istiyorum” dediğinde biz, aradığı il/ilçenin kaymakamlıkları, valilik ve belediyelerini arıyoruz ve onlarla sürekli iletişimde kalarak ekonomik destek almasını sağlıyoruz. Ya da diyor ki: “Ben psikolojik olarak kötüyüm, psikolojik destek almak istiyorum.” Biz yine ilgili makam ve kurumları arayarak destek oluyoruz Bizim ülkemizde boşanmalar çok zor süreçler ve boşandıktan sonra da toplumun bakış açısı değiştikten sonra kadınlar çok zor zamanlar yaşıyor. Biz bu arkadaşlarımıza “Asla yalnız yürümeyeceksin” diyerek, onların talepleri doğrultusunda bazen kendi gönüllü psikologlarımız ile destek almalarını sağlıyoruz” dedi.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE VURGU
Osmanoğulları konuşmasının sonunda İstanbul Sözleşmesi’nin önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
Bu ülkede kadınların gerçekten boşanması çok zor ve giderek de bunu zorlaştırıyorlar. Tüm bunların önüne geçmek için İstanbul Sözleşmesi’nde diyor ki: “Kız ve çocuklarını okutun, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayın, kadınların iş hayatına atılmasını sağlayın.” Eğer ki bu ülkede kadınların gerçekten ekonomik özgürlükleri olursa, şiddet sarmalının içinde kalmayacaklar ve o şiddet sarmalına “hayır” diyecekler.






