ÖMER FARUK ALTIN/EGE’YE BAKIŞ - İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne (İzBB) ait Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesinin ardından İzBB Başkanı Cemil Tugay öncülüğünde başlatılan nöbetin beşinci gününde de devam ediyor. Nöbetin beşinci gününde destek ziyaretine Eskişehir’den Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç geldi. Bugün nöbet sırasının olduğu ilçeler olan Buca ve Selçuk örgütlerini alanda ziyaret eden Başkan Tugay ve Ataç ardından açıklamalarda bulundu. Başkan Tugay burada yaptığı açıklamada: “HEM ATATÜRK’ÜN MİRASI HEM DE DÖKÜLEN KANLARDAN DOLAYI ÇOK DEĞERLİ BİR YER” Başkan Ataç burada yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bu, aynı zamanda biliyorsunuz Türkiye'deki bütün statların değişmesine neden oldu. Yani milyarlarca lira para harcandı statlara. Neden? Atatürk ismini silebilmek için. En son Eskişehir'deki stadı da ona benzer bir işleme tabi tutmaya çalışıyorlar ama buradaki konu o kadar önemli ki... Bildiğim kadarıyla 9 Eylül'de iki tane askerin şehit olduğu bir nokta burası. Ve hem tarihi değeri hem Atatürk'ün mirası olması hem de o gün dökülen kanlardan dolayı çok değerli bir yer. Ben bu davanızda başta Başkanımız, Şehir Başkanımız olmak üzere bütün İzmir halkının yanındayım. Sonuna kadar hukuki mücadeleler sürecek. Günün birinde doğru kararlar çıkacağına inanıyorum. Yolumuz açık olsun arkadaşlar” dedi. “BU BİR HUKUKSUZLUKTUR” Buca Belediye Başkanı Görkem Duman ise, “Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün İzmirlilere miras bıraktığı bu tarihi yapı, bir anda böyle vakıflara devredilmesi kabul edilemez. Bu bir hukuksuzluktur. Burada yüz binlerce vatandaşımız, gencimiz, kadınımız burada meslek sahibi oldular. Ve ailelerine ekonomik olarak katkı sağladılar, kendi geleceklerini şekillendirdiler. Bugün de Büyükşehir Belediye Başkanımızla birlikte Buca'da üretici kadın pazarını gezerken birçok kadının burada Meslek Fabrikası'ndan meslek sahibi olup orada ürettikleri ürünleri satmalarının sebebinin kaynağı buradaki Meslek Fabrikası'ndaki almış oldukları eğitimden kaynaklı. Yani yüz binlerce insanın hayatına dokunan böylesine kıymetli bir yapı bir anda gelinip de burada vakıflara devredilmesi gerçekten İzmirliler için kabul edilebilir bir durum değil. Biz umarız bunun en yakın zamanda tekrardan İzmirlilere, İzmirli gençlere ve İzmirli kadınlara ve hayatlarını tekrardan burada bir meslek sahibi edinmeleri şeklinde geri dönmesi noktasında olmasını umuyoruz. Teşekkür ederim” diye konuştu. “GÖSTERDİĞİMİZ ÇABA KARŞILIĞINI BULMUŞ” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise şu ifadeleri kullandı: Ne yazık ki başladığımız noktada duruyoruz. Yani Meslek Fabrikası şu anda halen polislerin çevirdiği barikatlarla kapalı durumda. İçeride belediyenin yüz milyonlarca liralık malzemesi ve şeyleri de var tabii... Yani çalışan insanların özel eşyaları da var. Görkem Başkan anlattı, bugün ben de Buca'daydım beraber dik. Ve Şirinyer'de önce işte orada yeni yapılmış bir çalışma vardı ona bakmaya gittiğimde epeyce bir vatandaş yolumu kesti. Yani iki kişiden birisi o kadar çok mutlaka bu yaşanan durumla ilgili ne kadar üzüntülü olduklarını, ne kadar bu tablodan rahatsız olduklarını söylüyorlar. Yani oraya gelemesek de değişik şekillerde işi olan, işte rahatsızlıkları olan, yaşlı olan insanlar var ama 'haklı olduğunuzu biliyoruz, desteğimiz sizinle' diyorlar. Biz anlıyoruz ki burada yapmaya çalıştığımız şey, yani burada yaratılmış bu haksız durumla ilgili olarak insanlarda bir farkındalık, bilinçlenme için gösterdiğimiz çaba karşılığını bulmuş. Yurttaşlarımızın çoğu, pek çoğu bu olayın ne kadar yanlış bir şey olduğunu, olay olduğunun farkındalar ve belediyenin tarafındalar. Çünkü onlar biliyorlar ki belediye İzmir'in belediyesi, belediyenin mülkü İzmir halkına ait mülkler ve gerçekten çok iyi hizmet veren bir birim vardı burada. Yine Görkem Başkan'ın söylediği gibi bugün en az bir üç-beş kişi de burada Meslek Fabrikası'nda eğitimler aldıklarını söylediler. Bir tanesi de şunu söyledi, orada gerçekten yüreğim sızladı: 'Biz' dedi 'orada malzemelerimiz vardı' dedi. 'Kursa almaya devam ediyordum' dedi. 'Yani o malzemelerimizi de alamadık' dedi. 'Onu da içeride rehin tutuyorlar' dedi. “ASLA NORMAL GÖRÜLMEYECEK” Bir devlet kurumunun başka bir devlet kurumuna yapması asla normal görülmeyecek ve daha önce birkaç defa söylediğim gibi yani Türkiye tarihinde ilk defa gerçekleşmiş hem idari olarak hem hukuki olarak inanılmaz yanlış bir hareket bu. Yani devletin bir kurumu belediyeye ait bir tesisi bu şekilde polisle şey yapamaz, işgal edemez, bu şekilde kullanımdan alıkoyamaz. Yani devlet malları öyledir ki devlet mallarını mesela yediemine falan veremezler, yani kamu malları böyledir. O yüzden içerideki belediyeye ait malzemeleri de şu anda çıkaramıyorlar. “ZARAR VERİLECEĞİNDEN ENDİŞE EDİYORUZ” Biz dün bir mahkeme heyetiyle beraber tespitlerde bulunduk biliyorsunuz. Geçmiş yıllarda İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin restorasyon amaçlı ve binanın kullanımıyla ilgili hizmetin sağlanmasını amaçlayan pek çok yatırımı var, pek çok içeride yaptığı iş var. Bunların tespitini gerçekleştirdik, bunlar kayıt altına alındı çünkü bunlara zarar verileceğinden endişe ediyoruz. Diğer taraftan bunlarla ilgili maddi ve manevi haklarımızı her zaman koruyor olacağız ve talep ediyor olacağız. “İÇERİDE REHİN TUTUYORLAR” Ama işin insani boyutu var, o insani boyutta da şu var: Çalışanların özel eşyaları ve burada kurs görmekte olan insanların kullanmakta olduğu malzemeler de şu anda ne yazık ki rehin tutuluyorlar içeride. Ve bunu da daha önceden de söyledim, İzmir'in tarihine bir utanç olayı olarak, bir utanç vakası olarak geçti bu olay. Ne yazık ki Türkiye'de ilk defa oldu ama ne yazık ki Türkiye'de hiç olmaması gereken bir şehirde, İzmir'de bu olay gerçekleşti. Türkiye'nin başka yerlerinde de vakıflar kamu mallarına el koyuyorlar ama bunların hiçbirisi bu kadar manevi değeri yüksek yerler değil. Biz buradan herhangi bir para kazanmıyorduk biliyorsunuz, tamamen ücretsiz bir kamusal hizmet görülüyordu ama mesela Yerebatan Sarnıcı'nda İstanbul'da yani çok ciddi bir gelir de elde ediyordu belediye ondan da ettiler... Galata Kulesi'ni, Gezi Parkı'nı falan buraları maalesef yani bizce haksız gerekçelerle şey yaptılar, el koydular buralara da. Ama burada bu binaları yapan vakıflar değil. Bu binaların bu hale gelmesinde vakıfların hiçbir katkısı yok. Bütün yatırım İzmir Belediyesi tarafınca yapılmış” “HİÇBİR ZAMAN BAŞKA BİRİSİNE VERMEYİ DÜŞÜNMEDİK” Askeri cuntanın kararı ve geçici olarak kullanılmış bir şeydir. DGM olduğu dönemde de burada pek çok insanın hayatına acı yüklemiş bir, aynı zamanda bina haline gelmiştir ama DGM’nin çıkmasından sonra burasını bir de harap hale getirdiler. Ondan sonra belediye çok ciddi paralar harcayarak burayı restore etti ve tertemiz bir iş için kullanmaya başladı. O da insanların iş sahibi olması, meslek öğrenmesi, onların eğitimi için kullanılan bir tesise dönüştü. 2017’den beri, 9 yıldır burası meslek fabrikası olarak kullanılıyor. Başka hiç kimse hiçbir amaçla kullanmadı. Biz hiçbir zaman bir başka birisine vermeyi ya da başka bir amaçla kullanmayı düşünmedik. Yani sadece İzmir’de değil, Türkiye’de de bu anlamda en değerli hizmet veren yerlerden biriydi. “TEPKİMİZİ GÖSTERMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Başladığımız noktada olduğumuzu söyledim. Hukuken yaptığımız girişimlerin bir sonuç vermesini umuyoruz ama açıkçası bugüne kadar yapılmış müdahalelere bakınca kısa vadede olumlu bir sonuç alamayacağız gibi görünüyor. Ama tepkimizi göstermeye devam edeceğiz. TUGAY’DAN ATAÇ’A TEŞEKKÜR! Bu esnada işte bizi ziyarete gelen pek çok kişiden birisi oldu Ahmet Ataç Başkanımız Tepebaşı’ndan geldi sağ olsun. Kendisi yanımda ve onun huzurunda bir konu için tekrar teşekkür etmek isterim. İzmir depremi olduğunda, 30 Ekim 2020 İzmir depremi olduğunda ben Karşıyaka Belediye Başkanı’yken beni ilk arayan belediye başkanımızdı Ahmet Başkan. Ve şöyle söyledi; yani "Biz" dedi "hemen geliyoruz" dedi. "Hemen geliyoruz, sadece ona haber vermek için aradım" dedi ve aynı gece arkadaşlarıyla, ekipleriyle beraber geldiler. Haftalarca kaldılar ve bulundukları süre içerisinde bir mutfak kurdular, kurduk beraberce bir aşevi gibi. Devamlı yemek çıkardılar, onu insanlara dağıttık. Malzeme getirdiler, pek çok malzeme. Ben "Ahmet abi" diyorum Ahmet Ataç Başkanıma. Ahmet abinin ve arkadaşlarının o kadirşinaslığını, o yardımseverliğini hiçbir zaman unutmadım. O duyarlılıkla yine bugün burada yanımızda olduğu için çok teşekkür ediyorum kendisine ve onun nezdinde Eskişehir halkına, Tepebaşı halkına selamlarımızı gönderiyoruz, sevgilerimizi gönderiyoruz.Ahmet abinin dediği gibi Eskişehir ve İzmir kültürel açıdan, dünyaya bakış açısı açısından, eğitim açısından pek çok açıdan şey gibidir; yani kardeş şehirlerdir. Ve biz de Eskişehir’de ne zaman olsak kendimizi evimizde hissettik, onlar da ne zaman gelse bir kardeşimizi, akrabamızı görmüş gibi yakın hissettik. Onun için tekrar yürekten teşekkür ediyorum bugün burada olduğu için. “BU AYIBI FARK ETMELERİNİ DİLİYORUM” Bu insanların, bizim vatandaşın, halkın sesinin duyulmasını, duygusunun anlaşılmasını bekliyoruz. O duyarsız, duvar gibi olan, yani devleti yönetmekten ne yazık ki adaletle yönetmekten aciz diyebileceğim insanlar bu yanlışı derhal durdurmalılar. Ve tekrar burada en azından mahkeme sonuçlanana kadar devam eden bir mahkeme var mülkiyete dair, açtığımız dava var. O dava sonuçlanana kadar burada hizmetin verilmesine engel olmamalılar. Bu ayıbı temizlemek zorundalar. Bu ayıbı devam ettirmeye çalıştıkları süre boyunca büyüyen bir tepkiyi görmeye devam edecekler. Bunu fark etmelerini diliyorum. “ELLERİNDEKİ 3 BİN 500’Ü DÜZGÜN KULLANMAYI ÖĞRENSİNDİR” 3500 tane mülkü var, gayrimenkulü var Vakıfların İzmir’de. 3501’inciye ihtiyaçları yok. Ellerindeki 3500’ü önce düzgün kullanmayı öğrensinler. Önce o gasp ettikleri binaların pek çoğunda bugün bomboş, atıl durumda olan o binalarda hizmet üretsinler. Yani gerçekten İzmir’e hizmet etmek istiyorlarsa onları önce bir şeye, kullanıma açsınlar ya da kiraya verip de parayı alamadıkları, para almayı başaramadıkları yerlerden bir kira almayı başarsınlar, ondan sonra gelip de İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mülklerine çökmeye çalışsınlar. Bunu kabul etmeyeceğiz. Buna itirazımız bütün kuvvetiyle devam edecek. Yani burada gerçekten edebimizle, devlete olan saygımızla demokratik tepkimizi gösteriyoruz. Bundan sonra bu çizgide devam edecek.Belediye hizmetlerimizde hiçbir aksama olmayacak. Bugün ben bütün gün belediyedeydim, bütün gün Buca’da belediyemizin yaptığı çalışmaları şey yaptık beraberce değerlendirdik. Çok güzel işler yapıyor arkadaşlarımız. Hepimiz gerçekten bu şehre aşığız, çok seviyoruz. Ama burada hiç kimsenin İzmir’in hakkını yemesini kabullenmiyoruz, kabullenmeyeceğiz. Onun için bu şehrin evlatları olarak, bırakın belediye başkanlığını, bu şehrin evlatları olarak bu dik duruşumuz sonuna kadar devam edecek diliyorum ve hayal ediyorum, inanıyorum halkımızın talebini daha da yüksek sesle dile getirmesiyle birlikte bu insanlar da akıllarını başlarına toplayacaklar ve bu yanlışı durduracaklar. Çok teşekkür ederim” “İP ATMA DİYE BİR ŞEY YOK” İzmir Büyükşehir Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonu’nun Buca Cezaevi Planlarının iptal edilmesi için öneri vermesine ilişkin konuşan Başkan Tugay şu ifadeleri kullandı; “Yani ip atma diye bir şey yok. İp atamayız çünkü biz kamu yöneticileri ya da kamu kurumları birbiriyle devamlı beraber çalışması gereken kamu kurumlarının böyle keyfi olarak birbirinin iplerini atma gibi bir hakkı yok. Öyle bir şey değil ama o planla ilgili gerek kamuoyundan yükselen tepkiler gerek insanların beklentileri, yani anladık ki şey yapmıyor, yani beklentileri karşılamıyor. O nedenle yeni bir plan çalışması yapmayı da düşündük. Şu an için yapılmış planın iptal edilmesinin doğru olduğu kararına vardı İmar Komisyonumuz ve bu karar pazartesi günü Meclis’e sunulacakEge'ye Bakış
Güncel
Yayınlanma: 10 Nisan 2026 - 19:31
Başkan Tugay'dan Buca Cezaevi açıklaması: Beklentiyi karşılamıyordu…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ‘Meslek Fabrikası’ önünde başlattığı nöbetin beşinci gününde Buca Cezaevi planlarının iptal önerisine ilişkin konuştu.
Güncel
10 Nisan 2026 - 19:31









