ÖMER FARUK ALTIN / EGE’YE BAKIŞ – Geçtiğimiz günlerde Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin mezuniyet töreni gerçekleşti. Gerçekleşen tören, duygusal ve anlamlı anlara ev sahipliği yaptı.
Törende dikkat çeken anların başında fakülte birincisinin açıklanması ve yaptığı konuşma yer aldı. Derslerinde gösterdiği başarıyla fakülte birincisi olan 48 yaşındaki Esra Koçak’ın ‘kadın cinayetleri’ konusunda yaptığı konuşma törende büyük bir alkışla destek gördü.
Mezuniyet töreninin ardından Ege’ye Bakış’a konuşan Koçak, üniversiteye kayıt olma motivasyonunu, yaşadığı 4 yıllık süreci anlatarak hem gençlere hem de yaşı ilerlemiş ve hayata geç kaldığını düşünen tüm insanlara anlamlı mesajlar verdi.
44 yaşında üniversiteye başladığını ve 48 yaşında mezun olduğunu dile getiren Koçak, ikinci üniversitesini okuduğunu ifade etti. 2004 doğumlu bir kızı olduğunu ve dört gün önce de yine Ege Üniversitesi’nden kızının mezun olduğunu dile getiren Koçak, büyük bir gurur yaşadığını söyledi.
Üniversite okuma konusundaki motivasyonunu ve arkasındaki derin hikayeyi anlatan Koçak, 2019 yılında kız kardeşinin, erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek mezuniyetini, hayatı ve hayalleri çalınan tüm kadınlara armağan etti.

“BU BÖLÜME GİRMEM VE BU KONUŞMAYI YAPMAM TESADÜF DEĞİL, TEK HEDEFİM BUYDU”
Koçak konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“2019 yılında kız kardeşimi kadın cinayeti nedeniyle kaybettim. O haberleri hep televizyonda görüyor, şiddet olaylarını duyuyorduk ama onlar hep başkalarının başına geliyordu. Bir gün o "başkasının" kendimiz olacağı hiç aklımıza bile gelmezdi. Bu nedenle önce Adalet bölümünü yazıp oradan Hukuk'a geçiş yaparak kadın hakları ve kadına yönelik şiddet konusunda gönüllü avukatlık yapmayı, kadın cinayetleri ve çocuk istismarı üzerine destek vermeyi düşünüyordum. Fakat Adalet bölümünden Hukuk'a geçişin kapandığını öğrendim. Zaten Hukuk da beni o süreçte psikolojik olarak biraz zorlayabilirdi; çünkü kendimi yoğun bir çalışmaya çok hazır hissetmiyordum.
Sonra Gazetecilik bölümünün puanıma uygun olduğunu görünce Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nü tek tercihle yazdım. Okula başladığım andan itibaren tek amacım gerçekten birinci olup mezuniyet konuşmasını yapmaktı. Buraya girmem de o konuşmayı yapmam da tesadüf değildi; tek hedefim buydu.
Kadınların şiddet haberlerinde uğradığı hak ihlallerini biz de bizzat yaşadık. Bilgimiz dahilinde olmayan birçok şey yazıldı, çizildi. Yapılan bu hak ihlalleri, zaten acısı olan bir insanı daha da fazla incitiyor. Bu konuda yapılan hataların üzerine gidebiliriz ya da yüksek lisansta kadın çalışmaları üzerine çalışabilirim diye düşündüm. Okula giriş hikâyem ve asıl düşüncem buydu”
“Z KUŞAĞINDA İLİŞKİLER ÇOK DEĞİŞKEN OLABİLİYOR”
Okurken yaşından dolayı çekinceleri olduğunu dile getiren Koçak, yaşadığı 4 yıllık eğitim sürecine de değindi. Koçak, arkadaşlık kurup kurmama konusunda çekinceleri olduğunu belirterek, “Tabii okurken şöyle bir durum gelişti. Kendi durumunu ve statünü, tam olarak nerede duracağını bilemiyorsun. "Çocuğum yaşındalar; ben onlarla mı arkadaşlık edeceğim, hocalarla mı? Teneffüste kimin yanına gideceğim?" diye düşünüyordum. Bir yandan da, "Onlar genç. Yanlarına gidersem rahatsız olurlar mı acaba? Konuşacak özel şeyleri vardır, benden dolayı çekinirler mi?" diye ilk başta biraz çekimser davrandım.
Ama muhtemelen sınıfta birçok kişiyle en fazla diyaloğu olan insanlardan biri oldum. Çünkü üzülerek söylüyorum, Z kuşağında ilişkiler çok değişken olabiliyor. Gözlemlediğim şeylerden biri buydu. Evet, hızlı bir sosyal medya kullanımı ve sürekli tüketilen bir gündem var. Bu tüketim de bizim dönemimize göre arkadaşlık ilişkilerine biraz olumsuz yansımış gibi geliyor bana” dedi.
“ONLAR DİJİTAL YERLİLER, BEN DİJİTAL GÖÇMENİM”
Teknolojiyle ilgili zorluklar yaşamaktan da çekindiğini ama bunları süreç içerisinde aştığına değinen Koçak, “Onlar "dijital yerliler", ben ise aralarına bir "dijital göçmen" olarak girdim. Evet, bu konuda zorlandım ama yine de vazgeçmedim. Beni en çok korkutan ise Tolga Hoca'nın dersleriydi. Her dönem başında korkup, "Ah, ne yapacağım?" diyordum; dönem sonunda ise, "Aslında bir şey yokmuş, hallettik," diyebiliyordum. Hatta Tolga Hoca'nın dersinde bile benden destek isteyen arkadaşlar oldu. Ben de onlara, "Onu yapmayın arkadaşlar. Ben dijital göçmenim," dedim. Sonuçta internet ülkeye geldiğinde ben ilk üniversitemde okuyordum. O dönemde bizde MS-DOS vardı.
Şimdi her şey çok daha hızlı akıyor. Zaman da gençler için çok hızlı geçiyor. Bu konuda zorlanacağımı düşünüyordum ama arkadaşlık ilişkileri açısından hiç tanımadığım insanlara not paylaşımı ve yardımlaşma konusunda elimden geleni yapmak istedim. Bu benim tercihimdi. Amacım insanların zihninde hoş bir seda, güzel bir anı bırakabilmekti. Umarım faydalı olabilmişimdir” şeklinde konuştu.
“ÜÇÜNCÜ ÜNİVERSİTEYİ NEREDE OKUYORUZ DİYE ŞAKALAŞIYORUZ”
Kendisine yönelik bu süreçte ‘Neden okuyorsun abla’ gibi çeşitli sorular yöneltildiğini belirten Koçak, ‘okumanın yaşının olmadığını ve asıl sorunun ‘neden okumuyoruz’ olduğuna dikkat çekti.
Koçak şunları söyledi:
“Bunun esprisini sınıfımızda da yapıyoruz. İkinci üniversitesini bitirmiş bir arkadaşımız daha var. Kendi aramızda, "Üçüncüyü nerede okuyoruz?" diye şakalaşıyoruz. Ömür boyu öğrenmek kadar güzel bir şey yok. "Bu yaştan sonra ne öğrenebilirim?" demek bile çok ayıp. Ben Gazetecilik bölümünde kelime dağarcığımı ve bakış açımı geliştirdiğimi, hayata dair bazı kalıpları yıkabildiğimi gördüm. "Bu yaştan sonra bir şey değiştirilebilir mi?" Evet, değiştirilebilirmiş. Bunu fark ettim.
Bana, "Neden okuyorsun abla? Bana garip geliyor," diyenler oldu. Ben de onlara şu cevabı verdim: "Bu soruyu yanlış kişiye sormuyor musunuz? Bence bu ülkede 'Neden okuyorsun?' değil, 'Neden okumuyorsun?' sorusu sorulmalı." Bizim cahil olma ya da cahil kalma gibi bir lüksümüz yok. Bu ülkeyi kolay kazanmadık. Hazıra gelmiş bir nesiliz. Asla olduğumuz yerde kalmamalı, hep bir adım ileri gitmeliyiz. Evde oturup, özür dileyerek söylüyorum, malum kadın programlarını izleyerek, dünyası dört duvardan ibaret olan; okumadan, anlamadan, araştırmadan, sadece elindeki telefon ve önündeki televizyondan hayatı anlamaya çalışan bir toplum olmamalıyız.
“HİÇBİR PLAN İÇİN GEÇ KALINMIŞ DEĞİLDİR”
Herkes okumalı, herkes araştırmalı. Bizim sınıfta Bülent abimiz var. Yanlış olmasın ama kendisi muhtemelen 82 yaşındaydı. O bile hâlâ bir şeyler için uğraşıyorsa umut var demektir. Hiçbir plan için geç kalınmış değildir ve gerçekten okumanın yaşı yoktur. "Acaba fiziksel ya da bilişsel olarak yeterli olabilir miyim?" diye kimse kendini sorgulamasın. Aziz Sancar'ın çok güzel bir sözü var: "Hedeflerinize giden yolda en büyük engel kendinizsiniz." Kendi sınırlarınızı aştığınız zaman gerçek başarıya ulaşabilirsiniz. Bu nedenle kimsenin kendi hedeflerinin önüne engel koymasını istemem”
“EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ KONUSUNDA SIKINTI YAŞADIM”
Eğitimde fırsat eşitliği konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını dile getiren Koçak, “Ben de bunun sıkıntısını yaşadım. Ben örgün öğretimde okuyan, aktif bir öğrenciydim. Herkesle aynı sınava girdim. Bahsettiğiniz "34 yaş üstü kadın kontenjanı" ise zamanında eğitim alamayan kadınlara tanınan ayrı bir hak. Elbette bu uygulamayı takdir ediyorum ama ben bu kontenjandan yararlanmadım. Diğer öğrencilerle aynı sıralamaya girdim, aftan da geri dönmedim. Fakat eşit muamele görmem gereken durumlarda yaşımdan dolayı çeşitli haklardan yararlanamadım. Örneğin Ulusal Staj Programı'na kabul edilmedim. ESHOT uygulamasında öğrenci olarak değerlendirilmedim. TRT'nin Geleceğin İletişimcileri Yarışması'na üç dakikalık kısa bir video göndermek istedim, yine yaşımdan dolayı kabul edilmedim. Yani rüştümüzü ispat etmiş olsak bile bazı haklara hâlâ ulaşamıyoruz. Bu da ciddi bir dezavantaj” diye konuştu.
“NE ZAMAN NOKTA KOYACAĞIMIZA ANCAK BİZ KARAR VERİRİZ”
Son olarak kız çocuklarına ve kadınlara seslenen Koçak şu ifadelerle konuşmasını noktaladı:
Umarım hiçbir kız çocuğumuz, hiçbir öğrencimiz eğitimdeki fırsat eşitsizliğinden dolayı mağduriyet yaşamaz. Şartlar zor, gelecek belirsiz. Elbette buna üzülüyoruz. Ama dediğim gibi, eğer azmimle bir kişiye bile örnek olabildiysem, bir kişiyi bile cesaretlendirebildiysem bu benim için büyük bir gurur kaynağıdır. Bundan sonra da yüksek lisansa kendi fakültemde devam etmek istiyorum. ALES sınavına girdim ve sonucunu bekliyorum. Ne zaman nokta koyacağımıza ancak biz karar veririz. Fiziksel ve bilişsel yeterliliğe sahipseniz bu konuda asla sıkıntı yaşayacağınızı düşünmüyorum. Tüm kadınlara mesajım budur.
Ege'ye Bakış







