ÖMER FARUK ALTIN/EGE'YE BAKIŞ-Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, “intihar ettiği ifade edilen oğlu Dorukhan Büyükışık’ın intihar etmediğini, İzmir’in ünlü ailelerinden Tanyer’e ait inşaat alanında çalışanlar tarafından öldürüldüğüne dair şüpheler olduğunu ifade etti.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Dorukhan Büyükışık’ın ölümünün cinayet olduğuna dair elde edilen bulguların ardından dosyayı yeniden açtı. Şantiye bekçileri; H.K., H.A., T.Ç., B.Ç. ve A.G. hakkında 'Kasten öldürme' suçundan müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Diğer yandan olay mahalinde bulunan 8 polis memuru hakkında da 'Görevi kötüye kullanma' suçundan başka bir dava açıldığı.
Bugün ‘Görevi kötüye kullanma’ suçundan açılan davanın ilk duruşması İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti. İki sanık duruşmaya katılm göstermedi. Müşteki Ethem Büyükışık, gizli tanıklarının olduğunu oğlunun hayatını kaybettiği gece şantiyede 30’un üzerinde polisin olduğunu daraltılmış baz kayıtlarının teslim edeceklerini söyledi. Bir sonraki duruşma 10 Ekim 2025 Cuma günü görülecek.
"SİGARA İZMERİTLERİNİN VE SİGARA KUTUSUNUN ESKİ OLDUĞU GÖRÜLDÜ"
Cinayetin yaşandığı tarihte olay yeri inceleme büro amiri olarak çalışan Atakan K., “13 Mayıs 2018 tarihinde grup amirim beni aradı. Şubemize olay aktarıldı. Karşıyaka’dan Narlıdere’ye tek başıma gittim. Ben olay yerine gittiğimde ekip arkadaşlarım, savcı ve adli tıp oradaydı. Ex şahsın olduğu yerde şerit vardı ancak inşaatın girişinde çekilip çekilmediğini hatırlamıyorum. Delillerin tamamı önce araca gelir eğer parmak izi tespit edilirse fotoğrafı çekilir. Sonra savcımızın bilgisi dahilinde müştekiye tespit edilir. Raporda da belirtildiği üzere hepsi yapıldı, bu genel bir prosedürdür buna ilişkin talimat vermeyiz. Hatırladığım kadarıyla ölen şahsın yakınında peçete vardı, sigara izmaritleri ve kutusunun tozlanmış eski olduğu görüldü. O nedenle alınmadı. Ölen şahsın yakınındaki peçeteyi ekibimiz aldı ancak alan açık ve çok fazla çöp vardı. Ben rahatsız olduğum için şahsın düştüğü yere çıkmadım ancak Musa E. Duygu Ö. ve Deniz A. oraya giderek fotoğraflama yaptı. Telefon da yukarıda bulundu, ekip aracına alındı. Parmak izi bakıldı. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
"ÖLEN ŞAHSIN ÇEVRESİNDE BULUNDUM"
Olayın yaşandığı tarihte olay yeri incelemede grup amiri olarak görev yapan Deniz A., “Olay yerine ekibim Duygu Ö. ve Musa E. ile gittim. Üstlerime de bilgi veririm. Olay yerinde çok fazla polis vardı. Ben gittiğimde cesede yakın yere şerit çekildiğini hatırlıyorum. Ekibim talimat olmadan gerekli ekipmanlara giyer ve çalışmalara başlar. Ölen şahsın çevresinde bulundum, ekipmanlarım ile yanına girdim. İzmarit ve sigara paketi alınmadı. Araç üzerinde parmak izi inceleme çalışması yapılması. Parlama ya da karanlık olsa da o fotoğraf silinmez. Anahtar üzerinden biyolojik swap alındı. Telefon için kimyasal tozlama yapıldı. Üzerime atılı görevi ihmal suçunu kabul etmiyorum” şeklinde konuştu.
"2021 YILINDA TALİMAZ ÜZERİNE KROKİ ÇİZİMİNE GİTTİK"
O dönem olay yerine giden polis memuru Duygu Ö., “Ekip şefim Musa E. ön bilgileri almaya gitti. Video çekimlerini ben yaptım, kamera çekimlerini Musa E. yaptı. Ölen şahsın etrafında şerit olduğunu, binanın girişinde şerit olup olmadığını hatırlamıyorum. 2018 yılından sonra bir daha olay yerine hiç gitmedim. 2021 yılında talimat üzerine kroki çizimine gittik” diye konuştu.
Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde o dönem görevli olan Fikret S., “Telsizden anons aldık, Halil A. ile olay yerine gittik. Biz oraya gittiğimizde iki ekip vardı ancak kim olduklarını hatırlamıyorum. Ben gittiğimde bizi bekçi karşıladı, rahmetlinin yanına götürdü. Güvenlik tedbirlerini, iki resmi ekiple birlikte çektik. Araç anahtarı ölen şahsın 15 metre gerisindeydi. Amirlerimiz ve savcı gelmeden işçilerle görüştük. Ben aslında olayın şüpheli olduğunu İsmail K.’ye söyledim ama o ‘Bu yüksekten düşme’ dedi. Aramızda başka bir konuşma geçmedi. Göreve ihmalle ilgili atılı suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.
"OLAY YERİNDE ÇOK FAZLA EKİP VARDI"
O tarihte olay yeri incelemede çalışan ekip şefi Musa E., “Olay yerinde çok fazla ekip vardı. Gerekli güvenlik alındıktan sonra bilgi aldık ve çalışmalara başladık. Sigara kutusu ve izmaritleri olayla ilişkili olmadığını düşündüğümüz için almadık. En önemli delilleri; anahtarı, telefonu aldık. Üzerime atılı suçları kabul etmiyorum” diye konuştu.
"ÖLÜ ŞEKLİNİ BOZMADIK, HİÇBİR EŞYAYA DOKUNMADIK"
Polis memuru Halil A., “Haber merkezinden anons geldi, biz de olay yerine gittik. Şeritleri resmi ekipten bir arkadaş ile çektik ve olay yerine hiç kimseyi sokmadık. Ölen kişinin ölü şeklini bozmadık, hiçbir eşyaya dokunmadık. Anahtar maktulün yanındaydı, telefon yukarıda. Anahtardaki amblemden aracın plakasına ulaşarak müşteki Ekrem Büyükışık’ı tespit ettik. Müştekiyi ben mi aradım başkası mı aradı bilmiyorum. İlk olay yerinde biz ve iki tane resmi ekip vardı. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum” şeklinde konuştu.
"48 ADLİ TIP PROFESÖRÜ SAHTE RAPOR TANZİM ETTİ"
Dorukhan Büyükışık’ın babası Müşteki Ethem Büyükışık, mahkemede konuştu. Büyükışık, “Yeni soruşturmalar başladı. Artık bu dava ‘şüpheli ölüm’ soruşturmasından çıktı. İzmir Adli Tıp Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tokdemir başta olmak üzere 48 adli tıp profesörü sahte rapor tanzim etti. Olay gününe dönecek olursak beni sabah Halil A. aradı. Benim adıma üç numara kayıtlı, tutturma oranı yüzde 33. Olay yeri evime 500-600 metre uzaklıkta. Yürüyerek gittim, arabanın şoför kapısı açıktı. Başında Halil A. ve İsmail K. vardı. ‘Başınız sağolsun’ dediler. Olay yerine baktığımda oğlum demirlerin arasında yatıyordu, ağlamış gözlerinde tuz vardı. Başı demirlerin arasındaydı, yüksekten düşen birisi bu şekilde düşmez. Ben hayatım boyunca yüzlerce bilirkişilik yaptım, görür görmez öldürüldüğünü anladım. Sonra gözlem ve keşif yapmaya başladım. 2,5 yıl boyunca elimizde olan olay yeri fotoğrafları kaçırıldı” dedi.
"ÖLDÜKTEN SONRA POLİSLER TAŞIYOR VE ÜSTÜNÜ BAŞINI DÜZELTİYOR"
“Dorukhan’ın 01.30’da öldürüldüğü kesinleşti” diyen Büyükışık, “Daraltılmış baz kayıtlarının raporunu aldık. O saatlerde kim oraya geldiyse size teslim edeceğiz. Buradaki sanıklardan da kim gelmiş gitmiş hepsini temizleyeceğiz. O gece orada 30’un üstünde polis memuru varmış. İnşaat sahibi firmasının sahibinin oğlu Taylan Tanyer de sahibi Münir Tanyer de o gece oradaymış. Önümüzdeki günlerde yapacağımız müracat ile onlar da dosyaya dahil edilecek. Dorukhan, öldürüldükten sonra 02.30’da polisler alıyor taşıyor ve çocuğun üstünü başını düzeltiyor” ifadelerini kullandı.
"GECEYE ŞAHİT OLAN EN AZ 20 KİŞİ VAR"
Dava dosyasındaki video ile oynandığını dile getiren Büyükışık, “Arabayı park eden ve yürüyen oğlum ama saat yanlış. Video ile oynanmış. Cinayet mahalinde kameralar en önemli delildir. O an bakılsaydı Dorukhan’ı kimin öldürdüğünü görürlerdi. Oğlumu ya polis öldürdü ya da Münir Tanyer ya da oğlu Taylan Tanyer. İşçilerden biri olsa ilk gün bize teslim ederlerdi. Daraltılmış baz çalışmalarında toplantılar yapıldığını adresleri ile belirledik. Gece olaya şahit olan en az 20 kişi var. Dava değişecek artık buradaki herkesin suçu delilleri karartma” diye konuştu.
"DEVLETTE BULUNAN HER RAPOR GERÇEK DIŞIDIR"
“Devlette bulunan her rapor gerçek dışıdır” diyen Büyükışık, “Sanıkların hepsi ihbardan önce olay yerindeydi. Gece orası ana baba günüymüş. Bir tanığımız da var. Biyolojik delillerin alındığı söyleniyor ama alınmadı. Suç delillerini karartmanın tek bir yöntemi yok yanlış ışıkla da çekerseniz gizlersiniz. Bu raporlarda her paragraf gerçek dışı. Karıma yalan söyledim, beni affetsin. Ona 3,5 yıl kalp krizi dedim, cinayet desem bu delilleri toplayamazdım” ifadelerini kullandı.
"HANGİ ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ OLAYIN İÇİNDE"
Büyükışık konuşmasının sonunda şu ifadeleri kullandı:
Biz bugün organize bir suç örgütünün çözülmeye başladığını görüyoruz. Burada da 5 kişilik sanık listesinde de isimler eksik. Artık durum netken bizim talebimiz failin kim olduğu, neden bu delillerin karartılmaya çalışıldığı, hangi organize suç örgütünün olayın içinde olduğunun tespit edilmesidir. Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum. Buradaki kişilerin de suç delillerini karartmak ve suçluyu kayırmaktan yargılanmasını istiyorum
TALEPLER SIRALANDI
Büyükışık’ın müdafisi, savunmanın ardından talepleri sıraladı. Mal varlıkları araştırılmasını, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “kasten öldürme” davasının bu davaya dahil edilmesi, GPS kayıtlarının istenmesi, sanıkların tutuklanması ya da adli kontrol tedbiri, o tarihteki Narlıdere İlçe Polis Merkezi’nin telsiz kayıtları talep edildi.
ARA KARAR VERİLDİ
Hakim bir sonraki duruşma tarihini 10 Ekim 2025 Cuma günü olarak belirledi.








