Büyük İzmir depreminde yıkılan binaya ilişkin, soruşturma aşamasında inşaat ve jeofizik mühendislerince hazırlanan raporda, binanın yıkılmasında fenni mesul Orhan A. ve müteahhit Şerafettin A'nın kusurlu olduğunu belirtildi.
Dokuz Eylül ve İstanbul Teknik üniversitelerince hazırlanan raporda ise "beton karot numunelerinin, binanın projesinde belirtilen beton dayanım sınıfına uymadığı, bina statik betonarme hesaplarında bodrum katın hesaplara dahil edilmediğinin belirlendiği" ve "projelendirmedeki eksiklikler, malzeme özelliklerindeki yetersizlikler, uygulama ve işçilik hataları, yapım denetimindeki yetersizlik nedeniyle binanın yıkıldığı" görüşüne varıldı.
Mahkeme tarafından verilen kararda, "Tüm uyarılara rağmen, gerek müteahhit gerekse fenni mesul tarafından bu rızaya kalıcı bir çözüm bulunmadığı, dolayısıyla su birikimi nedeniyle zeminde ciddi anlamda sıkıntılar meydana geldiği, bu bağlamda müteahhit Şerafettin A. bahçedeki bitkilerin sulanması nedeniyle bazen su birikiminin bodrumda meydana geldiği yönündeki savunmalarının da diğer ifadeler karşısında doğru olmadığı yönünde kanaat oluştu." İfadeleri yer aldı.
Binanın yapı ve malzeme özellikleri yetersizdi
Ölümler ve yaralanmalardan sanıkların sorumlu olduğuna değinen kararda,"Apartmanın bodrum katının dikkate alınmayarak statik projesinin hazırlanmış olması, binanın yapı malzeme özelliklerindeki yetersizliklerin bulunması, projede belirtilen kısmi bodrumun yapılmayarak bodrum katının tam olarak teşkil edilmesi, bodrum kat ile temel boyut ve ölçülerinin betonarme projedeki boyut ve ölçülerle uyumlu olmaması, B Blok zemin katta biriken su yığınına kalıcı çözüm bulunmaması, sanıkların mesleklerinin ve kanunun yüklediği sorumluluklarını yerine getirmemiş olmaları nedeniyle Yağcıoğlu Apartmanı'nın deprem sırasında yıkıldığı" belirtilerek, "Ölümler ve yaralanmalardan sanıkların sorumlu oldukları" ifade edildi.
Yönetmeliğe uygun malzemeler kullanılmadı
Sanıkların eylemlerini sonuçlarını öngördükleri halde kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun davranmayıp ve gerekli özeni göstermeyerek, bodrum kat statik durumunun projede dikkate alınmadığını belirten kararda, ‘’ Yapı malzemesinin uygun kalitede ve yeterlilikte kullanılmadığı, binanın yapımı sırasında fenni mesul tarafından denetlenmesinde temel boyut ve ölçülerinin açıkça projeye aykırı olmasına rağmen eksik ve özensiz denetim yapıldığı, binanın müteahhidi Şerafettin A. tarafından projede ve yönetmelikte belirtilen uygun malzemelerin kullanılmadığı, binanın kısmi bodrum ile projelendirilmesine rağmen kısmi bodrumun yapılmayarak, kısmi bodrum katının tamamen bodruma çevrildiği, bu nedenlerle sanıkların eylemlerinin bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu buna bağlı olarak, sanıklar hakkında hüküm kurulurken, TCK'nın 22/3 maddesine göre temel cezadan artış yapılması cihetine gidildiği, meydana gelen olayda 11 kişinin ölmüş olması ve 7 kişinin yaralanması nedenleriyle sanıklarda bilinçli taksir halinin mevcudiyeti dikkate alınarak hapis cezası uygulanırken, teşdiden (cezada alt sınırdan ayrılarak üst hadden ceza verme) uygulama yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." İfadeleri kullanıldı.
Tahrik indirimi uygulanmıştı
Mahkeme heyeti, yargılama sonunda sanıkları önce "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verme" suçundan 10'ar yıl hapisle cezalandırmıştı. Suçun "bilinçli taksirle" işlendiği kanaatine vardığını belirten mahkeme, cezaları yarı oranında artırarak sanıklara 15'er yıl hapis cezası vermişti. Sanıkların duruşmalardaki tavırlarını dikkate alan mahkeme, cezalarda takdiri indirim uygulamış ve sanıklara ayrı ayrı 12 yıl 6'şar ay hapis cezası vermişti. Firari Ahmet A'nın dosyasının ayrılmasına hükmedilmişti.
Dokuz Eylül ve İstanbul Teknik üniversitelerince hazırlanan raporda ise "beton karot numunelerinin, binanın projesinde belirtilen beton dayanım sınıfına uymadığı, bina statik betonarme hesaplarında bodrum katın hesaplara dahil edilmediğinin belirlendiği" ve "projelendirmedeki eksiklikler, malzeme özelliklerindeki yetersizlikler, uygulama ve işçilik hataları, yapım denetimindeki yetersizlik nedeniyle binanın yıkıldığı" görüşüne varıldı.
Mahkeme tarafından verilen kararda, "Tüm uyarılara rağmen, gerek müteahhit gerekse fenni mesul tarafından bu rızaya kalıcı bir çözüm bulunmadığı, dolayısıyla su birikimi nedeniyle zeminde ciddi anlamda sıkıntılar meydana geldiği, bu bağlamda müteahhit Şerafettin A. bahçedeki bitkilerin sulanması nedeniyle bazen su birikiminin bodrumda meydana geldiği yönündeki savunmalarının da diğer ifadeler karşısında doğru olmadığı yönünde kanaat oluştu." İfadeleri yer aldı.
Binanın yapı ve malzeme özellikleri yetersizdi
Ölümler ve yaralanmalardan sanıkların sorumlu olduğuna değinen kararda,"Apartmanın bodrum katının dikkate alınmayarak statik projesinin hazırlanmış olması, binanın yapı malzeme özelliklerindeki yetersizliklerin bulunması, projede belirtilen kısmi bodrumun yapılmayarak bodrum katının tam olarak teşkil edilmesi, bodrum kat ile temel boyut ve ölçülerinin betonarme projedeki boyut ve ölçülerle uyumlu olmaması, B Blok zemin katta biriken su yığınına kalıcı çözüm bulunmaması, sanıkların mesleklerinin ve kanunun yüklediği sorumluluklarını yerine getirmemiş olmaları nedeniyle Yağcıoğlu Apartmanı'nın deprem sırasında yıkıldığı" belirtilerek, "Ölümler ve yaralanmalardan sanıkların sorumlu oldukları" ifade edildi.
Yönetmeliğe uygun malzemeler kullanılmadı
Sanıkların eylemlerini sonuçlarını öngördükleri halde kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun davranmayıp ve gerekli özeni göstermeyerek, bodrum kat statik durumunun projede dikkate alınmadığını belirten kararda, ‘’ Yapı malzemesinin uygun kalitede ve yeterlilikte kullanılmadığı, binanın yapımı sırasında fenni mesul tarafından denetlenmesinde temel boyut ve ölçülerinin açıkça projeye aykırı olmasına rağmen eksik ve özensiz denetim yapıldığı, binanın müteahhidi Şerafettin A. tarafından projede ve yönetmelikte belirtilen uygun malzemelerin kullanılmadığı, binanın kısmi bodrum ile projelendirilmesine rağmen kısmi bodrumun yapılmayarak, kısmi bodrum katının tamamen bodruma çevrildiği, bu nedenlerle sanıkların eylemlerinin bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu buna bağlı olarak, sanıklar hakkında hüküm kurulurken, TCK'nın 22/3 maddesine göre temel cezadan artış yapılması cihetine gidildiği, meydana gelen olayda 11 kişinin ölmüş olması ve 7 kişinin yaralanması nedenleriyle sanıklarda bilinçli taksir halinin mevcudiyeti dikkate alınarak hapis cezası uygulanırken, teşdiden (cezada alt sınırdan ayrılarak üst hadden ceza verme) uygulama yapılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." İfadeleri kullanıldı.
Tahrik indirimi uygulanmıştı
Mahkeme heyeti, yargılama sonunda sanıkları önce "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verme" suçundan 10'ar yıl hapisle cezalandırmıştı. Suçun "bilinçli taksirle" işlendiği kanaatine vardığını belirten mahkeme, cezaları yarı oranında artırarak sanıklara 15'er yıl hapis cezası vermişti. Sanıkların duruşmalardaki tavırlarını dikkate alan mahkeme, cezalarda takdiri indirim uygulamış ve sanıklara ayrı ayrı 12 yıl 6'şar ay hapis cezası vermişti. Firari Ahmet A'nın dosyasının ayrılmasına hükmedilmişti.









