Petro-Dolar Dünyası Sona Mı Eriyor?
Üstünlük algısı yaratmak veya rakiplerinin gözünü korkutmak, çok önemlidir. İşte Amerikan rüyası böyle başladı...
İkinci Dünya Savaşının, gerçek mağlubu bütün Avrupa'dır. Sadece Almanya değil. Her ne kadar İngiltere ve Fransa savaşı kazanmış gibi lanse edilseler de, her iki ülke büyük kırım yaşamış, çok asker, insan ve kaynak kaybetmiştir. Kolonicilikte sekteye uğramışlardır. Sonrasında da Britanya İmparatorluğu, dünya liderliğini kaybetti ve bu ayrıcalığı, savaşın kazananlarına bıraktı...
Kazananlar ise Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği oldu.
Epstein çetesinin o günkü versiyonları, Sovyetler Birliği ile her cephede savaştılar. Bilhassa ekonomik olarak...
Çok uluslu bir devlet olduklarından, Sovyetler Birliği içindeki milletlere mikro milliyetçilik pompalaması yaparak,(bu mikro milliyetçilik çalışmaları tanıdık geldi mi?) süreç içinde ülkeyi böldüler. Etkileyebilecekleri bir çok küçük devlet yarattılar. Ama daha önemlisi, Sovyetler Birliği'nin etki alanını daralttılar ve Rusya'nın kuruluşuna gidecek bir süreci yönettiler. Rusya'nın kolonici olmasını engellediler. İki kutuplu, bir dünya inşa ettiler ama ikinci kutup Rusya'nın güdük kalması için herşeyi yaptılar. Başarılı da oldular. Petro-Dolar dünyasını kurdular.
Dünya üzerinde, müşterisi hiç bitmeyecek iki ürünün sadece dolarla satılmasını sağladılar. Silah ve petrol...
İkinci Dünya Savaşı sonrası, Londra altın borsasını, yüksek faiz teklif ederek, ABD'ye taşıdılar. Bütün dünyanın altınını topladılar. Bir iki sene düzenli faiz ödediler. Sonra, ilk olarak, faiz ödemesini kestiler. Akabinde de altınları, rezerv olarak tuttuklarını söylediler ve iade etmediler. Yani bu eylemleri, halk ağzı ile ifade edersek, dünyanın altınına çöktüler!
Ama hala çatlak sesler vardı. Hala dünyada bu sisteme karşı çıkmaya çalışanlar vardı. Üstünlük algısını pekiştirmek gerekiyordu. Ve ABD uzaya çıkma çalışmalarına başladı!
Sovyetler Birliği de benzer faaliyetlere başladı. Ve her iki taraf da uzaya çıktı!
Uzaya çıkmak, çok büyük bir faaliyet değil. Tamam, kolay da değil, ama insanların düşündüğü kadar da zor değil. Sonuçta atmosfer kalınlığı 14-15 km.! Kadıköy'den Beylikdüzü daha uzak!
Zor olmadığını şuradan anlayın, dünyadan bugüne kadar uzaya fırlatılan uydu sayısı 25.000'in üzerinde, bunlardan 18.500 kadarı hala çalışıyor. Kalanlar da uzay çöpü oldu! Bu uydular, dünyaya 160 km. uzaklıktan başlayarak, genelde 200-500 km. uzaklık bandındadır. Yani İzmir-İstanbul arasındaki mesafe kadar.
Peki ABD, ben asla inanmasam da, dünyanın uydusu, ay'a gittiğini iddia ediyor! Bu mesafe ne kadar? Tam 584.000 km!
Bu seyahat çok şüpheli! Çünkü arada yaklaşık 50-60.000 km kalınlığında Van Allen radyasyon kuşağı var! Tam da Kuran'ı Kerim'de tarif edildiği gibi! Bu kuşağı, bugünkü teknoloji ile aşamıyoruz! Ama 1960'larda aşmışlar! Yersen...
Ayrıca bu seyahat ile ilgili bütün orjinal kayıtlar kaybolmuş! Van Allen radyasyon kuşağını nasıl geçtiklerini unutmuşlar! Geriye hiçbir orjinal video ve resim kalmamış!!! Hepsi yitip gitmiş!
Sen dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük başarısına imza atacaksın, üzerine üstlük, dünyada medya ve reklam konusunda lider ülke olacaksın, ama bütün önemli kanıtları kaybedeceksin!
Bunu başaran ekibin, ilk basın toplantısını, internette bulabilirsiniz. Biraz psikoloji biliyorsanız, o insanların vücut dilini okuyabilirsiniz. Pek de dünyanın gelmiş geçmiş en büyük başarısına imza atmış bir ekibin vücut dilini göremezsiniz.
Benim, senin bu seyahate inanıp inanmamızın hiçbir önemi yok. Önemli olan, o yıllarda, dünyanın inanması ve Amerika'nın psikolojik üstünlüğü yakalamasıdır.
Ben çocukken, etrafımdaki amcalardan, teyzelerden çok duyardım: -Ya bırak! Adamlar aya gitti!!! Bu psikoloji ile sadece Türkiye'yi değil, dünyadaki birçok ülkeyi tek kurşun atmadan teslim aldılar! Eğitim sistemini, çocukların okuduğu kitapları değiştirttiler ve düşman olduklarımızın, dostumuz olduğuna, dostlarımızın ise düşmanlarımız olduğuna bizi inandırdılar!
Kendi kanımızdan olan, toprakları işgal edilen, soykırıma uğrayan, kızılderilileri düşmanımız, eli kanlı, vahşi kovboyları dostumuz sanmadık mı?
Oysa ABD hiçbir askeri cephede büyük bir başarıya imza atamadı. Kore, Vietnam başta olmak üzere hiçbir coğrafyada, istediklerini tam olarak alamadılar. Çünkü askerlerinin maneviyatı düşük. Motivasyon kaynakları yetersiz! Ama yine de bir korku imparatorluğu yaratmayı başardılar.
İki binlerin başından itibaren, iki kutuplu dünya sekteye uğramaya başladı. Önce Kaddafi, dolarla petrol satmayacağını, kağıt parçası alıp, enerji vermeyeceğini, bundan sonra petrol alışverişlerini, altın yada gümüşle yapacağını, Afrika para birimi oluşturacağını açıkladı. Sonunu biliyorsunuz!
Buraya kadar, en zor anlayanın, anlayacağı gibi anlattım! Şimdi gelelim günümüze! İran dolarla petrol satmayacağını açıkladı. Ruble ve Yuan da kabul edeceğini yada altın, gümüşle ticaret yapacağını söyledi. İşte bu ABD için savaş sebebidir! Petro-dolar dünyası yıkılırsa, petrol ticareti dolarla dönmezse, ABD çöker! Amerikan rüyası, kabus olur!
Dünyanın hala en büyük silah satıcısı ABD. Ama bu sektörde Türkiye dahil, artık birçok güçlü ve büyümeye aç ülke var. Buradaki yerleri de artık sağlam değil.
Çok kısa bir özetleyelim: Altın borsasını, ABD'ye taşıdılar. Doları rezerv para yaptılar. Silah ve enerji satışında, dünyada tekel oldular. Sermaye birikimi artınca da, bankacılıkta, dünyada bir numara oldular. Müşterisi asla bitmeyecek, bu sektörlerden, müthiş paralar kazandılar. Ve müsrif iş insanları gibi, parayı harcamaya başladılar. Halklarını lüks tüketime alıştırdılar. Çünkü nasılsa, dev para akmaya devam ediyordu!
Geldik en heyecanlı kısmına, ama bugünlük benim yerim bitti. Japon ve Amerikan ekonomisini bekleyen tehlike yarına kaldı! Ama bu açıklamaları yazmasam, yazacaklarım havada kalırdı. Ondan sonra zor yazılara geri dönüyorum. İmamoğlu ve Yeni Parti nereden koşuyorlar?
Sevgi ve Saygılarımla
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.